İsmail Otar

Eylül 2011 - Yıl 100 - Sayı 289

                    İçinde bulunduğumuz yıl, sağlığında ismini öne çıkarmamağa özen gösteren, toplumda ancak ilgili çevrelerde tanınan Kırım Türklerinin siyasi önderlerinden İsmail Otar’ın doğumunun yüzüncü yılıdır. Türkiye’de kültür hayatında önemli hizmetleri bulunan kişilerin doğum ve ölüm yıldönümlerinin belli yıllarda anılması, ilgili kurumların kendi alanlarında bu kişilerle ilgili çalışmalar yapması, eserlerinin yeni basımlarının yapılması, posta teşkilatının hatırasına pul çıkarması, darphanenin madalya hazırlaması, sempozyum ve anma günleri düzenlenmesi çok kişi için yapılmıştır. Sayılan bu faaliyetlerinin tamamının bir kişi için yapıldığını da söylemek zordur. Batı’da ve bilhassa geçmiş Sovyetlerde bu tür faaliyetlere büyük önem verilmiştir. Yeni Türk cumhuriyetlerinde bu geleneğin yaşatılmasına çalışılmaktadır. Türksoy’un öncülüğünde yakın tarihlerde Türklüğün yetiştirdiği bilim ve sanat adamı Zeki Velidi Togan ve Abdullah Tukay bu çerçevede geniş etkinliklerle anılmışlardır.

         

                    Kırımlı Hafız Ali (1886-14.7.1965) –Emine Otar( 1891-19.6.1977) çiftinin dört kız bir erkek çocuğunun ikincisi olarak 1.10.1911 tarihinde Bursa’da dünyaya gelmiştir. Dedesi Mustafa Efendi Kırım’ın Bahçesaray şehri sakinlerindendir. Çarlık hükümetinin 1870’lerde başlattığı eğitim reformu hareketinin egemenliği altındaki milletleri Ruslaştırmaya yönelik olduğunun anlaşılmasından sonra ailesi 1892’de Türkiye’ye göç ederek Bursa’ya yerleşmiştir. Otar’ın babası Hafız Ali ailesini ve işini daha sonra 1908’de İstanbul’a nakletmiştir. Kardeşleri Avukat İbrahim Otar(1913-6.2.1986), Şevket Otar(14.3.1916-26.3.1976), Nuriye Pekman(1909-8.3.1987)’dır. Hayrünnisa Hanım’la (d.18.10.1918) yaptığı evlilikten iki oğlu ve bir kızı olmuştur.

         

                    İlk ve orta okulu Bursa’da bitiren İsmail Otar, tarih ve edebiyata meraklı olmasına rağmen babasının ısrarlı yönlendirmesiyle 1926 yılında İstanbul’a giderek Sultanahmet Ticaret Lisesi’ni girmiş ve 1929’de mezun olmuştur. Yüksek öğrenim için yazıldığı İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi’ni 1935 yılında bitirmiştir. Öğrenci iken 20 Eylül 1926 tarihinde muhasebe kâtipliğiyle mesleğe başlamış, kamu kesiminde ve özel şirketlerde uzun yıllar çalışmıştır. İlk yayını meslek alanında olmuştur.[1] Sonraki yıllarda muhasebe tarihi ile ilgili özgün eserler kaleme almıştır. 1989 yılına kadar yeminli mali müşavir olarak Türkiye’nin en büyük alt yapı yatırımlarını gerçekleştiren şirketlerin muhasebe ve mali danışmanlığını yapmıştır. Vefat ettiğinde muhasebecilik mesleğinin en kıdemli mensuplarından biri idi.

         

                    Yüksek okul öğrencisi iken arkadaşı Dr. Abdullah Zihni Soysal vasıtasıyla 1930’da Kırım Türklerinin siyasi önderi Cafer Seydahmet Kırımer ile tanışmıştır. Bu tanışmadan sonra çok dar bir kadronun yürüttüğü Kırım’ın kurutuluşu mücadelesi hareketinin saflarında yerini almış ve ömrünün son demlerinde yatağa bağlı hale gelmesine kadar, ilk gençlik heyecanı ile mesaisini sürdürmüştür.

         

                    Kırım Türklerinin siyasi önderi Cafer Seydahmet Kırımer, vatan toprağının Rus emperyalizminin pençesine düşmesinden sonra yaşadığı Türkiye’de milli meseleleri takip etmeye başlamıştı. Pilsudski fonundan temin ettiği burslarla İbrahim Otar, Sabri Arıkan, Dr. Abdullah Zihni Soysal, Selim Ortay gibi gençleri lisans ve lisansüstü öğrenim yapmak üzere Polonya’nın değişik üniversitelerine göndermiştir. Bu şekilde gelecekte ihtiyaç duyulacak kadroları yetiştirmeyi düşünmüştü. 1930 yılından itibaren Romanya’da çıkmaya başlayan Emel dergisi Kırımer ve bu genç kadronun uzaktan desteği ile yayın hayatını 1940 yılına kadar sürdürmüştür. [2]1939 yılında II. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Soysal’ın dışında olanlar Türkiye’ye dönmüş ve eğitimlerini tamamlayarak mesleki faaliyetleri yanında Kırımer’in talimatları doğrultusunda milli işlerle ilgilenmişlerdir. Otar, bu vesileyle milli işlerin takibi çerçevesinde İstanbul’da mukim esir Türk illerine mensup siyasi muhacirlerin tamamını yakından tanıma imkânı bulmuştur. Bu şahısların bazılarıyla ilgili hatıralarını zaman zaman şive taklitleriyle birlikte kendisinden dinledik. Türkiye’de yaşamakta olan muhacir Türklerin şemsiye teşkilatı, gazeteci Muharrem Fevzi Togay’ın başında bulunduğu Turan Neşri Maarif Cemiyeti’nin çalışmalarına iştirak etmiştir. Dil öğrenmek gayesiyle gittiği Almanya’da, Promete teşkilatının merkezi Polonya’nın başkenti Varşova’da milli meselelerle ilgili ikili görüşmelerde bulunmuştur. 1933’te kardeşi İbrahim Otar’la birlikte Romanya’ya giderek Dobruca’da hemşerilerinin yaşadığı köyleri ziyaret etmiştir. Cumhuriyet yönetimi geniş topraklara sahip devletin insan gücünü artırmak gayesiyle zaman zaman ilgili ülkelerle yapılan ikili anlaşmalarla milli sınırların dışında kalan soydaşlara kapılarını açmıştır. Bu ülkelerden gelen göçmenlerin tahsil durumlarının denkliği ile ilgili dosyaların kabarık muhtevasına bakıldığında milli meselelerin az sayıdaki kişinin sırtında kalmasını anlamak güçtür. Gelenlerin ekseriyetinin rahata kavuştuktan sonra geçmişle ilgilerini kestikleri anlaşılıyor.

         

                    Birbirlerinden pek hoşlanmayan siyasi muhaceretin önderlerini Kırımer, yaş olarak onlardan küçük olmasına rağmen bir araya getirme becerisini göstermiştir. Kırımer, Türkiye’yi yöneten siyasi kadrolarla iyi ilişkiler içinde bulunmuştur. Sovyetlerin baskısı sonucu siyasi faaliyetlerini Türkiye dışına kaydırmak zorunda kalan diğer siyasi önderlerden farklı olarak Kırımer, Türkiye’de kalmış ve sadece kendi işlerini değil dostlarının da meselelerinin çözümüne yardımcı olmuştur. Kırımer, Emel dergisinde 1939 yılında başlayan II. Dünya Savaşı üzerine son derece tutarlı analizler yapmıştır. Almanların Sovyetlere yönelmesinden sonra işgal altındaki topraklara yeniden kavuşulması ümidi uzun sürmemiştir. Resulzade ve Kırımer, Almanların ilişki kurma tekliflerinin gerçekçi olmadığını bilmelerine rağmen görüşmelerin bir süre sürdürülmesini temin etmişlerdir. Sonuçsuz kalan görüşmeler, savaşın bitiminde Avrupa’da ki muhtelif kamplarda Sovyetlerin eline düşmekten kurtarılmayı bekleyen sivil ve asker muhacirlerin elverişli bir ortama nakillerinin sağlanması Kırımer’in temaslarıyla sağlanmıştır. Savaşın sonlarına doğru Sovyet topraklarından çekilen Alman kuvvetleriyle birlikte geleceklerinin karanlık olduğunu gören 20-30 bin dolayında Kırımlı Romanya’da Türkiye’ye gelmek için izin beklemiştir. Türkiye, güç kazanan Sovyetlerle ilişkilerini sıkıntıya sokmamak için bu talebe olumlu cevap vermemiştir. Bu yoğun mesaiyi yürüten, görünmeyen isimlerin başında Otar gelmektedir. Bütün bu çalışmaların sonucunda engin bir tecrübe kazanmıştır.

         

                    Otar, Kırımer’den çalışma disiplini, toplum önderliği konularında görgü ve uygulamaya dayalı bir geniş bir bakış açısı kazanmıştır. Yeni Türk devleti Sovyetlerle, dönemin siyasi vaziyeti gereği ekonomik ve siyasi bakımdan ilişkilerini sürdürmekle birlikte esaret altındaki Türk illeriyle bağını koparmamıştır. Güvenilir kişilere emanet edilen ‘Milli Merkez’ler arasında koordinasyon sağlanmış ve muhaceretin dağılmadan milli davalarının takipçisi olmaları temin edilmiştir. Kırımer, II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’ye gelen bazı muhacirlerin belirlenmiş çalışma sistemini bozmaya yönelik olumsuz çıkışlarını etkisiz haline getirmiş, kendisinden sonraki önderi işaret etmiştir. Kırım Milli Merkezi, demir perdenin hafifçe aralanıp içeriden haber alma imkânlarının artmasından sonra kamuoyunu bilgilendirmek üzere Emel dergisini yeniden neşretmeye başlamıştır. Dergi önce Ankara’da çıkmış, İstanbul’a nakledildikten sonra İsmail Otar’ın sahipliği altında iki ayda bir çıkarılmıştır. Derginin sahipliğini 103. sayıya kadar devam ettirmiştir. Dergi diğer Türk urugları içinde neşrindeki istikrar ve muhteva bakımında iyi bir örnek teşkil etmiştir. Milli Merkez’de nöbeti devraldıktan sonra bilinen konulardaki hassasiyetten uzaklaşılmamaya özen göstermiştir. Emekli olup ikametgâhını Erenköy’e taşıdıktan sonra bütün zamanını milli konulara hasretmiştir. Evine yakın bir binada satın aldığı dairede çalışmalarını sürdürmüştür. Yazlığına gittiği günlerin dışında daima burada bulunmuştur. Kardeşi İbrahim Otar’la kurdukları kütüphane ve Kırım Milli Merkezi’nin arşivi araştırmacılara açık tutulmuştur. Kütüphanede muhtelif Türk uruglarına mensup siyasi önderler tarafından Berlin, Paris, Varşova, Tokyo, Münih, Mançurya ve Köstence’de çıkarılan süreli yayınların koleksiyonları mevcuttu. Bunlara ilaveten Türkiye’de başta Kırım olmak üzere Kafkasya, Azerbaycan, Batı Trakya ile ilgili süreli yayınlar, Çınaraltı, Doğu, Ötüken, Orkun başta olmak üzere Türkçü dergilerin koleksiyonları bulunuyordu. Kırım’la ilgili gerek Çarlık, gerek Sovyet döneminde ve dışarıda çıkan yayınların ekseriyeti toplanmıştı. Promete teşkilatının Varşova’da çıkardığı süreli yayınlar ve kitaplar ile bu teşkilatın ülke dışına çıkan mensuplarının özel neşriyatları bir araya getirilmişti. Sovyetlerin dağılmasından sonra geliş trafiğinin artmasıyla kütüphane yeni yayınlarla zenginleştirilmişti. Bu merkez dünyanın değişik ülkelerinden gelen araştırmacılara açık tutulmuştur. Fiziki gücünün elverdiği ölçüde ziyaretçilere yardımcı olmuş, hizmet etmiştir.

         

                    Hayatının en verimli dönemi emekli olduktan sonraki yıllardır. Önceden üzerinde çalıştığı muhasebe tarihi ve Kırımla ilgili eserleri arka arkaya neşretmiştir. Osman Akçokralı’nın Kırım Tatar Damgaları İsimli Kitabı Vesilesile, Kırımlı Türk Şair ve Bilgini Bekir Sıdkı Çobanzade, Cafer Seydahmet Kırımer’in Günlüğü, Çarlık Hakimiyetin’de Kırım Faciası, Tevarih-i Tatar Han ve Dağıstan, Moskov ve Deşt-i Kıpçak Ülkelerinindir, Risale-i Felekiyye Kitab’us Siyakat Hakkında, Muhasebede Siyakat Rakamları, bizzat telif ettiği veya neşre hazırladığı eserlerdir. Bu yayınların ekseriyetini kendi imkânları ile bastırmıştır. Ömrünün son demlerinde global baskılar ve zihniyet değişimiyle Kırım konusunda üstadı Kırımer’in tesis ettiği bütünlüğün bozulduğunu, temel ilkelerde aşınmanın başladığını görmekten üzüntü duymuştur. 8 Ekim 2005 tarihinde vefat etmiş ve Edirnekapı’da defnedilmiştir. Uzun ömrü boyunca tanık olduğu hadiseler ve dostluk kurduğu önemli fikir ve siyaset adamları ile ilgili hatıralarını, gözlemlerini yazılı hale getirmemesi kültürümüz açısından büyük talihsizliktir.

         

                    Doğumunun 100. yılı vesilesiyle büyük Türkçü İsmail Otar’ı özlemle anıyoruz.

         

         


        


        

        [1] Kazanç Vergisi Kanununa Göre İhtiyat Akçası ve Amortismanlar, İstanbul 1941


        

         

         


Türk Yurdu Eylül 2011
Türk Yurdu Eylül 2011
Eylül 2011 - Yıl 100 - Sayı 289

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele