10 Temmuz

Kasım 2012 - Yıl 101 - Sayı 303

Son Yazıları

        10 TEMMUZ

         

                                                    İttihad ve Terakkî Cemiyeti’ne...

         

         Şu dağların, ovaların seslerine kulak verin,

         Bakın her yer sanki coşkun deniz gibi bağırıyor.

         Evler, köyler zincirleri parçalayan beldelerin:

         “Ya hürriyet yahut ölüm!” türküsünü çağırıyor.

         

         Hani nerede, ağızları kilitleyen o pençeler,

         Ahalinin kuvvetini hiçe sayan o yiğitler?

         Hani nerede, hür başlara mezar kazan o geceler

         Bir intikam saatinden çekinmeyen müstebidler?...

           

         Esir millet yaratmayan âdil Allah

                        Bize dahi: “kalkın” dedi,

         Elimizde parıldayan keskin silah

                      Bugün zulmü kahreyledi.

         

         Titreyiniz, zira sizler bize karşı cellâttınız,

         Bağrımıza vurduğunuz demir gibi kalpsizdiniz,

         Yüzbinlerce anaları, oğulları ağlattınız,

         Düne kadar evler yıkan, canlar yakan hep sizdiniz.

         

         Aklınıza gelmezdi ki, hiçbir vakit zencir, zindan

         Kalplerinde vatan aşkı çarpanları titretemez,

         Hürriyetin o mukaddes rüyaları alev saçan,

         Alınlardan en sönük bir kıvılcımı körletemez.

         

         Esir millet yaratmayan âdil Allah

                        Bize dahi: “kalkın” dedi,

         Elimizde parıldayan keskin silah

                      Bugün zulmü kahreyledi.

         

         Bugün eski bir dünyanın yıkıntısı üzerine,

         93’ün meşrutiyet saltanatı yükseliyor,

         Orhanların, Selimlerin o sevgili illerine,

         Bir kanûn-ı esasiyle yeni baştan can geliyor.

         

         Bundan sonra her Osmanlı şu Türkiye toprağında

         Mabediyle, mektebiyle, her şeyiyle hür olacak

         Bir ak mermer saray kadar emin olan ocağında

         Bir padişah gibi ömür sürmek için hak bulacak.

         

         

         

         

         

         

         Esir millet yaratmayan âdil Allah

                        Bize dahi: “kalkın” dedi,

         Elimizde parıldayan keskin silah

                      Bugün zulmü kahreyledi.

         

         Evet, artık hiç kimseye zulüm pençe salmayacak,

         Bir kuvvetli tarafından zayıf malı yenmeyecek,

         Yurdun hiç bir bucağında hâkim, mahkûm kalmayacak,

         Bu efendi, bunlar dahi kölelerdir denmeyecek.

         

         Hakir köylü diyecek ki, bugün ben de bir ağayım,

         Adaletin huzurunda zenginlerle müsaviyim,

         Hür ve mesut bir vatandaş olduğumu duymadayım,

         Ağılımın, çiftliğimin, her hakkımın sahibiyim.

         

         Esir millet yaratmayan âdil Allah

                        Bize dahi: “kalkın” dedi,

         Elimizde parıldayan keskin silâh:

                      Bugün zulmü kahreyledi.

         

         Ey Dicle’nin, Sakarya’nın ve Fırat’ın çocukları!

         Vatanımız talihini bugün bize terk ediyor,

         Doğduğumuz bu yerlerin kara yaslı ufukları,

         Kadın erkek her bir asıl evlâdından iş istiyor.

         

         Zâlim devrin bize miras bıraktığı harabeler,

         Bizim kardeş zekâmızın nurlarıyla uyanacak,

         Şu zavallı ıssız köyler, şu karanlık kulübeler,

         Bizim kardeş kalbimizin ateşiyle canlanacak.

         

         Esir millet yaratmayan âdil Allah

                        Bize dahi: “kalkın” dedi,

         Elimizde parıldayan keskin silâh

                      Bugün zulmü kahreyledi.

         

         Biz istersek hürriyetin kanadının gölgesinde

         Asırları öğündüren dehâmızı parlatırız,

         Büyük ırklar yurdu olan şu zengin şark ülkesinde

         Yarın yine bir şerefli medeniyet yaratırız.

         

         Dünya dahi öğrenir ki, bizim gibi bir milletin,

         Her cehennem ateşini söndürmeye gücü yeter,

         Şu demirden yumruğumuz zulüm gibi sefaletin,

         Taassubun, cehlin dahi başlarını kırar, ezer!...

         

         

         

         

         

         

         Esir millet yaratmayan âdil Allah

                        Bize dahi: “kalkın” dedi,

         Elimizde parıldayan keskin silâh

                      Bugün zulmü kahreyledi.

         

         Mehmed Emin

         

        (TÜRK YURDU, YIL:3, SAYI: 71, 6 Ağustos 1914-24 Temmuz 1330, Türk Yurdu Şiir Antolojisi (1911-1931), Hazırlayan: Coşkun Bağır, Türk Yurdu Yayınları, Ankara 2012)


Türk Yurdu Kasım 2012
Türk Yurdu Kasım 2012
Kasım 2012 - Yıl 101 - Sayı 303

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele