Turan Yazgan Hocayı da Kaybettik

Aralık 2012 - Yıl 101 - Sayı 304

                 İstanbul’dan dönüyordum. Hava kapalı ve yağmur yağıyordu. Bir dostum telefon ederek acı haberi verdi. Turan Hoca fani âlemden göç etmişti. Hocayı ilk olarak 1976 yılında prodüktör kursunda görmüştüm. Adını daha önce duymamıştım. Diğer hocalarımızın adını daha önceden biliyordum. Rahmetli İbrahim Kafesoğlu, Tahsin Banguoğlu, Mehmet Kaplan, Faruk Kadri Timurtaş, Fahir Armaoğlu, Coşkun Ertepınar, Orhan Şaik Gökyay, Ahmet Kabaklı, Muharrem Ergin, Amiran Kurtkan, Orhan Tuna, Özcan Bolcan, Ergun Göze adları, yabancımız değildi. Nihayet Turan Hoca derse geldi; genç ve dinç bilim adamı birkaç dakika içinde nasıl bir değer olduğunu gösterdi. Verdiği bilgiler, sağlam bir mantıkla yorumlanıyordu. Daha sonraki yıllarda, Hocanın anlattıklarını çevremdekilere satarak epey puan aldığımı sanıyorum. O gün şu kanaate vardım. Hoca bize görevini yapıp ders anlatmıyor, bizim iyi çok iyi olmamız için gayret sarf ediyordu. İzmir’de, arkasından Ankara’da görev aldım. Araya mesafeler girdi. Pek yakın olamadık. Ayrıca Anadolu’dan gelmenin verdiği bir tutukluk vardı. Pasif olmak terbiyeli olmak olarak empoze edilmişti.

         

                 Aradan zaman geçti 1980’li yılların sonlarına geldik. İstanbul’a Balkanlardan ellerinde eşyalarla insanlar gelmeye başladı. Berlin’deki Demirperde denen duvardan kaçmaya çalışanların hikâyelerini okurduk. İnsanlar duvarı yıkıverdiler. Ne oluyordu? Doğu bloğu dağılıverdi. Rüzgâr Sovyetler Birliğini de vurdu. Biz Batum’dan ötesini Rus olmuş olarak düşünüyorduk. Bu sefer Ruslar ve Rus olmayan insanlar görülmeye başladı. Rahmetli Faruk Sümer ölümünden bir yıl önce; “Bizim hepimiz Rusya’daki Türklerin asimile olduğunu düşünürdük, aramızdan sadece Atsız, hayır derdi. Büyük kültürleri olan milletler yok olmazlar. Oradaki Türkler yok olmayacaklar yalnız iki veya üç nesil çok sıkıntı çekecek ve kendine gelecekler, bundan adım kadar eminim derdi.” demişti.

         

        Bu arada Turan Hoca, Türk Dünyası Vakfı’nı kurdu. Hoca yıllar önce bilgisayardan bahsederdi. Banka yönetim kurulu üyelikleri alır. Asya’dan gelen insanların karınlarını doyurmakla, onlara sahip çıkmakla vaktini geçirmezdi. Ayrıca siyasi partilerin bilgili, hitabeti güzel ve tip olarak itici olmayan insanlara ihtiyacı vardı. Ama Hoca, zor olan yolu seçmişti. Başkası olsa bırakır giderdi. Meşhur hikâyedir; Sen Piyer Roma’da Hristiyanlığı yayarken ümitsizliğe kapılır ve şehri terk etmek için bir sabah yola çıkar, o sırada kutsal ruh yani ruhul Kudüs ortaya çıkar ve Kovadis, yani nereye der ve Sen Piyer vazifesinin başına döner. Hoca, Kovadis sözünü kendisine söylemişti. Yoksa bazıları, Hoca mücadeleyi terk etse çok memnun olacaklardı. Bu iş için Hoca’nın cebine, israf etmesi ve şov yapması için milyon dolarlar konmamıştı.

         

                 1991 yılında, Hoca’nın düzenlediği bir geziye katıldım. İstanbul’dan; Bakü, Kazan, Almaata, Çimkent ve Türkistan’a gitmiştik. Hoca’nın nasıl bir insan olduğunu bu gezi sırasında daha yakından görmüştüm. On bir yıl sonra Asya’da dört yıl görev aldım. O sıralarda, üst görevlerde Hoca seviyesinde hiç kimseyi göremediğim gibi, makam arabalarına binen içi boş takım elbiseler gördüm.

         

                 Hoca’nın Kırgızistan’da Celalabat şehrindeki bir okulu vardı. Yokluklar içinde ayakta durmaya çalışıyordu. Askar Akayev’in devrildiği karışıklıklar sırasında halk tansiyon düşene kadar okulun bahçesinde karargâh kurup okulu yağma ettirmemek için 24 saat nöbet beklemişti. Bu durum o coğrafyada bulunan diğer Türk okullarının bazılarında böyle olmamıştı.

         

                 Hocayı bir programda konuşturmuştuk. Kendisine program parası ödeyeceğimizi söyleyince Vakfa yatırın, yirmi beş kuruşa bile vakfın ihtiyacı var. Ben istemem demişti.

         

                 Türk dünyasının bir köşesinden gelenlere Sümerbank’tan gömlek alınmıştı. Gömlekleri alanlar hemen hocaya gelip şikayetlenmişlerdi, gömlekleri beğenmemişlerdi. Hoca, gömlekleri daha pahalı olanlarla değiştirtmişti. Ne yapalım bunlara ihtiyacımız var. Memleketlerinde önemli adamlar demiş ve kendi giydiğini gömleğinin markasını göstermişti. Hocanın gömleğinde Sümerbank Yeni Çizgi yazıyordu.

         

                 Hoca yıllarca Türk Dünyası Tarih Kültür dergisi çıkardı. Ülkemizde çıkan popüler tarih dergilerinin arkalarında ya güçlü bir holding vardır ya da güçlü para kaynakları ve dergi grupları vardı. Hâlbuki Hoca, o dergiyi çok az kişiyle çıkarmaya çalışmıştır. Ayrıca Türk Dünyası Araştırmaları dergisi, bilim dergisi olarak çok uzun süredir çıktı. Tarih dergisi sanırım geçen yılın Aralık ayında 300. sayısını çıkarmıştı. Türk Dünyası Tarih Araştırmaları 157 sayı çıkmıştı. Hoca, Türk dünyasını ilgilendiren çok sayıda kitabı, Vakfı adına yayımlamıştı. Türk dünyasında birçok kişiye umut oldu. Onların problemlerini çözebilmek için gecesini gündüzüne kattı.

         

                 Birçok kişi, Türk dünyasının en ücra köşelerini Hoca’nın dinamikliği sayesinde görebildiler. Ceplerine paralarını koysalar oraları görebilecekler mi, bilmiyorum. Hoca’nın cenazesine gelen devletin üst kademesindekiler, Hoca’nın bıraktığı mirasa sahip çıkarlar, meşalenin sönmemesi için gayret sarf ederler. Ama adı Turan olan ve Turan’ı düşünen, yeni bir Turan Hoca bulmak mümkün olamayacaktır. Mekânı cennet olsun..  

         


Türk Yurdu Aralık  2012
Türk Yurdu Aralık 2012
Aralık 2012 - Yıl 101 - Sayı 304

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele