İstiklal Yolunda Sivas Kongresi Ve 108 Gün

Mayıs 2014 - Yıl 103 - Sayı 321

        İşgal altındaki İstanbul’dan kaçırılan cephane İnebolu Limanı’na getirilir, orada kağnılara yüklenirdi. Yanık çehreli, çilekeş Anadolu kadınları bu mühimmatı yağmur, çamur dinlemeden Batı cephesine naklederlerdi. Gelinler doğum yaptığında kafile mola verirdi. Bu yol güzergâhına “İstiklal Yolu” adı verilirdi.

         

        1919 yılı itibariyle Türk- İslâm dünyasının tamamı esir edilmiş, hiç birinde istiklal yolunda bir kıpırdama, bir karşı koyuş hareketi görülmüyordu. Kayıtsız şartsız teslim olmuşlardı. Son kale olan Anadolu’yu düşürme yolunda işgallerin hızla sürdüğü bir dönemde, dünyanın güç yetirilmez sömürgecilerine karşı istiklal mücadelesini göze alan yegâne unsur Anadolu’daki Türk milletinin evlatları olmuştur. Bu cesaret bir tesadüf değildi. Çok cepheli bir dünya savaşından çıkmış, psikolojik çöküntüler ve yoksulluk içinde olan insanlarımız, tarihlerinin kendilerine kazandırdığı bağımsızlık ruhunun, büyük devlet ve medeniyetlere imza atmış olmanın verdiği bilinç ile bu amansız mücadeleye girişmişlerdir.

         

        İstanbul’dan esen Millî Mücadele karşıtı propagandalara, yüzyılların alışkanlıklarına, işgal kuvvetlerinin tehditlerine rağmen açık bir tavır konulmuş, Türk devlet geleneğini “ârif olana yakışacak şekilde” kavrayan Anadolu insanı için, devletin ve milletin istiklâli her şeyin önüne geçmiştir.

         

        İstanbul’daki meşru devletin, işgal güçleri tarafından denetim altına alındığı, kurtuluşun İngiltere’nin himmetine bırakıldığı, fiili direnişlerin tepkiyle karşılandığı, ihanet olarak algılandığı günlerdi.

         

        “Almanların desteği ile girdiğimiz Cihan Harbi’ni kaybettik”, “Bu muazzam, muntazam devletlere karşı tek başımıza ne yapabiliriz” söylemleri toplumu karamsarlığa itiyor, işgal altındaki İstanbul’un aydınları arasında “manda” eğilimleri artıyor; İngiliz, Fransız, ABD mandası altına girmeyi tek çözüm yolu olarak görüyorlardı. Türk milletine olan güven duygusunu yitirmiş olan bu aydınlar, kurdukları dernekler aracılığıyla yayımladıkları bildirilerde işgalci devlet ve milletlere övgüler diziyorlardı.

         

        Memleketi bu müthiş badireden kurtarmak için yalnız bir kuvvetin temini lazımdı: milletin birliği. İstiklal yolunda yapılması gereken öncelikli iş buydu. Bunu sağlamakta açık hava toplantılarından, kongrelerden geçiyordu.

         

        Bu birliği sağlayacak ve mücadele azmine öncülük yapacak lideri bağrından çıkaran Türk milleti, adeta Ergenekon’dan çıkışı gerçekleştirecektir.

         

***

 

        İngiliz, Fransız gemileri eşliğinde Yunan ordusu İzmir limanına getirildi. 15 Mayıs 1919 günü başlatılan İzmir’in işgali, katliamlara, tecavüzlere sahne oldu. Reddi ilhak Cemiyeti ve İzmir Türk Ocağı’nın girişimleri sonucu İzmirli telgrafçıların çektikleri telgraf yurt sathına yayımlanınca Anadolu ayağa kalktı:

         

        “İzmir ve havalisi Yunan’a ihlâl ediliyor. İşgal başladı. İzmir ve mülhâkatı kâmilen ayakta ve heyecanda, İzmir son ve tarihî günlerini yaşıyor. Son imdadımız sizin göstereceğiniz muavenete bağlıdır. Mitingler, telgraflarla her yere başvurunuz ve vatan ordusuna iltihâka hazırlanınız…”

         

        Söz konusu telgrafı alan Sivaslılar, Vilayet-i-i Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti çatısı altında toplanarak miting yapma kararı aldılar. Cemiyet Başkanı Müftü Abdurrauf Efendi başkanlığında bir tertip komitesi kurularak 17 Mayıs günü şehir meydanında on binlerce kadın ve erkeğin katıldığı protesto mitingi yapıldı. Ardından İstanbul’daki İtilaf devletleri temsilciliklerine ve İstanbul Hükümeti’ne protesto telgrafları çekildi (Miting tertip Heyeti: Müftü Abdurrauf, Mahirbeyzâde Emir, Abdullah, Hazinedarzâde Zihni, Bayraktarzâde Hakkı) .

         

        22 Mayıs ve 4 Haziran günlerinde olmak üzere Sivas halkı iki miting daha gerçekleştirdi. Sivas’ın kaza ve nahiyeleri de mitingler düzenledi, protesto telgrafları çekti.

         

        Sivas’ta yapılan mitingler, çekilen telgraflarla millî tepki ortaya konmuş, ortak duygular etrafında birleşilmiş ve mücadeleye hazır olunduğu açıkça vurgulanmış oluyordu.

         

        Ordu Müfettişi olarak Samsun, Havza girişimlerinden sonra Amasya’ya gelen Mustafa Kemal Paşa, yayımladığı genelgede “Anadolu’nun en güvenilir yeri olan Sivas’ta millî bir kongre düzenleneceği”ni duyuruyordu. Sivas’ın İşgallerden uzak iç bölgede olması, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı bir şehir olması, giriş çıkışların kontrol edilebilir olması ayrıca 3. Kolordu Komutanlık Karargâhının Sivas’ta olması gibi nedenlerle millî kongre için uygun görülürken; işgallere karşı gösterdiği millî duyarlılık da tercih edilmesinde etkili olmuştu.

         

        27 Haziran 1919 günü Erzurum Kongresi’ne katılmak üzere yolu üzerindeki Sivas’tan geçerken Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yöneticileriyle bir toplantı yapan Mustafa Kemal Paşa, şu isteklerde bulunmuştu:

         

        Halkın çoğunluğunu, özellikle okumuş ve genç unsurları maksat ve gaye etrafında toplayınız; fiili direnişe hazırlanın, olumsuz propaganda ve akımlara karşı önlemler alın; Kolordu Komutanı ve Kurmay Başkanı ile çok sıkı ve sürekli ilişki içinde bulununuz, onların şifresi ile önemli konular ve durumlar hakkında bilgi alış verişi yapın; Vali ile de mevcut iyi ilişkileri geliştirerek iki merkezin vilayete yapacağı duyurulardan bilgi sahibi olunuz; Sivas merkezinden Erzurum Kongresi için iki delege seçerek derhal yola çıkarınız.

         

        Uykusuz geçirilen gecenin sabahında, 28 Haziran günü, sabah erken saatte yola koyulan kafile, yanlarına yiyecek olarak on ekmek, iki okka peynir ve on yumurta almışlardı. Refahiye civarında, şose kenarındaki bir yamaçta, çıkınlar içindeki yiyeceklerini yedikten sonra kaputlarını üzerlerine örterek uyudular.

         

        Erzurum Kongresi’ne yaklaşık 56 delege katıldı. Sivas vilayeti bu kongreye 13 delege ile katılım sağladı. Ermeni ve Rum tehdidine karşı altı doğu vilayetinin ve Doğu Karadeniz bölgesinin birliğini sağlamayı amaçlayan Erzurum Kongresi, başarıyla tamamlandıktan üç hafta sonra Sivas’a doğru yola çıkıldı.

         

        2 Eylül 1919 günü şehre yaklaşık beş kilometre mesafede Mustafa Kemal Paşa, Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi, beraberindeki maiyeti ve arkadaşları Sivas halkı tarafından büyük coşku ile karşılandı. Kendilerine tahsis edilen Mekteb-i Sultani binasındaki odalarına yerleştiler. Bu bina Sivas Kongresi’ne ev sahipliği yaptığı gibi 18 Aralık 1919 gününe kadar Mustafa Kemal Paşa’ya ve Heyet-i Temsiliye’ye karargâh olmuştur. 108 gün süre ile bu binadan Millî Mücadele’yi yönettiler. Kongre’den sonra ise Heyet-i Temsiliye, “Geçici Hükümet”“ sıfatıyla tüm ülkeyi yönetmiştir. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi’nin tutanak ve kararları, Kongre binasının bir hükümet binası işlevi gördüğünün belgelerini ihtiva etmektedir.

         

        4-11 Eylül 1919 günleri arasında toplanan Sivas Kongresi sonucunda, Milli Sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu, her türlü işgal ve müdahaleye karşı topyekûn mücadele edileceği, millî istiklalimizin sağlanmasında kararlı olunduğu (mandanın reddedildiği), Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin ve Heyet-i Temsiliye’nin kurulduğu tüm yurda ve dünyaya duyuruluyordu.

         

        Elazığ Valisi Ali Galip Sivas Kongresi’ni basarak dağıtma ve Mustafa Kemal Paşa’yı tutuklama girişiminde bulundu. Bu girişimin talimatını İstanbul Hükümeti’nden almış, “Kürdistan”a bağımsızlık vaadiyle bölgede çalışan İngiliz Binbaşısı Novil ve bazı aşiret reisleriyle işbirliği için olduğu belgelenmişti. Durum Padişah M. Vahdettin’e kurye ile iletildi. Bu durum karşısında Damat Ferit Paşa ve hükümeti istifa etmek zorunda kaldı. “Ali Galip Olayı” Mustafa Kemal Paşa tarafından iyi yönetilmiş, Sivas Kongresi ve Heyet-i Temsiliye, Damat Ferit Hükümetini devirerek siyasi bir zafer kazanmıştı. Bu gelişme sonrası İstanbul’da Ali Rıza Paşa Hükümeti kurulacak ve Sivas ile işbirliği başlayacaktır. Amasya görüşmeleri ve Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin açılması bu işbirliğinin ürünleri olacaktır.

         

***

 

        Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye’nin Sivas’ta kaldıkları 108 gün (2 Eylül- 18 Aralık 1919) boyunca, çok önemli tarihi olaylar yaşanmıştır.

         

        İrade-i Milliye gazetesi 14 Eylül günü Heyet-i Temsiliye’nin yayın organı olarak yayımlanmaya başlamıştır.

         

        İtilaf devletleri Anadolu’yu üç bölgeye ayırıyor ve yönetimini ABD manda yönetimine bırakıyordu. ABD muhalefetinin isteği sonucu, Ermenistan meselesini yerinde incelemek üzere Anadolu ve Kafkasya gezisine çıkan ABD heyeti başkanı General Harbord ile Mustafa Kemal Paşa 20 Eylül günü bir görüşme yapmışlardır. Görüşme ABD heyetini derinden etkilemiş, ABD Senatosu’na sundukları rapor, Milli Mücadele ve Ermeni meselesi gerçekleri konusunda aydınlatıcı olmuştur. ABD, manda konusunda Türkiye’den geri durmayı tercih etmiştir.

         

        Mustafa Kemal’in Sivas’ta kaleme aldığı bildiriler, kurye ile gönderilerek Fransız işgali altındaki Halep ve Şam sokaklarında dağıtılmıştır. Suriye’deki Müslüman ahaliye: “Silahlarınızı birbirinize değil yurdunuzu işgal eden düşmanlara çeviriniz. Konya’yı kurtardık. Yakında vatanımızın tamamını kurtarıp size yardıma geleceğiz” diyerek İslam dünyasını bağımsızlığa teşvik etmesi, Fransız yetkilileri Türkiye’deki emellerini gözden geçirmeye sevk etmiştir.

         

        16- 29 Kasım günleri arasında Mustafa Kemal’in çağrısı ile kolordu komutanları Sivas’ta toplanmıştır. Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve diğer kolordu komutanları bu vesile ile Sivas’a gelerek uzunca bir süre kalmışlardır. Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin İstanbul’da toplanması ve millî teşkilatın durumu gibi meseleler değerlendirilmiştir.

         

        Milli Mücadele yıllarının tek resmi kadın derneği olan Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti Sivas’ta kurulmuştur. Bu kadın derneği, işgalci güçlerin devlet başkanlarına ve eşlerine telgraf çekerek işgallerin haksız ve gerekçesiz yapıldığını, kadın ve çocukların büyük acılar çekmekte olduğunu seslendirmişlerdir. Erzurum ve Trabzon taraflarından Sivas’a gelen kimsesiz muhacir insanlarımızın ihtiyaçlarını ana şefkati ile sağlamışlardır. Askeri kıyafet dikmişler, millî kuvvetler için yardım toplamışlardır. 800 üyeli derneğin; Kangal, Viranşehir, Kayseri, Eskişehir, Kastamonu, Erzincan, Amasya, Burdur, Konya, Yozgat, Bolu, Aydın, Niğde ve Pınarhisar’da şubeleri açılmıştır.

         

        Başlayacak İstiklal Savaşı’na fiilen katılabilmek için belge almak üzere Gülcemal vapuru ile İstanbul’dan Samsun’a, oradan yaylı araba ile Sivas’a gelen meşhur kadın kahramanımız Fatma Seher Hanım, Mustafa Kemal Paşa ile bir görüşme yapmıştır. Bu görüşmede Paşa’nın: “Keşke bütün Türk kadınları senin gibi olsa Kara Fatma” sözü nedeniyle Fatma Seher Hanım’ın namı “Kara Fatma” olarak kalmıştır.

***

        Sivas Müftüsü Abdurrauf (Sarısözen), Vilayet-i Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Sivas Şubesi Başkanı olarak İzmir’in işgalini protesto mitingleri Tertip Komitesi’nin başında olarak Sivas’ta millî şuurun oluşması için büyük çaba harcadı. Cübbesinin eteklerini toplayarak, ev ev, dükkan dükkan dolaşarak Erzurum’dan gelecek olan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını coşku ile karşılayabilmek için koşturdu. Kongrenin açılış ve kapanış dualarını yaptı. Sivas Müftüsü olarak vatanın içinde bulunduğu durumu erken hissetti. Sivas halkına Millî Mücadele ve önemini her fırsatta anlatarak kamuoyunun bu düşünce etrafında toplanmasını sağladı.

         

        Sivaslılar, Kongre binasında kalacak olan misafirleri için evlerinden perde, yatak örtüsü, gündelik ihtiyaçlar için malzemeler getirmişlerdi. Ayrıca Kongre salonunu halılar, sandalyeler ile donatmışlardı.

         

        Elazığ Valisi Ali Galip’in Kongreyi basma tehlikesine karşı yerel silahlı güç arayışına giren Mustafa Kemal Paşa’ya görüştüğü Sivaslılar tam destek sözü verdiler. Şayet Ali Galip, silahlı adamları ile Sivas’a kadar gelebilselerdi, her halde sonları hüsranla biterdi.

         

        Soğuk Sivas gecelerinde Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliye azaları, Sivas’ın ileri gelenleri, Müdafaa-i Hukuk yöneticileri ve Sivas Valisi Reşit Paşa’nın katılımı ile Kongre binasında, mangalların başında, radyum lambaların aydınlattığı odada; Millî Mücadele üzerine görüşmeler, sohbetler yaptılar.

         

        Şeyh Recep olayı karşısında, Sivas halkı, eşrafı, ulemasıyla Mustafa Kemal’in arkasında durdu ve ona tam destek verdi.

         

        Millî Mücadele’nin liderine ev sahipliği yaptıklarının bilincinde olarak, her önemli gelişmede sokak gösterileri yaptılar, sloganlar attılar, Paşa’ya sevgi gösterilerinde bulundular. Sivas’a geldikleri gün ve Ankara’ya gidecekleri sırada coşku ve heyecanla onları karşıladılar, yolcu ettiler. Sivaslılar bu davranışları ile bütün Anadolu’ya örnek oldular.

         

        Mustafa Kemal Paşa, sık sık Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İkinci Başkanı Rasim (Başara Bey’den isteklerde bulundu. Kendisine yardımcı olacak görevliler istedi. Kongre İdare Amiri ve diğer hizmetler için Derviş (Devirmiş); İrade-i Milliye gazetesi için resmen sorumlu, şöhretsiz bir kişi istenmesi üzerine de Selahattin (Ulusalerk) görevlendirildi.

         

        Sivas Kongre binasının güvenliği ile görevli polis memuru Faik Bey, Kongre binası çevresinde sivil olarak görev yapmış. Mustafa Kemal Paşa binadan çıktığı sıralarda kendisinin hatırını sorar, sıcak, samimi davranırmış. Bir gün, karşılaştıklarında: “Sen Sivaslısın. Evinizde yüksek mumlu bir lamba varsa getir, görmekte zorlanıyorum” deyince Faik Bey, evlerinden aydınlatma değeri yüksek bir lamba getirir. Ankara’ya gidişlerinden önce lamba tekrar Faik Bey’e teslim edilir.

         

        Şehrin manevî şahsiyetleri ve diğer saygın insanları Kongre binasına gelerek Paşa’yı ve Heyet-i Temsiliye’yi ziyaret ettiler. Birlikte fotoğraflar çektirdiler.

         

        Sivaslılar Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını sık sık evlerine yemek ziyafetlerine davet ettiler. Paşa, mümkün olduğu kadar bu davetleri geri çevirmedi.

         

        Paşabostanı hamamı kapatılarak Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının defalarca banyo yapmaları sağlandı.

         

        Sivaslı kadınlar, Sivas’a canını atan, kaldırımları dolduran, yoksul muhacirlere kucak açtılar. Kurdukları kadın cemiyeti aracılığıyla: “Muhacir kardeşlerimizin aç ve açıkta kalmamaları için bütün Sivaslıları bu kardeşlerimize yardıma çağırıyoruz. Cihan Harbi’nin zorluklarını, Mütareke şartlarını yaşadığımızın farkındayız, ancak bu zor günde birbirimize destek olmalıyız” duyurusunu yaparak, Sivaslılardan yardım istedi. “Yoksul ve muhacirler için Kurban Bayramı öncesi etlerin kavrularak, özel kaplara konularak getirilmesi” duyurusuna da Sivaslılar canla başla katıldı. Sivas Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, yurt ve dünya çapında Millî Mücadele’ye anlamlı ve büyük katkılar sağladı. Bütün Anadolu kadınlarına örnek oldu.

         

        Kongrenin son günkü toplantısında, büyük bir dinleyici kalabalığı huzurunda hararetli konuşmalar yapıldı. Kongrenin sona erişinin ertesi günü Sivaslılar Ulu Cami’de toplanarak, Kongre tarafından belirlenmiş olan konuşmacıları dinlediler ve Kongreye katılanları tek tek kutladılar.

         

        İşgal güçlerinin ve İstanbul Hükümeti’nin tüm baskı, tehdit ve komplolarına rağmen Sivaslılar, Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer aldı.

         

        Millî Mücadele’nin önderi olan Mustafa Kemal Paşa’yı ve beraberindekileri bu karışık dönemde 108 gün süre ile misafir eden Sivaslılar, huzur ve güven ortamında çalışmalarını sağlamıştır.

         

        Sivaslı Şekeroğlu İsmail Efendi’nin 20-25 kadar delegeyi 32 gün süre ile evinde misafir ettiğini, delegelerin büyük çoğunluğunun şehirdeki evlerde kaldıklarını Mazhar Müfit Kansu anılarında ifade etmektedir. Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkmış bir ülkede, mali sıkıntılar halkı da yakından etkilemişti. Sivas halkının bu konuda gücü yettiği kadar destek verdiği kesin olarak bellidir. Vatanı ve milleti kurtarmak üzere yola çıkan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının, imkânsızlıklar içinde yürüttükleri mücadele ise yeni nesiller için üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir olgudur.

         

***

 

        Mustafa Kemal Paşa’nın Heyet-i Temsiliye’den bazı kişilerin otomobilleri, tam dokuzda, Mekteb-i Sultanî’nin önünden hareket ettiler. Tarih 18 Aralık 1919, Perşembe sabahı, saat dokuzdu.

         

        Kongre binasının önünde binlerce Sivaslı toplanmıştı. Birçok kişi de at ya da araba ile Millî Mücadele yolcularını birkaç saat takip edip uğurladı. Karlar içinde, Sivaslıların candan sevgi gösterileri arasında üç otomobille yola koyuldular. Paşa, Sivas halkını sürekli selamlamaktaydı.

         

        Kafile bir süre hareket edemedi. Mazhar Müfit (Kansu) ve Yüzbaşı Bedri Bey, Osmanlı bankasından senet karşılığında bin lira borç para almışlardı. Otomobil içinde bekleyen Mustafa Kemal Paşa, paranın alındığını öğrendiğinde “Parayı birlikte ödeyeceğiz” dedikten sonra yola koyuldular.

         

        Hava çok soğuktu, yerler karla kaplıydı. Bir taraftan da kar yağıyordu. Otomobiller açık olduğundan kar içine doluyordu. Atlı olarak kendilerini uğurlayanlarla, Sivaslılarla köprübaşında vedalaştılar. Saatte ancak yirmi, yirmi beş kilometre hızla yola devam edebilmekteydiler. Mustafa Kemal Paşa, Sivas il sınırını geçerken 18 Aralık 1919 tarihli telgrafıyla Vali Reşit Paşa’ya veda etti:

         

        Sivas Valisi Reşit Paşa Hazretlerine;

         

        Vilayetiniz hududunu geçerken Sivas’ta hakkımızda ibraz buyurmuş olduğunuz mihmannuvazlığa ve kıymettar muavenetlerine bir kere daha arzı minnettarî eylemeği bir vazife addederek cümleten takdîmi ihtirâmat eyleriz. Mustafa Kemal.

         

        (Vilâyetiniz hududunu geçerken Sivas’ta hakkımızda göstermiş olduğunuz misafirperverliğe ve kıymetli yardımlara bir kere daha hep birlikte minnetlerimizi ve saygılarımızı sunarız.)

         

        Mustafa Kemal Paşa, İkinci telgrafı Şarkışla’dan aynı tarihli olarak Sivas Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne çekti:

         

        Sivas Heyet-i Merkeziyesine

         

        Şehirkışladan:

         

         

        Sivas mıntakasını geçerken heyeti muhteremenize selam ve ihtiramlarımızı takdim eder, vatanın salâhı, milletin necatı uğrundaki mücahede-i mukaddeselerinde temenni-i muvaffakiyat

        eyleriz.

Heyet-i Temsiliye Namına

Mustafa Kemal

 

(Sivas bölgesini geçerken muhterem heyetinize selam ve saygılarımızı sunar, vatanın ve milletin kurtuluşu uğrundaki kutsal savaşınızda başarılar temenni ederiz.)

        2 Eylül 1919 günü Sivas’a gelen Mustafa Kemal Paşa, 18 Aralık 1919 günü Ankara’ya gitmek üzere böyle uğurlandı.

         

        Türk Millî Mücadelesi Sivas Kongresi’nden TBMM’nin kuruluşuna yol aldı. İstiklal Savaşı sonucunda sadece Yunan ordusunu değil; Paris Konferansı kararıyla Anadolu işgali ile görevlendirdiği Yunanistan’a silah ve para desteği veren İngiltere de yenilmiş, siyasal olarak etkilenmiş ve Loyd George hükümeti istifa etmek zorunda kalmıştır.

         

        Türk Millî Mücadelesi mazlum, sömürülen milletlere de örnek olmuş, bağımsızlık hareketleri hiç durmamıştır. Türk milletinin Atatürk’ün öncülüğünde gerçekleştirdiği “Türk Mucizesi”nin yeni nesillerin yüreğinde istiklal ateşini her zaman diri tutmasını diliyoruz.

         


Türk Yurdu Mayıs 2014
Türk Yurdu Mayıs 2014
Mayıs 2014 - Yıl 103 - Sayı 321

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele