Türk Ocağı Tarihinden Vesikalar

Temmuz 2012 - Yıl 101 - Sayı 299

        Bu yıl kuruluşunun 100. yılını idrak etmekte olan Türk Ocağı’nın değişik dönemleriyle ilgili vesikalar, Yücel Hacaloğlu’nun nadiren kapağını açtığı evrak-ı metruke sandığından çıkmıştır.

         

        1931’den 1944 yılı sonlarına kadar görev yürüttüğü Bükreş Büyükelçiliği görevinden merkeze dönen ve 1945 ara seçimlerinde CHP’den İçel milletvekili seçilen Hamdullah Suphi Tanrıöver, engin siyasi tecrübesiyle 1946 yılında çok partili siyasi hayatın başlamasından sonra yapılacak ilk genel seçimlerde parlamentonun yapısının değişeceğini anlamıştı. 1946 seçimlerinde İstanbul milletvekili olmuş parti içi muhalefete katılmıştır. 17 Kasım-4 Aralık 1947 tarihlerinde yapılan CHP Kurultayı’nda fikirlerini açıklamıştır. Demokrat Parti’yi destekleyen Kuvvet gazetesine verdiği mülakatta, düşüncelerini açıklama ve parti içindeki muarızlarına cevap verme imkânı bulmuştur. Partisinin geleceğini parlak görmemesi, zihninin bir köşesinde hatıralarını canlı tuttuğu Türk Ocağı’nı yeniden canlandırmanın şartlarını hazırlamak gayesiyle Aralık 1947’de CHP’den istifa etmiştir. 1948 yılı içinde basında Türk Ocağı’nın yeniden faaliyete geçmesi hususunda bazı yazılar çıktı. Tanrıöver, Türk Ocağı’nın yeniden açılması yönünde yürüttüğü çalışmalar hakkında basını bilgilendirmeye özen gösterdi. Tanrıöver, 21 Nisan 1949’da İstanbul Valiliği’ne verdiği dilekçede Türk Ocağı adı ile kurdukları derneğin Ana Tüzüğü’nden iki nüshayı takdim etmiştir. Müracaatın uygun görülmesi üzerine 10 Mayıs 1949 tarihinde basına açıklanan bir beyanname ile Ocağın faaliyete geçtiğini duyurdu.

         

        İstanbul Valiliği Türk Ocağı tüzüğünü 28.4.1949 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na göndermiştir. İçişleri Bakanlığı, birden ziyade ilde faaliyette bulunmak üzere kurulan ocağın tüzüğün incelemiş, I. Maddede derneğin ‘1911’de bir fikir olarak doğan, 1912 senesinde resmen faaliyete geçen Türk Ocağı’nın devamı’ olduğunun yazılmasını, 1912 tarihli Türk Ocağı’nın genel kurul kararı ile feshedilmiş ve böylece hukuki mevcudiyeti ortadan kalkmış olduğu, aynı nam ile yeniden teşkil edilen derneğin yepyeni bir hükmi şahsiyet olarak hukuki varlık olacağına nazaran eski derneğin devamı olduğuna dair olan fıkranın tüzükten çıkarılmasının iktiza ettiğini ileri sürerek bu maddenin tüzükten çıkarılması istemiştir.

         

        Valiliğin bu talebi bir tür dayatmadır. Elbette yeni kurulan dernek yeni bir hukuki varlık taşımakla birlikte manevi yönden eskisinin devamı olduğuna dair bir kaydın bulunmasının yasa açısından bir sakıncası olmaması gerekir. Türk Ocağı’nın kuruluş çalışmaları sırasında CHP organı gazetelerde tanınmış köşe yazarları bu teşebbüsün aleyhinde yazılar neşretmişler ve Türk Ocağı’nın ihya edilmesine karşı olduklarını açıklamışlardır. Valilik bu dayatmasıyla CHP zihniyeti ile aynı çizgide bulunduğunu göstermiştir.

         

         

        İstanbul Valiliği 30.6.1949 tarih ve Emniyet Ş. 3.1553/13224 sayılı yazısında, kurucu heyette bulunan Dr. Hasan Ferit Cansever’in 22 arkadaş ile birlikte Irkçılık ve Turancılık suçundan sanık olarak 1944 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı I. Sayılı Mahkemesi’nde yargılanarak 1945 yılında beraatına karar verildiğini diğer sekiz kişinin siyasal fenalıklarının bulunmadığını bildirmiştir.

         

        Türk Ocağı’nın I. Genel Kurul toplantısı 7 Ağustos 1949 tarihinde Tanrıöver’in aynı zamanda genel merkez olarak kullanılan Horhor’daki evinde yapılmıştır. Vesikalarımızdan ikincisi bu kongrenin tutanak örneğidir. Kongre tutanakları Türk Ocağı tarihi bakımından önemlidir ve sanırım ilk defa bu yazı vesilesiyle gün yüzüne çıkmıştır. Tanrıöver, kongreyi açtıktan sonra toplantıyı yönetmek üzere Mahmut Nedim Gündüzalp[1], kâtipliklere Dr. Hasan Ferit Cansever’in kızı Sevim Cansever[2] ile Gültekin Sonsuzoğlu[3] seçilmiştir. Genel Kurula, Hars Heyeti üye namzetlerinin isimleri takdim edilmiş, adaylardan Sadri Maksudi Arsal bir teşekkür konuşması yapmıştır. Osman Şevki Uludağ[4],bazı tenkit ve tekliflerde bulunmuştur. Hüsameddin Sunol, Selahaddin Güvendiren, Necib Erkip hesap işlerini, Fahri Can,[5] Cevdet Caculi, O. Ş. Uludağ idare heyeti raporlarının tetkik etmişler ve sonuçlarını genel kurula sunmuşlardır. Cezmi Türk, Burhan Konuralp ve Kemal Özlü’nün tebrik telgrafları okunmuştur.

         

        Gündemde bulunan Tüzük tadilatı teklifi görüşmelerinde Asım Yazıksız ikinci maddeye Türkçülüğün ilave edilmesini teklif etmiştir. S. M. Arsal,bu ilavenin lüzumunu belirtmiş fakat ikinci maddeye konmasının zaruri olmadığını söylemiştir. Müzakerelerden sonra idare heyetinin tadilat teklifleri aynen kabul edilmiştir. A. Yazıksız’ın Türkçülük kelimesinin tüzüğe ilavesi hususunda ısrarı üzerine Tanrıöver, Türkçülüğün muhtelif izahlarını yapmış ve neticede bunun malumu ilan etmek olacağından nizamnameye dercine lüzum olmadığına karar verilmiştir. Seçimlerin yapılmasından sonra tasnif devam ederken S.M. Arsal, komünizme karşı mütesanid bir cephe teşkil edilmesini, beşeriyetçilikle milliyetçiliğin kabili telif olduğunu belirtmiştir. Bahadır Dülger, Türk ahlakının yokluğuna işaretle bu buhranın halledilmesini teklif etmiştir. O. Ş, Uludağ, Türk musikisi üzerinde durmuş, tanıtılması için konserler tertip edilmesini talep etmiştir.

         

        Zeki Velidi Togan, memlekette fikri takip mefhumunun yerleşmesini, herkesin spora teşvik edilmesini, ocaklılarla gençlerin arasında samimi münasebet tesisini, ocağın doktrininin tespitini temenni etmiştir. Asım Yazıksız, Bahadır Dülger[6], Fethi Erden[7], Sabit Erdem, Dr. H. F. Cansever, S. M. Arsal, M. Nedim Gündüzalp temennilerde bulunmuşlardır. Tanrıöver, son olarak söz almış, Ahilikle ilgili hatıralarından söz etmiş, milliyetçilik anlayışını tarihi misallerle belirtip Türklüğün üstünlüğüne işaret etmiş, ocağın vazifesinin geçmiştekilere benzeyecek kabiliyette bir nesil yetiştirmek ve milletimize layık olduğu yeri temin etmek olduğunu ifade etmiştir. Vehip Paşa’nın ocağa olan şükran borcunu nasıl ödediğini, Enver Paşa’nın ocaklı zabitlerin listesini isteyerek bu listedeki gençleri en mühim ve tehlikeli işlere emniyetle göndereceğini söylediğini belirttikten sonra, konuşmasına son vermiştir.

         

        Tanrıöver, 1950 yılında Demokrat Parti listesinden milletvekili olarak yeniden parlamentoya girmiş, Halkevlerinin mallarına el konulması ile ilgili kanun teklifinin görüşülmesi sırasında üstün gayret göstererek Halkevi olarak kullanılan tarihi Türk Ocağı binasının iade edilmesini sağlamıştır. Tanrıöver, siyaseten ters düştüğü CHP iktidarının düşmesinden sonra DP döneminde 1953’te Ankara Valiliği’ne müracaat ederek Türk Ocağı’nın umumi menfaatlere hadim bir teşkilat olarak tanınması hususunda hükümet nezdinde aracılık yapılmasını talep etmiştir. İçişleri Bakanlığı, bu talebin yerine getirilebilmesi için, Danıştay Genel Kurulu’nun 6 Nisan 1930 tarihli kararında yazılı evrakın tanzim edilmesini, Ocağın umumi menfaatlere yarar dernekler arasına katılması hususunda valilik görüşünün bildirilmesini istemiştir. Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra Bakanlar Kurulu’nun 15.5.1954 tarih ve 3055 sayılı kararı ile Türk Ocağı, kamu yararına çalışır dernek hakkını kazanmıştır.

         

        Bu hakkın kazanılması ile mevzuatta sonraki yıllarda yapılan değişiklik üzerine ikinci bir karar daha alınmıştır. Bakanlar Kurulu, Türk-Türkiye kelimelerini 1630 Sayılı Dernekler Kanunu’nun 53. maddesine göre unvanlarında kullanmalarını 27.11.1973 gün ve 7/7560 sayılı kararı ile kabul ettiği, dernekler arasında Türk Ocağı da bulunmaktadır.

         

         

         

        

         

        

         

        

         

        

         

        

         


        


        

        [1] Mahmut Nedim Gündüzalp (1892-1988), Hukuk öğrenimi görmüştür. Gümrük ve İnhisarlar Vekâleti müsteşarlığı, VII. ve VIII. Dönemlerde Edirne milletvekilliği yapmıştır. Bir süre Ticaret Bakanlığı yaptı. Değişik tarihlerde Türk Ocağı Merkez Heyeti ve Hars Heyeti üyelikleri yapmıştır.


        

        [2] Sevim Cansever (d.1923), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Eski Çağ Tarihi öğretim üyesi Prof. Dr. Adnan Pekman ile evlenmiştir.


        

        [3] Gültekin Sonsuzoğlu Türk Milliyetçiler Derneği’nin kapatılmasıyla sonuçlanan davada derneğin avukatlığını yapmıştır.


        

        [4] Dr. Osman Şevki Uludağ (1889-19.3.1965), Askeri Tıbbiye mezunudur. Milli Mücadele’ye katılmış, 1930’da binbaşı iken malulen emekli olmuştur. Verem dispanserlerinde görev yaptıktan sonra, 1935-1946 arasında 11 yıl Konya milletvekilliği yaptı. TBMM’de Devlet konservatuarı ve Tiyatrosu kanunu görüşmelerinde Türk Musikisi kısmının açılması için Hasan Ali Yücel ile çok şiddetli münakaşaları oldu. Türk musikisi üzerine makaleleri ve besteleri vardır.


        

        [5] Dr. Fahri Can, milletvekili olarak bir süre parlamentoda bulunmuştur.


        

        [6] Bahadır Dülger (1911-24.3.1968), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Gazetecilik, 1950-1960 yılları arasında Erzurum ve Gaziantep milletvekilliği yapmıştır. 1949 yılında yeniden açılan Türk Ocağı’nın Merkez Heyeti üyeliğinde bulundu.


        

        [7] Fethi Erden (1890-1965), Tıp Fakültesini bitirmiştir. Çeşitli sağlık kurumlarında hekimlik yapmıştır. Türk Ocağı’na en uzun süre hizmet edenlerden biridir. Ocak idare heyetlerinde üyelik ve umumi kâtiplik yapmıştır.


Türk Yurdu Temmuz 2012
Türk Yurdu Temmuz 2012
Temmuz 2012 - Yıl 101 - Sayı 299

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele