“Gözyaşı”Nın Filmi Ne Zaman Çekilecek?

Şubat 2014 - Yıl 103 - Sayı 318

        Son yıllarda, Osmanlı topraklarında acı çeken halklar deyince önce azınlıkları akla geliyor nedense. Louisville Üniversitesi tarih profesörü Justin Mc Carthy’e göre XIX. yüzyılın ikinci yarısından Cumhuriyet’e kadar Osmanlı topraklarında savaş ve zorunlu göçler sebebiyle hayatını kaybeden Müslümanların sayısı, Hristiyanların dört katı. Yine aynı tarihçi, Batılı tarihçilerin, zorunlu göç trajedisine sadece Hristiyanların cephesinden baktığına işaret ediyor.

         

        Elbette bu, Batılılar için doğal bir şey. Ama azınlıkların acılarına ortak olacağım diye kendi milletinin acılarına vakit ayırmamak bizim aydınlar açısından biraz tuhaf. Ermeni tehcirine hassasiyet gösterenler, Balkan savaşlarında yollarda kırılan Türklerden bahsetmiyor. 

         

        Yıllar önce Oskar alan bir film vardı. Sophie’nin Seçimi. Alman subayın iki çocuğundan birini seçmesini istemesi karşında, çıldırma noktasına gelen bir annenin, en sonunda ağzından çıkıveren “Küçük kızımı alın.” cümlesi ve bu tercihi yaptığı için bir ömür süren dramı hafızalara kazınmıştı.

         

        Filmin yönetmeni ve senaryo yazarı Alan Pakula, bir annenin çaresizliği üzerinden bir milletin acısını anlatma fikrini nereden aldı bilmiyorum, ama çok iyi bir fikir. Çünkü savaşın acısını en iyi anneler bilir.

         

        Bir gün, Balkan acısı filme alınsa böyle bir senaryo ne kadar uygun değil mi? Ama yeni bir senaryoya gerek yok. Refik Halid Karay, geleceğin sinemacısı için senaryoyu yazmış bile. Evet, “Gözyaşı” hikâyesinden bahsediyorum. Karay, hikâyesinde, Balkan savaşı patlak verince sınıra ulaşmak için üç çocuğu ile yola düşen Dul Ayşe’yi anlatır. Gücü tükendiğinde, diğerlerini kurtarabilmek için hangisini feda etsem diye düşünüp vazgeçişi; ikisi kendiliğinden pes edince, kalan tek yavrusu ile ay-yıldızlı bayrak çekili kasabaya ulaştığında onun da öldüğünü fark edişi… 

         

        Balkan faciasını, her okuduğumda ağladığım bu hikâyeden daha iyi anlatan başka bir hikâye bilmiyorum. Ne Balkan acısını yazabildik ne de filmini çekebildik.

         

        Avunma kabilinden elimizde bir film var. “Senede Bir Gün”. İhsan İpekçi’nin romanından uyarlanan senaryo, üç kere filme alındı, 1946, 1966 ve 1971’de1. Filmin şarkısı, filmden daha meşhur oldu. Balkan faciasını anlatamaması bir yana, evli bir kadının, evlenmeden önce nişanlı olduğu adamla her sene bir gün buluşması sebebiyle ahlaki açıdan da sorunlu bir senaryosu var. Kısaca konusunu hatırlatmak istiyorum. Nazlı ve Emin Yanbolu’da nişanlı bir çifttir. Rumeli’yi ele geçiren Bulgarların zulmü artınca, Nazlı’nın ailesi Emin’in yardımı ile İstanbul’a kaçmaya karar verir. Ancak Emin yolda yakalanır.

         

        Bildiğiniz gibi 2013 senesi, Balkan savaşlarının yüzüncü; Bosna Savaşı’nın yirminci sene-i devriyesi idi. 1993’de başlayan savaş, 1995’de, Saraybosna direnişi ile Müslümanların lehine döndü. Sırpların katliamlarına seyirci olan Batılı devletler, Avrupa’nın ortasındaki Müslüman ordusunu durdurmak için, barış adına devreye girip savaşı bitirdi. Savaş sonrasında, Amerika, klasik bir Amerikan hilesini devreye soktu ve “Behind Enemy Lines”, “Savior” gibi filmlerle kurtarıcı rolünü üstlendi.

         

        Bu noktada, Bosna Savaşı esnasında Yücel Çakmaklı’nın çektiği “Kanayan Yara Bosna-Mavi Karanlık” sinema filmi ile Öner Kılıç ve Yahya Coşkun’un çektiği ve Saraybosna’daki yaşam tünelini anlatan “Tünel” adlı belgeseli özellikle anmak istiyorum. “Kanayan Yara Bosna”, savaş esnasında Türkiye’de kamuoyu oluşması için; “Tünel” ise savaş sonrasında Bosna direnişini belgelemek için mühim bir vazife gördüler.

         

        Balkan savaşlarının yüzüncü yılı, “Gözyaşı” hikâyesinin sinemaya uyarlanması için iyi bir fırsattı. Maalesef olmadı. Konuya duyarlı olanların parası yok; parası olanlar duyarlı değil. Balkan acısı hafızamızdan silinmeden ikisinin bir araya gelmesini diliyorum.

         

        * http://www.yerlisinemaizle.com/senede-bir-gun.html

         


Türk Yurdu Şubat 2014
Türk Yurdu Şubat 2014
Şubat 2014 - Yıl 103 - Sayı 318

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele