Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu

Ocak 2011 - Yıl 100 - Sayı 281

                   Cumhuriyet döneminde yetişen tarihçilerimizin arasında seçkin bir yeri bulunmaktadır. Bilim hayatının olgunluk döneminde bütün mesaisini Türk kültür tarihi araştırmalarına hasretmiş, meydana getirdiği ana eseri günümüzde temel kaynak özelliğini muhafaza etmektedir.

         

         

                    Ailesi, Öğrenim ve Akademik Hayatı

         

                   1914 yılının Ocak ayının ikinci yarısında Burdur’un Tefenni ilçesinde dünyaya gelmiştir. Babası Recep Efendi ile annesi Hatice Hanım oğullarına Halil İbrahim adını vermişlerdir. Babasının I. Dünya Savaşı’na katılarak ve Erzurum Cephesi’nde şehit düşmesinden sonra dedesi tarafından büyütülmüştür.

         

                   İlköğrenimini 1926 yılında Tefenni’de tamamladıktan sonra öğretmeni M. Emin beyin ısrarı ile girdiği ve yatılı olarak okuduğu İzmir Öğretmen Okulu’nu 1932 tarihinde bitirmiştir. Afyon iline öğretmen olarak tayin edilmiş ve üç yıl burada çalışmıştır. Soyadı kanunun çıkması üzerine aldığı Tanju soyadını sonraki yıllarda aile lakabı ile değiştirmiştir.[1] İlkokul öğretmenliği ile yetinmeyerek üst öğrenime devam etmeyi arzu etmiş ve 1936 yılında Ankara’da açılan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne yazılmıştır. 29 Eylül 1935 tarihli Ulus gazetesinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen ilanda fakülteye alınacak 40 yatılı öğrencinin lise veya 6 yıllık öğretmen okulu mezunu olmasının bildirilmesiyle imtihana girmesi mümkün olmuştur.[2] Okula giriş için İstanbul ve Ankara’da imtihanlar yapılmıştır. İmtihanı yapan heyette Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlar Müdürü Faik Reşit Unat’da bulunmuştur.[3] Fakülte, 14.06.1935 tarih ve 2795 sayılı kanunla kurulmuş ve 1936 yılının 9 Ocak günü saat 15.30’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün iştirakleriyle tarihi Türk Ocağı genel merkez binasında yapılan büyük bir törenle eğitim ve öğretim faaliyetine başlamıştır.[4] Atatürk, konuşmaları balkon katının ortasındaki Cumhurbaşkanlığı locasında misafiri bulunan Afganistan Dışişleri Bakanı Serdar Feyz Muhammed Han, Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras ile birlikte takip etmiştir. İstiklal Marşı’nın söylenmesinden sonra ilk konuşmayı yapan Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan, fakültenin kuruluş gayesinin, Türk dilini, Türk tarihini ve Türk coğrafyasını ilmi yöntemlerle araştırmak ve incelemek olduğunu belirtmiştir. Açılış merasiminin yapıldığı günkü Ulus gazetesinde fakültenin öğretim üyelerinin resimleri bulunmaktadır. Öğretim üyelerinden Fuad Köprülü, Şemsettin Günaltay, Hikmet Bayur, Muzaffer Göker, aynı zamanda mebus idiler.

         

               Kafesoğlu, Hungaroloji bölümünü seçmiştir. Bu bölümün öğretim üyesi olan Macar Prof. Dr. Laszlo Rasonyi (1899-1984), iyi Türkçe bilen bir bilim adamıdır. Ders metinlerini Almanca hazırlamış ve bazı öğrencilerinin yardımıyla bunları Türkçeye çevirmiş ve derslerini Türkçe yapmıştır.[5] Onunla birlikte aynı bölümde okuyan öğrenciler arasında Prof. Dr. Ahmet Temir, Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. Şerif Baştav’da bulunmaktadır.[6]

         

              Fakültenin açılış töreninin ardından öğretim faaliyeti Evkaf Apartmanı’nın Gençlik Parkı’na bakan daireleri ile Küçük Tiyatro’nun bugün işgal ettiği bölümde devam etmiştir. Şimdiki binanın yapımı Mart 1940’ta tamamlanmıştır. Fakültenin ilk öğrencilerinden Muazzez İlmiye Çığ,13 kız yatılı, 40 tane de erkek yatılı öğrenci bulunduğunu, Evkaf Apartmanı’nda tutulan iki katın bir kısmının kızların yatılı olarak kalması için düzenlendiğini, erkeklerin önceleri Gazi Terbiye Enstitüsü’nde kaldıklarını, sonradan bir kat daha kiralanıp onlarında Evkaf Apartmanı’na alındıklarını belirtiyor. Sonradan yatılı öğrencilere dâhil olan Çığ, bir ellerinin yağda, bir ellerinin balda olduğunu, hep turfanda günde altı çeşit yemek yediklerini, giyimlerinin verildiğini, harika bir talebelik geçirdiklerini hatırlamaktadır.[7] Bu 40 öğrenciye öğretmen okulu mezunu olan ve o tarihe kadar yüksek tahsil yapamayan birçok yaşlı zevat, Kütüphaneler Genel Müdürü Aziz Berker, Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürü Faik Reşat Unat’ta katılmışlardır.[8]

         

              İlk öğrenciler, bölüm dersleri yanında yardımcı zümre (bölüm) dersleri ile eski Önasya dilleri veya Arapça dersi okumak mecburiyetinde idiler. Kafesoğlu, Macar dili ve edebiyatı yanında yardımcı olarak seçtiği dallardan Ortaçağ Tarihini Fuat Köprülü’den, Türk Dili dersini Abdülkadir İnan’dan okumuştur. Okulu bitirdikten sonra ‘ilmi yardımcı’ olarak mezun olduğu fakültede akademik hayatın ilk basamaklarına adım atmıştır.[9] 1941-1943 Haziran ayı arasında ikinci askerlik görevini yapmıştır. Üniversite tarafından Macaristan’a Budapeşte’ye Orta Asya Türk Tarihi ve Kültürü üzerine doktora yapmak üzere gönderilmiştir. Macaristan’da 1943-1944 ders yılında tanınmış bilim adamları A. Alföldi, Gy. Nemeth ve D. Ligeti gibi Türkologların derslerine devam etmiş, savaşın şiddetlenmesi üzerine 1945 Nisan ayında Türk Büyükelçiliği mensupları ile birlikte geri dönmek mecburiyetinde kalmıştır.

         

              Dönüşünde kısa bir müddet eski fakültesinde görev yaptıktan sonra eğitimci H. Akverdi, Dr. Hamit Zübeyr Koşay’ın destekleri ve o zamanki dekan Ord. Prof. Hamid Ongunsu’nun iyi niyeti ile 1945’te İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Orta Çağ Tarihi Kürsüsü’ne asistan olarak tayin edilmiştir. Bu tercihi ile ihtisas alanını değiştirmiştir. Aynı sahada çalıştığı ve sonraları aralarında ilmi bakımdan görüş farklılıkları meydana gelen Osman Turan, ihtisas alanındaki değişikliğe rağmen gösterdiği gayreti takdir etmiştir: ‘Hungaroloji tahsilinden çok sonra Selçuklular devri üzerinde çalışmağa başlayan ve bu gecikme ve ihtisas değiştirme dolayısiyle de ciddi gayretler gösteren Kafesoğlu bu çalışkanlığı sayesinde Melikşah’a dair monografisi ile doktorasını ve Harizmşahlar tarihine dair eseriyle de doçentliğini kazanmıştır.’[10]Görev aldığı kürsünün başkanı Prof. Dr Mükrimin Halil Yinanç’tır. Onun işaretiyle Selçuklu tarihi, Türk-İslam tarihi üzerinde derinleşmeyi seçerek 1949 yılında Melikşah hakkında hazırladığı monografi ile doktorasını tamamlamıştır. Selçuklu dönemi Türk tarihi ile ilgili çalışmalarını devam ettirmiş, 1953’te Hârizmşahlar Devleti Tarihi isimli tezi ile doçent olmuştur. 1954-1955 yılları arasında Tarih Bölümü başkanlığı yapmıştır.[11]

         

             Erzurum’da açılan Atatürk Üniversitesi’nin öğretim elemanı ihtiyacını karşılamak üzere Türkiye’nin o tarihte oldukça sayılı yüksek öğretim kurumlarından yapılan takviye programı çerçevesinde 1957 yılında burada görev almıştır. 16 Kasım 1957 tarihinde üniversitede açılış dersini vermiştir. Buradaki görevi sırasında 1959 Ekiminde, Umumi Türk tarihi profesörlüğüne tayin edilmiştir. Erzurum’daki görevini tamamladıktan sonra tekrar eski görev yerine dönmüş, kadro sıkıntısı sebebiyle eski yükselmesi kabul edilmediğinden yeniden başvurusu üzerine 1962 Ekim’inde, Tarih Bölümü’nün Umumî Türk Tarihi Kürsüsü’ne profesör olarak tayin edilmiştir. Erzurum’daki ilk profesörlüğünde yaptığı kürsü değişikliğini burada da devam ettirmiştir. Bu kürsünün başkanı olan Prof. Dr A. Zeki Velidi Togan’ın vefatına kadar birlikte görev yapmıştır. Onun 1970 yılındaki vefatından sonra emekliye ayrıldığı Ocak 1983 tarihine kadar kürsünün başkanlığını yürütmüştür. 18 Ağustos 1984 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.[12]Üniversitede yapılan cenaze töreninde Prof. Dr Erdoğan Merçil, Prof. Dr. Mustafa Kafalı, Doç. Mehmet Saray; Kafesoğlu’nun çalışmaları ve hizmetleri hakkında konuşmalar yapmışlardır. Törene Kültür ve Turizm Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu, eski Cumhurbaşkanlarından Celal Bayar, İsa Yusuf Alptekin, İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Yılmaz Altuğ katılmışlardır.[13]İstanbul’da Edirnekapı Şehitliği’ne defnedilmiştir. Memleketi Tefenni’nin Tütüncüler ailesinden Müzeyyen hanımla yaptığı evlilikten Cumhur ve Gülnur isimli iki kızı Celalettin isimli bir oğlu olmuştur. Oğlu gazetecilik mesleğini seçmiştir.

         

         

                                                       İlmi ve Kültürel Faaliyetleri

         

           Kafesoğlu, üniversiteyi bitirip fakültesinde asistan olduğu tarihten itibaren ilmi faaliyete başlamıştır. Fakültede hocası olan Macar bilim adamı L. Rasonyi’nin Türkçe neşrettiği Dünya Tarihinde Türklük isimli eserinin tercümesine yardımcı olmuştur. Rasonyi, eserinin önsözünde kendisine yardımcı olan Şerif Baştav ile Kafesoğlu’nun adını zikretmiştir.[14]Rasonyi’nin eserinin son kısımlarında, Ruslaştırma Gayretleri ve Türk Birliğine Doğru bölümlerinden itibaren ilerleyen sayfalar boyunca İbrahim Kafesoğlu dipnotlar halinde onun eksik bıraktığını düşündüğü hususları aydınlatan bir zeylde bulunmuştur.[15]

         

            1958, 1968, 1972 yıllarında Fransa ve İngiltere’de ilmi incelemelerde bulunmuştur. 1956 yılında Dünya Öğretmen Teşekkülleri Federasyonu’nun Almanya’nın Frankfurt şehrindeki kongresine katılmıştır. 1965 yılında Danimarka’da yapılan Avrupa Konseyi üyesi devletlerin ‘Orta Dereceli Okullarda Tarih Kitapları’ seminerinde Türkiye’yi temsil etmiştir. 1976 yılında Sofya’da yapılan Türkiye-Bulgaristan Kültür İlişkileri Tanzim heyetinde Milli Eğitim Bakanlığı adına görev yapmıştır.[16]Bakanlar Kurulu’nun 06 Şubat 1976 tarihli toplantısında heyet üyeleri belirlenmiş ve bu karar‘/11373 sayılı Kararname ile Cumhurbaşkanı F. S. Korutürk tarafından imzalanmıştır.

         

            Üniversite dışında sivil kurumlar tarafından yürütülen kültür hayatımızla ilgili çalışmalara iştirak etmiştir. Ekrem Hakkı Ayverdi’nin başkanlığını yaptığı İstanbul Fetih Cemiyeti, 28.07.1950 tarih ve 3/11614 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile İstanbul’un fethinin 500. Yıldönümü’nün kutlama hazırlıklarını yapmak üzere görevlendirilmiştir. Kurum önce, İstanbul 500 ve Müteakip Fetih Yıllarını Kutlama Derneği adı ile kurulduktan sonra, önce İstanbul Fethi Derneği daha sonra İstanbul Fetih Cemiyeti adını almıştır. Cemiyet 1952’de bünyesinde İstanbul Enstitüsü’nü tesis etmek üzere çalışmalara başlamış, 1953’de nizamnamesi hazırlanmış ve 14 Nisan 1954’de 7 şubesine beşer üye seçildikten sonra çalışmalara başlanmıştır. Kafesoğlu, enstitünün Tarih şubesinde ilk kuruluşundan itibaren görev almış ve başkanlığını yapmıştır.

         

              1961 Yılında Kurulan Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün ilmi çalışmalarına katılmış, kurumun yayın organı Türk Kültürü dergisinin uzun süre başyazarlığı yapmıştır. Enstitünün en önemli yayını olan ve uzun çalışma döneminden sonra baskıya hazır hale getirilen Türk Kültürü El Kitabı’nın hazırlık döneminde fiilen görev yapmıştır. Fakülte arkadaşları Muharrem Ergin, Oktay Aslanapa ile birlikte Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü’nün etkinliğinin artırılması yönünde büyük gayretleri olmuştur.

         

             Milli Eğitim Bakanlığı’nın Türk kültürüyle ilgili eserlerin geniş toplum kesimlerine yayılmasını temin maksadıyla neşretmeyi tasarladığı 1000 Temel Eser projesini yürütmek üzere teşkil edilen heyette görev almış ve alanı ile ilgili bazı eserleri bu yayın programı çerçevesinde basılmıştır.

         

              Milli Eğitim Bakanlığı 1941 yılında, Hollanda’nın Leyden şehrinde yabancı müsteşrikler tarafından neşredilen İslam Ansiklopedisi’nin Türkçe versiyonunu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde çıkarmayı düşünmüştür. Adnan Adıvar’ın sorumluluğunda cüzler halinde neşredilen ansiklopedinin ilerleyen zaman içinde neşriyatıyla ilgilenen tahrir heyetinde vefat, istifa gibi sebeplerle değişiklikler meydana gelmiştir. Kafesoğlu, 1962-1967, 1977-1981 yılları arasında bu heyette görev almıştır. 1967-1968 yılları arasında İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Müdürlüğü’nü yürütmüştür.

         

             İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü, Tarih Araştırmaları, İslam Tetkikleri Enstitüsü, Şarkiyat Enstitüsü üyeliklerinde bulunmuştur. 1983 yılından itibaren yeniden tesis edilen Türk Tarih Kurumu’na üye seçilmiştir. 

         

         

              Kafesoğlu, ilmi faaliyetleri yanında toplumun aydınlatılması gayesiyle vaki davetler üzerine Edirne, Antalya, Kırklareli, Bursa, Tekirdağ, Konya, Erzurum, Ankara, Adapazarı, Van şehirlerinde tarih ve Türk kültürü ile ilgili konularda konferanslar vermiştir. İstanbul’da Sultanahmet ve Taksim’de yapılan geniş katılımlı toplantılarda halka açık konuşmalar yapmıştır.

         

              1956-1957 yılları arasında Türkiye Muallimler Birliği, 1964-1968 yılları arasında Milliyetçi Öğretmenler Sendikası, 1964-1970 yılları arasında İstanbul Milliyetçi Öğretmenler Birliği başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

         

              Biyografisinde çok sayıda önemli kuruluşun yöneticiliğini yaptığı görülmektedir. Kişilik olarak mütevazı yapıda olmasına, cemiyet hayatında ön planda görülmek gibi bir ihtirası bulunmamasına rağmen bu görevleri mecburiyet sebebiyle üstlenmiştir. Onun gerek yazıları ve gerekse milliyetçilik fikrinin toplumda sesinin duyurulması yönünde ki hizmetleri dönemin şartları içinde değerlendirilmelidir. 1961 Anayasası’nın sağladığı imkânlarla Türk fikir hayatında kesif bir propagandanın desteği ile etkin hale gelen sol düşünce karşısında milli düşüncenin geri planda kalmasını önlemek, genç nesillerin milli fikirlerle muhatap olmalarını sağlamak üzere ilmi çalışmalarının yanında toplum hizmetlerine önderlik yapmak sorumluluğunu hissetmiştir.

         

             O dönemde üniversitelerdeki sol düşünceli aydınlar toplumun gündemini işgal eden hususlarda açık imzalarıyla bildiriler yayınlamayı gelenek haline getirmişlerdi.[17]Bu öğretim üyelerinin sayıları çok olmamakla birlikte varlıklarından fazla sesleri çıkmakta idi. Bunları desteklememekle birlikte kenarda seyirci durumunda kalan çoğunluğa önderlik yapmanın sorumluluğunu Kafesoğlu üstlenmiştir. 1967 yılı Ocak ayının sonlarında veya Şubat ayının ilk günlerinde Anadolu’nun çeşitli şehirlerdeki milliyetçi kuruluşlar, Milli Türk Talebe Birliği tarafından gönderilen bir davet mektubu aldılar.

         

               ‘Bütün Türkiye Milliyetçi Teşekkülleri Büyük Kurultayı’na davet, Milli Türk Talebe Birliği Türkiye’nin her yerindeki milliyetçi teşekküllerin iştirak edeceği büyük bir kurultay toplamağa karar vermiştir. Kurultay 10 Şubat 1967 tarihinde saat 10’da MTTB konferans salonunda başlayacak, 12 Şubat 1967’de sona erecektir. Türk halkının her sınıf ve zümresini temsil eden çeşitli kuruluşları bir araya getirecek ve Türk milliyetçiliğinin meseleleri üzerinde fikir ve görüş teatisini sağlayacak böyle büyük bir şuranın toplanması hayati bir ihtiyaç haline gelmiştir. Emelimiz, milliyetçi cepheyi bir araya getirerek, aramızdaki bağları kuvvetlendirecek temaslarda bulunmaktır. Yurdun her bölgesinden gelecek temsilcilerin bulunacağı bu Büyük Kurultay’a şeref vermenizi saygılarımla rica ederim’ Davet mektubunu MTTB 48. Genel Kurul Başkanı Mehmet Niyazi Özdemir imzalamıştır. Bu toplantının teşebbüsü dönemin son derece etkili gençlik kuruluşu olan Milli Türk Talebe Birliği tarafından yapılmıştır. 10-12 Şubat 1967 tarihlerinde Kafesoğlu’nun rehberliğinde bir komite tarafından İstanbul’da I. Milliyetçiler Büyük Kurultayı toplanmıştır. Kafesoğlu başkanlığında çalışmalarına başlayan kurultayda bir açış konuşması yapmıştır. Kurultay üyelerini selamladıktan sonra şöyle demiştir: ‘Türk milliyetçiliği gibi büyük davalar, dış görünüşü bakımından muhterem heyetiniz gibi topluluklar eliyle şahlanmış ve zaman zaman tarihin akışları üzerine tesir etmiştir. Türk milliyetçiliğinin zaferi, Türk milliyetçiliği fikrinin ilmin ışığı altında tam bir vuzuhla tarif edilmesine ve anlaşılmasına bağlıdır. Türk milliyetçisi dindardır. Fakat ümmetçilik yapamaz. Dini, siyasete alet edemez. Asla Marksist olamaz. Türk milliyetçilik fikri her türlü siyasi tesirlerin dışında ve partilerin üstündedir. Bu toplantı tamamen bir kültür toplantısıdır. Hiç bir partinin organizesi düşünülemez ve iltibasa meydan verilemez’.[18]Kurultay çalışmalarını, ülkenin önemli meselelerini kurulan komisyonlarda tartışmış ve bir sonuç bildirisi neşredilmiştir. [19]Toplantının ilk gününde konuşma yapan Prof. Dr. Mümtaz Turhan, ‘Türk milleti değil 20. asırda, 21. asırda nasıl hareket edeceğini şimdiden düşünmelidir’ demiştir. Toplantı münasebetiyle bir değerlendirme yapan Yücel Hacaloğlu, ‘Milliyetçilere Selam’ başlıklı yazısında kısa bir değerlendirme yapmıştır.[20]Toplantıya değişik kesimlerden 376 milliyetçi dernek iştirak ederek, milliyetçi teşekküller ve çevreler ilk defa birleşerek bir araya gelmişlerdir. Toplantı, Kafesoğlu, Haluk Karamağaralı ve Saffet Solak’ın bulunduğu başkanlık divanınca yönetilmiştir.[21]Üç gün müddetle milliyetçiliğin ve Türklüğün meseleleri enine boyuna müzakere edilmiştir.[22] Bu toplantıda yanında bulunanlardan Altan Deliorman, ‘Zaman zaman son derece gerginleşen bir atmosfere rağmen başarılı bir idare gösterdi. Kafesoğlu’nun teşkilatçılığında I. Milliyetçiler Büyük Kurultayı bir dönüm noktası olmuştur.’ demiştir.[23]Kafesoğlu, bu tür toplantıların kurumlaşarak devamının sağlanması için harekete geçmiş, önderliğinde kurulan Kültür Ocağı ismiyle kurulan derneğin genel merkezi daha sonra yapılacak toplantının sekreteryasını yürütmüştür. Derneğin ilk genel kurulunda genel başkanlığına seçilmiştir. [24]Onun başkanlığını yaptığı, Fazlı Akkaya, H. Cengiz Alpay, Nihad Sami Banarlı, A. Aydın Bolak, N. Nihat Bozkurt, Rasim Cinisli, Altan Deliorman, Muharrem Ergin, Metin Eriş, Ahmet Kabaklı, Mustafa Kafalı, İsmail Kahraman, Haluk Karamağaralı, Selçuk Özçelik, Ekrem Özer, Faruk Kadri Timurtaş, Osman Yumak, Sabahattin Zaim’in üye olarak bulundukları komite 10-11 Mayıs 1969 tarihleri arasında İstanbul’da II. Milliyetçiler İlmi Kurultayı’nı toplamaya muvaffak olmuştur.

         

              Kafesoğlu, kurultayın açılış konuşmasında dönemin şartlarını gayet açık biçimde özetlemiştir: ‘Hâl böyle iken bizde bir gevşeme, bir çözülme vuku bulmuştur. Bir taraftan gerçeklerden uzaklaşarak romantik bir havaya girme istidadını gösteren Türk fikir milliyetçiliği, diğer taraftan derecesi artan bir şiddetle gayri milli cereyanların taarruzlarına uğramıştır. Yalnız hamasî plânda kalmış ve sosyal, kültürel ve ekonomik hayatta aksiyon kabiliyetini henüz ortaya koyacak bir olgunluğa ulaşmamış durumdaki Türk milliyetçiliğine yapılan hücumlardaki tahrip vasıtaları ise, milletçe kalkınma cehitlerini baltalama gayesini güden milletlerarası Marksizmin her yerde ileri sürdüğü sloganlardan başkası değildi: Milliyetçiliğimiz eskilik, ananecilik ve saldırganlık ile damgalanıyordu.’[25] Kurultay, Milliyetçilik ve İnsan Fikri, Sosyoloji ve Pedagoji Açısından Milliyetçilik, Milliyetçilik ve Hukukumuz, Türkiye’de Milliyetçilik Hareketleri, Milliyetçilik ve Tarih Şuuru, Milliyetçiliğin Kaderi –Sanat, Folklor, Türk Musikîsi, Sinema, Eğitim Siyaseti, Üniversite Muhtariyeti, Türk Basını ve Millî Basın, TRT, Dil, Öğretmenler Arasında Sol Teşekküller-İktisadî Doktrinler, Millî Gelir ve Sosyal Adalet, Sanayi Siyasetimiz, Ortak Pazar ve Türkiye, Geri Kalmış Bölgelerin Kalkınma Politikası, Tarım Reformu, Türkiye’de Enerji Kaynakları ve Petrol, Nüfus Siyasetimiz –Dış Münasebetler, Türkiye’nin Jeopolitik Durumu, Dış Türkler, İran-Pakistan ve Türkiye Arasında Kültürel ve İktisadî İşbirliği –Ahlâk Anlayışımız, Türk Milliyetçiliği ve İslamiyet, Türk Milliyetçiliği Açısından Din, Türkiye’de Dini Eğitim, İslami Ahlakın İktisadi Gelişmeye Tesiri, Milliyetçiliğimizde Din Unsuru, Bugünkü Dini Hayatımız başlıklı beş ana konuda tartışmalar yapmıştır. Aradan geçen yıllara rağmen bu konuların ufak tefek değişikliklerle günümüz toplumunda da tartışılan hususlar olduğu görülmektedir.

         

              Kültür Ocağı’nın üstlendiği görevleri yapmak üzere daha geniş bir tabana yayılan yeni bir kuruluşun, Aydınlar Ocağı’nın kurucu üyeliği ve 1970-1974 arasında ilk genel başkanlığını yapmıştır. Türk kültürüne yaptığı hizmetler ve neşrettiği eserlerinden dolayı, Türk Milli Kültürü isimli eseriyle 1978 yılında Türkiye Milli Kültür Vakfı’nın büyük armağanı, 1984’de Boğaziçi Yayınevi’nin büyük kültür ödülü, 1984’de Milli Kültür Vakfı’nın Türk milli kültürüne hizmet armağanı ile ödüllendirilmiştir.    

         

          

                    İlmi Kanaatleri   

         

                    Yüksek öğrenimi sırasında esas bölümü Macar dili ve edebiyatı yanında tarih ve dil eğitimi görmekle birlikte akademik ilgi alanı Türk tarihi olmuştur. Doktorasını Selçuklu tarihi üzerine hazırlamış, doçentlik tezini dönemin başka bir Türk devleti hakkında yapmıştır. Bundan sonraki ilmi çalışmalarını İslamiyet öncesi Türk tarihi ve medeniyeti üzerinde teksif etmiştir. İsmini günümüzde de devam ettiren ve yeni basımları yapılmaya devam eden Türk Milli Kültürü isimli eserini önce fakültede ders notları olarak hazırlamış sonra kitap halinde neşretmiştir. Kafesoğlu, lisans öğrenimini Hungaraloji ağırlıklı yapması, ilmi faaliyetini ise Selçuklu Tarihi üzerinde sürdürmesinden dolayı yayınladığı eserleri vesile edilerek bu sahada çalışan ve ekseriyeti fakülteden arkadaşı olan bazı bilim adamları tarafından kesif bir eleştiri yağmuruna tutulmuştur.[26]Hakkındaki eleştiriler, ilmi gerçeklerin ötesinde aynı sahada çalışan bilim adamları arasında her zaman mevcut olan şahsi endişelere dayanan, hissi gerekçelerin ağır bastığı hususlardır. Kafesoğlu, bu eleştiriye kendi ilmi argümanlarını ihtiva eden bir makale ile cevap vermiştir.[27]Kafesoğlu, üniversiteyi aynı sene bitirmesine rağmen, Macaristan’a gitmesi sebebiyle akademik hayatında akranı olan Osman Turan’a göre epeyce bir gecikme yaşamıştır. Turan, 1944 yılında doktorasını DTCF’de tamamlamıştır.[28]

         

               İslam Ansiklopedisi’ni neşreden tahrir heyetine dâhil olduğu dönemde, Selçuklular maddesinin yazılması görevi alanın yaşayan en yetkili mütehassısları arasında bulunan Prof. Dr. Osman Turan’a verilmiştir. Turan’ın yazıp gönderdiği maddenin önceden belirlenen sayfa hacmini taşması sebebiyle çıkan anlaşmazlık sonunda bu vazife Kafesoğlu’na verilmiştir. Kafesoğlu’nun yazdığı maddenin cüzler halinde çıkarılan ansiklopedide çıkmasından sonra taraflar arasında Selçuklular konusunda ilmi görüş farklılıklarının ortaya konduğu ilmi bir tartışma yaşanmıştır.[29]

         

               Kafesoğlu’nun ilmi titizliği sadece kendi imzası ile çıkan eserlere mahsus değildir. Milliyetçiler İlmi Semineri’nin tebliğlerinin toplandığı eserin baskıya hazırlanmasında da aynı titizliği göstermiştir. Türkçe hatalarına, fikirlerin yeterli şekilde ifade edilememesinden kaynaklanan zafiyetlere üzüldüğü, noksansız yayınlanması için yaz sıcağında çok çalıştığı, imzasız yayınlanan kitabın aslında onun telifi kabul edilmesinin yanlış olmayacağı belirtilmiştir.[30]II. Dünya Savaşı öncesi Polonya’da tarih doktorası yapan Abdullah Zihni Soysal’ın, L. Rasonyi’nin Dünya Tarihinde Türkler isimli eserinin yeni baskısı için yazdığı tanıtım yazısı Milli Işık dergisinin 2. sayısında neşredilmiştir. Soysal, doktorasından sonra ilim hayatından ayrılmış, milli kültür meseleleriyle alakasını devam ettirmekle birlikte hayatını ticaretle kazanmıştır. Makalenin dergide yayınlamasından sonra Kafesoğlu, derginin editörü olan öğrencisi Altan Deliorman’a, baştan sona ilmi hatalarla dolu olan bu makaleyi basmasından dolayı duyduğu öfkesini hissettirmiştir. Yazarın , ‘Atlı göçebe kültürü’, ‘İskitlerin Türklüğü’ gibi ilmi doğrular olarak takdim ettiği hususlardaki eleştirilerini ve böyle bir yazıyı dergiye almasından dolayı üzüntülerini dile getirmiştir.[31]

         

               Tarih dersinin gerek program gerekse kitabının yazılması hususlarında gençlik döneminden itibaren gösterdiği ilgi, hayatının sonuna kadar devam etmiştir. Türkiye’nin 12 Eylül 1980 öncesinde duçar olduğu anarşi ortamının genç nesillerin milli kültürden uzaklaşmalarından kaynaklandığını her vesile ile dile getirmiş, 1980’den sonra ders programlarında yapılan değişiklikleri yakından takip etmiştir. Dönemin Milli Eğitim Bakanı’nın TRT ve diğer yayın vasıtalarında orta dereceli okulların tarih-coğrafya derslerinde Türklükle ilgili bahislerin yüzde 80 ölçüsüne çıkarılacağı yolunda bir beyanatının çıkması üzerine bu konudaki düşüncelerini kamuoyuna duyurmak ihtiyacını hissetmiştir. Bakanın beyanatı doğrultusunda hazırlanan orta dereceli okullar tarih dersi programına benzer bir müfredatın niçin ilköğretim okullarında uygulanmadığını sormuştur. İlköğretimde Sosyal Bilgiler diye icat edilen isimle, ham bilgiler keşmekeşi içinde eritilmek suretiyle tarih kavramı ile birlikte maziyi zihinlerden silme gayretlerinin büyük vebal taşıdığını, milletin bekasını ilgilendiren hususlarda ideolojik maksatlara vasıtalık etmenin ağır sorumluluğunu hatırlatmıştır. Türk büyüklerinin ve şanlı zaferlerimizin ilköğretimde destanî bir üslupla tanıtılması, daha yüksek öğretim kurumlarında ise tarihi Türk şahsiyetlerince gerçekleştirilen medeni hamlelerin genç dimağlara işlenmesiyle gayeye ulaşılabileceğini belirtmiştir.[32]

         

               1975 yılında parlamentoda bulunan sağ partiler kamuoyu baskısı neticesinde bir araya gelerek bir koalisyon hükümeti kurmuşlardır. Bu hükümetin icraatlarından biri de Ortaöğretim ders kitaplarının bilhassa sosyal bilimler alanında olanlarının hazırlanacak yeni programlara göre yeniden yazdırılmasıdır. Kafesoğlu, öğrencisi Altan Deliorman ile birlikte lise I. ve II. sınıfların Tarih dersi kitabını hazırlamıştır. Edebiyat, Psikoloji, Din Kültürü, Ahlak, Felsefe, Sosyoloji ders kitapları genellikle üniversite mensubu bilim adamları tarafından yazılmıştır. Bu icraat belli bir kesim tarafından şiddetle eleştirilmiş ve ders kitaplarının Türk-İslam sentezine göre kaleme alındığı iddiaları ileri sürülmüştür. Öğrencisi Mehmet Saray, ölümünden sonra neşrettiği bir makalede bu iddiaları doğrulayacak biçimde, ‘bir fikir adamı olarak o, Türk-İslam sentezinin bu memlekette hakiki çehresiyle ortaya çıkmasında en büyük katkıyı yapan insandı. Ona göre sentezin teşkilinde ve Türk insanının yetişmesinde temel unsurlar cami( yanında medrese), aile ve kışla idi. Bu üç müessese asırlar içinde Türk insanını yetiştiren ana eğitim merkezleri idi. Bu hususları ‘Türk-İslam Sentezi’ adlı son eserinde ustaca anlatmıştı: Türk’ü İslam’a, İslam’ı Türk’e bağlayarak.’ izah etmiştir.[33]Toplum önderliği vasfı ve tarihi yorumlayışındaki farklılığından dolayı muarızları tarafından da eleştiriye uğramıştır.[34]

         

         

                                                                         Eserleri

         

            1-F.Eckhart, Macar Tarihi, Çev. İbrahim Kafesoğlu, Ankara 1943, 316 s. Türk Tarih Kurumu yayını, 2-Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu, İstanbul 1953, 3-Selçuklu Ailesinin Menşei Hakkında, İstanbul 1955, 4-Harezmşahlar Devleti Tarihi, Ankara 1956, 5-Türkler ve Medeniyet, İstanbul 1957. Kitapta, Kafesoğlu’nun İstanbul dergisinde çıkan yazılarının bir araya toplanmış olup, aynı derginin yayını olarak çıkmıştır. 6-Malazgirt Meydan Muharebesi, Erzurum 1959, 7-Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri, Ankara 1966. Kitap, Türk Kültürü dergisinde başyazı olarak çıkan yazılarının bir araya getirilmesiyle meydana gelmiştir. 8-Selçuklu Tarihi, Ankara 1972, 9-Sultan Melikşah, Ankara 1973, 10-Türk Kültür Tarihi, Ankara 1977, 11-Kutadgu-Bilig ve Kültür Tarihimizdeki Yeri, Ankara 1980, 12-Eski Türk Dini, Ankara 1980, 13-Türk-İslam Sentezi, İstanbul 1985, 14-Bulgarların Kökeni, Ankara 1985, 14-Türk Bozkır Kültürü, Ankara 1987.

         

         

         

         

        

         

         

         


        


        

        [1] Abdülkadir Donuk, Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu’nun Hayatı ve Eserleri, Tarih Enstitüsü Dergisi, sayı 13,1983-1987,İbrahim Kafesoğlu Hatıra sayısı, s.1.


        

        [2] O dönemde okullara öğrenci kabulüyle ilgili Kafesoğlu’nun sınıf arkadaşlarından Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen’in yazısına bk. Ömer Altay Egesel İle İlgili Hatıralar ve Toplumumuz, Yeni Forum, sayı 153, 15.1.1986, s.32.


        

        [3] Tarihçilerin Kutbu, Halil İnalcık Kitabı, Haz. Emine Çaykara, İstanbul 2005,s.53.


        

        [4] İnalcık,törenin Etnografya Müzesi’nde yapıldığını hatırlıyor.a.g.e.,s.56.


        

        [5] Ahmet Temir,60 Yıl Almanya (1936-1996) Bir Yabancının Gözü İle Geziler-Araştırmalar-Hatıralar, Ankara 1998,s.64.


        

        [6] Prof. Dr. Şerif Baştav, Prof. Dr. Osman Turan’dan Hatıralar, Kütüphaneden Çıkmazdı, Vefatının 30. Yılında Prof. Dr. Osman Turan’ı Anıyoruz, Haz. Yücel Hacaloğlu, Ankara 2008, s.15, Türk Ocakları Ankara Şubesi yayını.


        

        [7] Serhat Öztürk, Çivi Çiviyi Söker, Muazzez İlmiye Çığ Kitabı, İstanbul 2002,s.33,36.


        

        [8] Ali Birinci, Osman Turan, Ankara 2003, s.11.


        

        [9] Fakültenin ilk mezunları arasında onunla birlikte olan M. Altay Köymen, Mustafa Akdağ, Şerif Baştav şehit çocukları idiler.


        

        [10] Osman Turan, Selçuklular Hakkında Yeni Bir Neşir Münasebetiyle, Belleten, sayı 116, Ekim 1965, s.643


        

        [11] Abdülkadir Donuk, DİA, Cilt 24,İstanbul 2001, s.145.


        

        [12] Profesör İbrahim Kafesoğlu vefat etti, Tercüman,19.8.1984.Tercüman’ın aynı tarihli nüshasında Ergun Göze, ’Büyük Âlim Kafesoğlu’ başlıklı yazısında onun kaybını , ’Fazileti, vatanperverliği, tevazuu ve ilmi nefsinde toplamış ender bulunur bir vatan evladını kaybetmenin hüznünü milletçe yaşıyoruz’  ibareleriyle ifade etmiştir.


        

        [13] İki Ünlü Tarihçi, Prof. Kafesoğlu ve İ. Hakkı Konyalı’yı Kaybettik, Maya, sayı 71, Eylül 1984, s.7.


        

        [14] L.Rasonyi, Dünya Tarihinde Türklük, Ankara 1942, s.4. Bu eserin baskı masraflarını Cafer Seydahmet Kırımer karşılamış ve dönemin cumhurbaşkanından başlayarak bütün devlet erkânına göndermiştir. Onun şahsi arşivinde kitap gönderdiği kişilerin teşekkür yazıları bulunmaktadır. Kırımer ile Kafesoğlu arasında bu vesile ile kuvvetli bir dostluk gelişmiş, Kafesoğlu’nun Macaristan’a gittiği yıllarda aralarında mektuplaşma olmuştur. Kafesoğlu’nun, 1943 yılında Budapeşte’de ‘Lötvös Kollegrian’ adresinde ikamet ettiği anlaşılıyor.


        

        [15] Kafesoğlu’nun ilaveleri 221-238 sayfaları arasında bulunmaktadır. Ayrıca s.245’de dipnot olarak bir açıklaması daha vardır. Rasonyi, eserinin oldukça genişlettiği ikinci basımında Kafesoğlu’nun ilavelerini ve birinci basımın önsözünde daha önce zikrettiği ismini çıkarmıştır. 


        

        [16] Kafesoğlu’nun büyük emek verdiği Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün, Türk Kültürü Araştırmaları isimli ilmi dergisinin adına tahsis edilen sayısında öğrencisi Mehmet Saray tarafından yazılan hayatı ve eserleri başlıklı yazıda bu tarih 1974 olarak verilmiştir. Pek özen gösterilmeyen yazıda makalelerinin çıktığı dergilerdeki sayfa numaraları verilmemiştir.


        

        [17] Üniversite öğretim üyelerinin yayınladıkları bildirilere bir örnek:’Hürriyetleri için mücadele eden ülkelerin safına geçmek, Türkiye’yi daha güçlü yapacak, dış siyasette bağımsızlarla işbirliği istendi’ başlıklı bildiri ile ilgili haber 29.11.1965 tarihli Hürriyet gazetesinde manşetten verilmiştir. Bildiriyi imzalayanlar arasında, Bahri Savcı, İbrahim Yaşa, Haluk Ülman, Ruşen Keleş, Mümtaz Soysal, İsmail Türk, Tuncer Bulutay, Yorgi Demirgil bulunmaktadır. İstanbul ve Ankara Üniversitelerine mensup ekseriyeti sağ görüşlü 101 öğretim üyesi ‘bir kısım profesörlerin halkı bulandırdıkları’ iddiasıyla başka bir bildiri neşretmişlerdir. Bu bildiride İ. Kafesoğlu’nun ve o tarihte asistan olan Dr. Necmeddin Sefercioğlu’nun imzası bulunmaktadır(1 Şubat 1966,Hürriyet). 41 öğretim üyesinin Demirel’i protesto ettikleri bildiri, Milliyet gazetesinin 3.2.1966 tarihli nüshasında çıkmıştır.


        

        [18] Yeni İstanbul, 11.2.1967.


        

        [19] Yeni İstanbul,11.2.1967.


        

        [20] Yeni İstanbul,12.2.1967.


        

        [21] Birinci Milliyetçiler Büyük Kurultayı ve Sonrası, Milli Işık, sayı 1, Mayıs 1967, s.4-10.


        

        [22] Milliyetçiler Kurultayı, Türk Kültürü, sayı 53,Mart 1967,s.377-378.


        

        [23] Fahri Dilekcan, Kafesoğlu’nu Anma Toplantısı, Boğaziçi, sayı 33,Mart 1985,s.33.


        

        [24] Altan Deliorman, Sessiz Bir Ses, İstanbul 1997,s.59.


        

        [25] Milliyetçi Türkiye’ye Doğru,10-11 Mayıs 1969 da Yapılan Milliyetçiler İlmî Seminerinde Varılan Neticeler, İstanbul 1969, s.20.


        

        [26]  Dr. Mehmet Altay Köymen, Selçuklu Devri Türk Tarihi Araştırmaları, Büyük Selçuklu İmparatoru Melikşah Devrine Dair Bir Eser Münasebetiyle, Belleten, cilt, XVII, sayı 68, 1953, s.557-604.


        

        [27] İbrahim Kafesoğlu, Selçuklu Tarihinin Meseleleri, Sultan M


Türk Yurdu Ocak 2011
Türk Yurdu Ocak 2011
Ocak 2011 - Yıl 100 - Sayı 281

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele