Kazan Tatarları Arasında Milliyetçilik Akımı

Nisan 2012 - Yıl 101 - Sayı 296

        20. yüzyılın başlarında yoğun olarak İdil-Ural bölgesinde Çarlık Rusya hâkimiyetinde yaşayan Kazan Tatarları, Çarlık Rusya’nın Meşruti idare sistemine geçmesiyle birlikte, kurulan yeni sistemde Rusya’nın özgür ve eşit vatandaşları olarak yer almak istediler. Bu amaçla taleplerini ortaya koyarak faaliyette bulunan ve bir dizi kurultay toplayan Kazan Tatarları zaman zaman engellenseler de “Rusya Müslümanları İttifakı” adı altında teşkilatlanmayı başardılar.

         

        1905-1917 döneminde Duma’da temsil imkânı bulan Kazan Tatarları bu süre içerisinde Rusya Müslümanlarının eğitim, kültür, ticaret ve sosyal alandaki bazı sorunlarını gündeme getirmeyi başardılar, fakat çeşitli fraksiyonlara ayrıldılar. Bu fraksiyonları: 1- Muhafazakârlar; 2- Devrimciler ve Sosyalistler; 3- Milliyetçiler olmak üzere üç sınıfa ayırmak mümkündür.

         

        Siyasi mücadelelerinin başlamasıyla birlikte Kazan Tatarları arasında Milli Kimlik ve Milliyetçilik meseleleri Ahmed Hadî Maksudî, Ataullah Beyazidov, Ayneddin Ahmerov, Ayaz İshakî, Abdullah Battal, Alimcan İbrahimov, Rızaeddin Fahreddin, Abdülaziz Ubeydullin ve Cemaleddin Velidî gibi birçok aydın tarafından dönemin Tercüman, Yıldız, Vakit, Nur, İl, Şura, Mektep, Ang, Din ve Maişet gibi gazete ve dergilerinde tartışılmıştır. Hatta Abdülaziz Ubeydullin ve Cemaleddin Velidî milli kimlik ve milliyetçilik meselelerine ilişkin görüşlerini içeren birer kitapçık yayımlamışlardır.

         

        Dr. Alper Alp, “Kazan Tatarları Arasında Milliyetçilik Akımı” isimli eserde Kazan Tatarları arasında yaşanan milli kimlik ve milliyetçilik tartışmalarına yön veren aydınlardan Cemaleddin Velidî’nin “Millet ve Milliyet”, Abdülaziz Ubeydullin’in ise “Milliyetçiliğin Bazı Esasları” ile “Türk mü Tatar mı?” isimli kitapçıklarını, Tatar Türkçesinden günümüz Türkçesine aktarmıştır. Böylece okuyucunun bu kitapçıklara rahatlıkla ulaşılabilmesini sağladığı gibi Tatar Türkçesi bilmeyenlerin de imdadına yetişmiştir.

         

        Her üç kitapçık da Kazan Tatarları arasında yaşanan milli kimlik ve milliyetçilik tartışmalarına ışık tutması bakımından son derece önemlidir. Zira bu kitapçıklar Kazan Tatarlarının millet ve milliyetçilik kavramlarına bakış açıları; Tatar, Türk ve Müslüman kimliklerinden ne anladıkları; bu kimliklerle ve diğer Türk boyları ile olan ilişkileri hususlarında son derece gerçekçi bilgileri ihtiva etmektedir.

         

        Dr. Alper Alp, eserin giriş (s. 7-18) bölümünde Kazan Tatarlarının tarihi ve etnik kökenleri hakkında kısaca bilgi verdikten sonra, Kazan Tatarları arasında milli kimlik ve milliyetçilik tartışmalarının başlamasını sağlayan Ceditçilik hareketini kısaca tanıtmış ve bu hareketi sosyal bir program haline getiren İsmail Gaspıralı Bey’den de bahsetmiştir. Dr. Alper Alp, okuyucuya ilk olarak Cemaleddin Velidî (1887-1932), ikinci olarak da Abdülaziz Ubeydullin (1887-1938) ile ilgili hem biyografik hem de milli kimlik ve milliyetçilik hakkındaki görüşlerini içeren bilgileri sunmuştur.

         

        Dr. Alper Alp, eserin birinci kısmında Millet ve Milliyet (s. 19–66) başlığı altında Cemaleddin Velidî’nin aynı ismi taşıyan eserini günümüz Türkçesine aktarmıştır. Cemaleddin Velidî Millet ve Milliyet isimli eserinde dünyanın oluşumu ve insanoğlunun gelişimi hakkında bilgi verdikten sonra milletlerin kabile, uruğ ve kavimlerin tekâmülü ile meydana geldiğini ifade etmektedir. İhtiyaç ve menfaat birlikteliği ile başlayan bu bağın manevi değerlerle daha da güçlendiğini ve insanları birbirine daha sıkı bir şekilde bağladığını belirten Cemaleddin Velidî, dil, din, kan, anane ve vatan birliği gibi amillerin menfaatleri, ihtiyaçları, fikirleri ve kültürel seviyeleri birbirinden farklı olan insanları bir millet halinde kaynaştıran bağlar olduğunu ifade ettikten sonra, tek tek bu amillerin mahiyetlerini açıklamaktadır. Kazan Tatarlarının geçmişte ve hâlihazırda milliyet vasfına ne derece sahip olduğu meselesini Batılı milletlerin tarihi ile kıyaslayarak değerlendiren Cemaleddin Velidî, 1905 yılının Kazan Tatarları için siyasî değişim ve fikri uyanış devri olduğunu vurgulamıştır. Arapça, Özbekçe ve Osmanlıcadan bahisle dil meselesinin milli kimlik ve milliyetçilik tartışmalarındaki rolünü değerlendiren ve bu husustaki görüşlerini ifade eden Cemaleddin Velidî, Kazan tatarlarının “Tatarlık ve Rusya vatandaşlığı” sloganını benimsemeleri gerektiğini gerekçeleri ve neticeleri ile birlikte tartışarak savunmuştur. Cemaleddin Velidî, Osmanlı Devleti’nin genel durumundan ve Türk Ocağı’nın işlevinden bahsettikten sonra kendileri de Kazan Tatarı olan Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu’nun İstanbul’da Türk Ocağı’nı toplayan isimler olduğunu ve bu durumun Kazan Tatarları için büyük bir iftihar vesilesi olduğunu belirtmiştir. Cemaleddin Velidî, “Milliyet esasen gerekli mi değil mi?” sorusunu tartışmış; bu soruya cevap vermenin yersiz olduğunu, milliyetin sosyal bir zorunluluk olduğunu, sosyal hayatın amacı olmadığını, fakat sosyal hayatın önemli bir basamağı olduğunu, Kazan Tatarlarının bu basamakta uzun süre bekleyeceklerini, çünkü bu basamağa tam olarak çıkamadıklarını ifade etmiştir.

         

        Dr. Alper Alp, eserin ikincikısmında Milliyetçiliğin Bazı Esasları (s. 67–94) başlığı altında Abdülaziz Ubeydullin’in aynı ismi taşıyan eserini günümüz Türkçesine aktarmıştır. Abdülaziz Ubeydullin, Milliyetçiliğin Bazı Esasları isimli eserinde öncelikle millet mefhumunu izah etmiş ve bu mefhumun genellikle Rusya Türkleri arasında üç farklı anlamda kullanıldığını belirtmiştir. Birinci alt başlık halinde Milliyet Nedir? (s. 69) sorusuna cevap arayarak milletin başka cemiyetlerle ilişkisini değerlendiren Abdülaziz Ubeydullin, “Bir millet sadece bir devlete tabi olmadığı gibi bir devlet de sadece bir milletten oluşmaz” saptamasında bulunmuştur. Vambery ve Leon Cahun gibi isimlere de atıfta bulunan Abdülaziz Ubeydullin, ırk, dil, din, medeniyet gibi ortak amilleri ayrıntılı bir şekilde tartışarak Milliyet Nedir? Sorusunu cevaplamış, yeryüzündeki milletleri millet-i hâkime ve millet-i mahkûme olarak tasnif etmiş ve bunlar arasındaki mücadeleleri örneklendirmiştir. Milletler ve Milliyetler Hakkında Felsefî Nazarî Meseleler (s. 85) şeklinde ikinci bir alt başlık veren Abdülaziz Ubeydullin, bu kısımda Milletler ve Milliyetler hakkındaki düşüncelerini ifade ettikten sonra “Milletler gerçekten yok olurlar mı?” sorusuna cevap aramıştır.

         

        Dr. Alper Alp, eserin üçüncükısmında Türk mü Tatar mı? (s. 95–100) başlığı altında Abdülaziz Ubeydullin’in aynı ismi taşıyan eserini günümüz Türkçesine aktarmıştır. Abdülaziz Ubeydullin Türk Mü Tatar mı? isimli eserinde yıllardan beri Tatar edebiyatında tartışıla gelen “Biz Türk müyüz yoksa Tatar mı?” sorusuna cevap aramış ve Kazan Tatarlarına “Volga Türkleri” isminin verilmesi gerektiği kanaatini gerekçeleri ile birlikte belirtmiştir.

         

        Dr. Alper Alp, günümüz Türkçesine aktardığı kitapçıklarda yer alan bazı kavramları, kişileri ve olayları dipnotlandırarak okuyucu tarafından daha anlaşılır hale getirmiştir. Esere bir indeks (s.101–104) eklemeyi de ihmal etmeyen Dr. Alper Alp, eserin Ekler (s. 105–136) kısmında Cemaleddin Velidî’ye ait Millet ve Milliyet (s. 107) kitapçığınınveAbdülaziz Ubeydullin’e ait Milliyetçiliğin Bazı Esasları (s. 112) ile Türk mü Tatar mı? (s. 118) kitapçıklarının orijinal kapaklarını ve ilk sayfalarını okuyucu ile buluşturmuştur. Bunların yanı sıra Dr. Alper Alp, Tataristan Cumhuriyeti Milli Arşivi’nde yer alan ve “An Dergisi” (s. 121) tarafından Tatar kamuoyunun milliyetçilik kavramına bakış açısını ortaya koymak amacıyla yayımladığı anketin Rusça tercümesine de yer vermiştir.

         

        Dr. Alper Alp’i bu çalışmasından dolayı tebrik ediyor; bununla birlikte konunun daha iyi anlaşılması bakımından Başkurt, Rus ve Tatar arşivlerinden de yararlanarak hazırladığı yoğun bir emek ve ciddi bir çalışmanın ürünü olan Kazan Tatarlarının Siyasî Konum ve Yönelişleri (1905–1916) başlıklı Doktora Tezini de bir an önce yayımlamasını temenni ediyorum.

         

        


Türk Yurdu Nisan 2012
Türk Yurdu Nisan 2012
Nisan 2012 - Yıl 101 - Sayı 296

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele