İngiltere’nin İstanbul Elçisi Sir Thomas Roe’nun (1621-1628) Gözüyle Gürcü Hadım Mehmed Paşa’nın Katli Hadisesi

Haziran 2013 - Yıl 102 - Sayı 310



                    1622-1633 arasındaki yılların Osmanlı İmparatorluğu için buhranlı yıllar olduğu söylenebilir. Sultan II. Osman’ın yeniçeriler tarafından katledilmesinden sonra yerine aklî dengesi bozuk olan I. Mustafa’nın ve daha sonra da çocuk yaşta tahta geçmesinden dolayı devlet içerisinde büyük bir otorite boşluğu doğmuş ve devlet büyük sıkıntılar yaşamıştır. Devlet bu dönem içerisinde Abaza Mehmed Paşa, Cennetoğlu gibi Celâlî isyanlarıyla uğraştığı gibi bir yandan da İran tehlikesi ile karşılaşmış ve Kanunî Sultan Süleyman zamanında alınan Bağdat da kaybedilmiştir. Aynı zamanda devlet Kazak akınlarının da hedefi olmuştur. İngiltere’nin İstanbul elçisi olan Sir Thomas Roe[1] da böylesine karmaşanın hâkim olduğu bir dönemde elçilik yapmış ve bu dönemlerdeki pek çok olaya şahit olmuştur ve şahit olduklarını resmî mektuplarla merkeze göndermiştir.[2]

         

                    İngiliz elçisinin anlattığı önemli olaylardan biri de bu karışık dönemde sadaret kaymakamlığı yapmış olan Gürcü Mehmed Paşa’nın katli meselesidir. Zira bu önemli devlet adamının İngiliz elçisiyle iyi ilişkileri vardı ve paşanın ölümü elçiyi derin bir şekilde etkilemiştir. Bu hem elçinin planlarını bozmuş hem de devletin bu kadar önemli bir görevlisini ölüme göndermesinden dolayı şaşkınlığa uğratmıştır. Bütün bu gördüklerini ve yorumlarını Bohemya kraliçesinin sekreteri Sir Robert Killigrew’a yazdığı mektupta aktarmıştır. Elçi, gerek daha sonradan değineceğimiz Bethlen Gabor meselesi gerekse paşayla olan kişisel dostluğundan dolayı bu konuya önem vermiştir ve hadise hakkında detaylı bir rapor hazırlamıştır. Elçinin anlattıkları Osmanlı tarihinde hâlihazırda anlatılmış olan hadiselerin biraz daha detaylı ve yorumlanarak anlatılmış hâlidir.

         

        Bu çalışmada yabancı bir gözlemci olan Thomas Roe’nun gözünden Gürcü Mehmed Paşa’nın katli ve daha sonra olan hadiseler anlatılacaktır. Ondan sonra da Gürcü Mehmed Paşa’nın Thomas Roe için olan öneminden bahsedilecektir. Olayları hem günü gününe yaşayan, hem de detaylı bir şekilde anlatan Thomas Roe’nun vereceği bilgilerin önemli olacağı kanısındayız.

         

         

        İsyandan Önceki Süreç

         

        Lefkeli Mustafa Paşa’nın azli üzerine veziriazam olan Gürcü Mehmed Paşa, kısa süre içerisinde II. Osman’ın öldürülmesinden doğan otorite boşluğunu kapatmıştır. Maktul sultanın katillerini yakalatmış ve cezalandırmıştır. Fakat daha sonra Mere Hüseyin Paşa’nın yeniçerileri tahriki sonucu görevinden istifa etmiş ve Bursa’ya sürgün edilmiştir. Zira paşanın, yeniçerileri yok etmek isteyen Abaza Mehmed Paşa ile iletişim hâlinde olduğu ortaya atılmış ve yerine tekrar Hüseyin Paşa gelmiştir. Fakat daha sonraki süreçte Hüseyin Paşa tekrar azledildi ve daha sonra Kemankeş Ali Paşa’nın sadarete yeniden İstanbul’a çağrıldı ve vezir yapıldı.[3]

         

        İsyandan önceki süreçte Bağdat’ın kaybı ve bazı maddî sıkıntılardan dolayı Veziriazam Kemankeş Ali Paşa öldürülmüş ve yerine Çerkez Mehmed Paşa tayin edilmişti. Çerkez Mehmed Paşa ordu ile isyan hâlinde bulunan Abaza Paşa’ya karşı savaşmaya giderken Gürcü Mehmed Paşa’yı sadaret kaymakamı olarak bırakmıştı. Çerkez Mehmed Paşa’nın ölümünden sonra sadarete getirilen Hafız Ahmed Paşa döneminde de sadaret kaymakamı olarak görev yapmaya devam etmiştir.[4]

         

         

        İsyan ve Gürcü Mehmed Paşa’nın Katli

         

        Osmanlı kaynakları Topal Receb Paşa’nın tahrikleri sonucunda sipahilerin ve yeniçerilerin, Bağdat’ta Sefavîler ile çarpışan Hafız Ahmed Paşa’ya yardım etmemesinden dolayı Gürcü Mehmed Paşa’nın idam edildiğini söylerler.[5] Bunun Gürcü Mehmed Paşa’nın işgal ettiği sadaret kaymakamlığı görevi Kaptan Paşa Receb Paşa’ya ve onun görevi olan kaptan paşalık da imrahor başı Hasan Ağa’ya verilmişti.

         

        O günlerde İstanbul’da elçi olan Thomas Roe da bu bilgileri doğrulamaktadır. Roe bu hadiseyi ilk olarak Edward Conway’e yazdığı mektupta bildirir. Burada daha sonra detaylıca anlatacağı olayın kısa bir özetini yaptıktan sonra paşanın meziyetlerini sayar ve hiç kimsenin onu savunmadığını anlatır.[6] O da bu olayın Receb Paşa ve taraftarları tarafından tertiplendiğine dair bir şüphe içerisindeydi. İngiliz elçisi olayın 3 Temmuz 1626[7] tarihinde sipahilerin At Meydan’ında toplanarak şeyhülislâma geldiklerini ve sadaret kaymakamı Gürcü Mehmed Paşa’nın öldürülmesine dair fetva istediklerini anlatır. Paşaya isnat edilen suç, Bağdat’taki kötü durumu saklayıp, askerler çarpışırken padişahı kandırmasıydı. Roe, sipahilerin isteklerini bildirdikten sonra, padişahın onu azletmekten ve görevini Receb Paşa’ya vermekten başka bir çaresi kalmadığını söyler. Daha sonra sabık kaymakamın padişahın korumasını istediğini, padişahın da onu sürgün etmeyi veya mahkûm etmeyi teklif ettiğini ama hiçbir şeyin onları yatıştıramadığını aktarır. İdam hükmü bostancıbaşıya verildiği zaman paşanın bir saat dua etmek istediğini ve bostancıbaşıdan da padişahı iki gün içerisinde pişman olacağı masumun canını bu kadar kolay almaması konusunda uyarmasını istediğini söyler. Son olarak da paşanın bir cellâdın kötü ellerinde ölmek istemediğini belirtir. Bostancıların da yetenek eksikliğinden veyahut ona duydukları saygıdan dolayı idam işlemini bir saat içerisinde bitiremediğini, en sonunda kendisinin boğdurulduğunu ve çıplak bir şekilde dışarıya atıldığını, ölü bedenini sipahilerin çiğnediklerini, burunlarını ve kulaklarını kestiklerini ve sokaklarda gezdirdiklerini.[8] Kendisinin birkaç haydut tarafından defnedildiğini ve hiç kimsenin mezarına kadar ona eşlik etmeye cesaret edemediğini söyler.[9]

         

        Thomas Roe, mektubunda Gürcü Mehmed Paşa’ya yapılan komployu da aktarır. Kendisinin suçlanma nedeninin Bağdat’taki ordunun kötü durumunu gizleme olduğunu belirtir. Roe’nun anlattığına göre Bağdat’tan kan ile onu suçlayan ve büyük bir kıtlığın olduğunu bildiren mektuplar yazılmıştır. Fakat daha sonradan bu mektupların İstanbul’da yazılmış olduğunun anlaşıldığını da belirtmektedir.[10]

         

        Bu isyanda Roe gümrükçü Murad Çavuş’un da öldürülmesinin istendiğini söyler. Gümrükçünün hiç kimse tarafından sevilmeyen bir adam olduğunu aktarır. Fakat onun akıbeti hakkında bir bilgi vermez.

         

         

        Gürcü Mehmed Paşa’nın Katlinden Sonra Olan Hadiseler ve Sonuçları

         

        Roe’nun anlattığına göre bu isyan sipahiler tarafından gerçekleştirilmiştir. Zira İngiliz elçisi idam olayı gerçekleştikten sonra yeniçerilerin kayıklarla birlikte geceleyin padişahın çekildiği bahçeye geldiklerini ve bu işte bir rolleri olmadıklarını, padişaha sadık kullar olarak adalet istediklerini anlatmaktadır.[11] Bunun üzerine onların da bazı kişilerin öldürülmesini istediklerini belirtir. Zira yeniçerinin görüşüne göre bu kişiler cezalandırılmadığı sürece şehirde bir huzur ortamı olamazdı. Padişah da suçlu bulunacak olan herkesin cezalandırılacağı sözünü vermiştir. Fakat Roe’nun aktardığına göre onları tatmin edecek bir şey yapılmamış ve yeniçeriler şehre gitmişlerdir ve kışlalarında çok gizli toplantılar yapmışlardır. İngiliz elçisine göre bu durum şehirde yeni bir isyana dair bir korku yaratmıştır.

         

        Yeniçeriler kaymakamlığa getirilmesinden dolayı Receb Paşa’nın bu olayın suç ortağı olduğunu düşünüyorlardı. Ayrıca Roe’nun belirttiğine göre Sekbanbaşı Sarı Mehmed Ağa da Receb Paşa’nın taraftarıydı. Divan gününde sekbanbaşı hariç herkes oradaydı. Elçiye göre kendisi Gürcü Mehmed Paşa olayının sorgulanmaması için Kaymakam Receb Paşa ile antlaşmalı olarak oraya gelmediğine dair bir düşünce vardı. Divandan sonra vezirler ve kazaskerler kapıya doğru gelirken önleri yeniçeriler tarafından kesildi. Roe’ya göre genç padişah ilk önce korkup geri çekildi ama daha büyük sorunların olmaması için onların karşısına çıkmaya karar vermişti.[12] Bunun üzerine derhâl sekbanbaşının, ulema mensuplarının ve önemli devlet ricalinin olacağı bir toplantı yapılması emri verildi. Bu sırada taht dışarı çıkarıldı ve padişah IV. Murad bütün haşmetiyle birlikte tahtına oturdu. Kendisine devletin bütün büyük memurları eşlik etmekteydi. Roe’ya göre buradaki amaç ne yapacakları belli olmayan askerlerin yüreklerine korku salmaktı.[13] Askerlerin arasından konuşan bir seçilmiş, beklenin aksine naçiz bir şekilde durumu anlatan bir arz verdi. Yeniçeriler kendilerinden de bazı subayların suçlu olduklarını ama her gün olan sorunların sipahilerin kabahati olduğunu söylediler. Sekbanbaşı Sarı Mehmed Ağa, Roe’ya göre isminin ölüm listesinde olduğunu öğrenince kaçtı ve saklandı. Aynı zamanda Roe’ya göre yeni kaymakam Receb Paşa da büyük bir rahatsızlık içerisindeydi. Yeniçeriler onu idam edilmesi istenenler listesinden çıkardıysa da eğer sekbanbaşı bulunamazsa bütün suç onun üzerine kalacaktı. Fakat en sonunda sekbanbaşı saklandığı yerden çıkarıldı ve padişahın emri üzerine kafası kesilmek suretiyle öldürüldü. Daha sonradan Roe’nun duyduğuna göre bu olayla bağlantılı olduğu tespit edilen yirmi iki kişi gizli bir şekilde boğduruldu ve denize atıldı. Fakat İngiliz elçisine göre bu olayın ana sorumluları saklanmış veya kaçmıştı.[14]

         

        Bu olaylar sırasında İstanbul’da olan Thomas Roe’nun anlattıklarından o günlerde Receb Paşa’ya karşı büyük bir şüphe olduğunu anlamaktayız. Yalnız her ne kadar Thomas Roe da Receb Paşa’dan şüphelenmiş ve dostu olan Gürcü Mehmed Paşa’nın ölümünden müteessir olmuş olsa da kendisi Osmanlı kaynakları gibi doğrudan Receb Paşa’yı olayların sorumlusu olarak görmemektedir. Sadece onun bu olayın sorumlusu olduğuna dair bir şüphenin olduğunu söylemiştir. Roe’nun bu mektubunda bazı yerlerin boş bırakıldığını görmek önemlidir. Zira mektupta boş bırakılan bazı yerlerde Roe yeniçerilerin kimleri cinayetin sorumlusu olarak tuttuğunu söylemektedir. Fakat bu boşlukların bir şifreden mi yoksa başka bir sebepten ötürü mü oluştukları belli değildir. Yine de Roe’nun raporu bize isyan hakkında detaylıca bilgi vermektedir.[15]

         

        Elçiye göre paşanın ölümünden sorumlu tutulup öldürülenlerin mallarının müsadere edilmesi devlete çok büyük para kazandırmıştı. Roe bu olayda sipahilerin gücünün bir süre için azalmasına ve yeniçerilerin bu olayla birlikte muzaffer olduğunu söylemektedir.[16]

         

         

        Thomas Roe’nun Gözünden Gürcü Mehmed Paşa ve İkisi Arasındaki İlişki

         

                    Gürcü Mehmed Paşa ve İngiliz elçisinin iyi denilebilecek bir ilişkileri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira Thomas Roe onun için “Benim tek dostum” ifadesini kullanır.[17] Aynı zamanda kendisinin ve bütün diğer yabancı elçilerin güvendiği kimse olduğunu söyler. Devletin bu kadar büyük ve yetenekli bir vezirini kaybettiği için şimdiden pişman olmaya başladığını aktarır. Kendisinin 96 yaşında olup, 45 yıl divanda vezirlik yaptığını, bir kere veziriazam, üç defa kaymakamlık ve ondan önce de Kıbrıs, Budin, Şam, Bağdat ve Mısır beylerbeylikleri yaptığını söyler.[18] Kendisinin, Mısır beylerbeyliği yaptığı, üç defa kaymakam ve bir kere de veziriazam olduğu doğrudur. Bununla birlikte Türk kaynakları kendisinin 80 yaşlarında öldüğünü söylemektedir. [19]

         

                    Roe’ya göre kendisi devlet içerisindeki en bilge vezirdi ve onun sadaret kaymakamlığı süresince bütün yabancı elçiler güven içinde yaşamakta ve hiçbir dost ihtiyacı çekmemekteydi.[20] Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün kanunlarını ve yapısını bilen, Hristiyan âleminden her zaman istihbarat toplayan bir adamdı. 30 Eylül tarihli mektubunda Roe onun için “Bu bozuk ve hastalıklı monarşiyi tedavi etmeye yeterli olabilecek ilacı bulup, kullanabilecek tek insan”[21] olarak onu adlandırır. Fakat Roe için Gürcü Mehmed Paşa’nın sadece faziletleri değil, kendisinin Avusturya düşmanı ve Gabor’un manevî babası gibi koruyucusu olması karşıtı bir vezir olmasının da büyük bir önemi vardır. Gürcü Mehmed Paşa’nın idam edilmesi Thomas Roe’nun elçiliğinde önemli ölçüde bir rol oynamıştır.[22]

         

                    Thomas Roe, İstanbul’a ilk geldiği zamanlarda görevi Lehistan ve Osmanlı İmparatorluğu arasında arabuluculuk yapmak ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Avusturya üzerine bir sefer yapmasına mümkün olduğu kadar mani olmaktı.[23] 1624 yılının ilkbaharından itibaren işler değişmeye başladı. Roe’nun yeni görevi Bethlen Gabor’u Avusturya üzerine saldırmaya teşvik etmekti. Roe’ya bu görev verildiği sıralarda Roe’nun hem aleyhine hem de lehine gerçekleşecek bir olay oldu. Aleyhine gerçekleşecek olan olay Osmanlı-İran savaşının çıkmış ve Bağdat’ın kaybedilmiş olmasıydı. Fakat savaşa gidecek olan Veziriazam Çerkez Mehmed Paşa’nın yerine, Gürcü Mehmed Paşa’nın sadaret kaymakamı olarak tayin edilmesi Roe için avantajlı olacaktır. 3 Nisan 1624 gününde devlet sekreteri Sir George Calvert’e yazdığı mektupta, elçi yine Gürcü Mehmed Paşa’nın faziletlerini yineler. 24 Temmuz 1624 tarihinde Sultan IV. Murad’ın, İngiltere kralı I. James’e yazdığı mektuba ek olarak Gürcü Mehmed Paşa’nın da sadaret kaymakamı olarak krala bir mektup yazmak istemiştir. Burada elçi paşanın, kral tarafından tanınmak isteyen bir kimse olduğunu ve kendisine hep iyilik yaptığını söylemiştir.[24]

         

                    Gürcü Mehmed Paşa, Roe’nun dediği gibi her zaman Bethlen Gabor’un koruyucusu olmuştur. Bohemya kraliçesine yazdığı mektupta yaşlı kaymakamın ölümünün Gabor ile ilgili planlara büyük bir darbe vurulduğu yazılmıştır.[25] Paşa’nın öldürülmesinden sonra Roe’nun planı bir süre için bozulmuştur. Roe, Gabor ile ilgili planlarını bu konulardan tamamen habersiz olan yeni kaymakam Receb Paşa’ya açmıştır. Thomas Roe Bohemya kraliçesine (İngiltere kralının kızı) yazdığı mektupta Gürcü Mehmed Paşa’nın aksine, Receb Paşa’nın bir Avusturya taraftarı[26] olduğunu ve şu ana kadar yaptığı çalışmaların geri tepeceğinden korktuğunu söylemiştir.[27] Fakat sonunda Roe, Receb Paşa’yı ikna edebilmeyi başarabilmiştir. Bununla birlikte Gürcü Mehmed Paşa’dan sonra Gabor için yeni bir koruyucu olarak Rumeli Kazaskeri Hüseyin Efendi’yi bulmuştur. [28]

         

         

        Sonuç

         

                    Gürcü Mehmed Paşa’nın katledildiği sırada İstanbul’da olan İngiliz elçisi Thomas Roe bu olayların görgü şahidi olup, paşanın iftiralar ve komplolar sonucunda öldürüldüğünü bir yabancı kaynak olarak doğrulamaktadır. Aynı zamanda kendisi de kesin olarak Osmanlı kaynakları gibi bu olayın birinci ölçüden sorumlusu olarak Receb Paşa’yı suçlamasa da Osmanlı müverrihlerine kaynak olacak olan şüphenin varlığını da aktarmaktadır.

         

                    Thomas Roe’nun da Gürcü Mehmed Paşa hakkındaki düşünceleri dönemin Osmanlı kaynaklarının anlattıklarına benzer bir durumdadır. O da paşanın vakur, bilgili ve devleti kurtarabilmeye muktedir bir kimse olduğunu söylemektedir. Sonuç olarak Thomas Roe, Gürcü Mehmed Paşa’nın katline, Bethlen Gabor meselesi ve aralarındaki dostluktan ötürü farklı bir bakış açısından baktığı ve daha da önemlisi, olayın şahidi olduğu için verdiği bilgiler dikkate değerdir.

         

         

         

        


         

         

        


        

        [1] Babür İmparatorluğu’na giden ilk İngiliz elçisi olmasından mütevellit Sir Thomas Roe ve diplomatik kariyeriyle ilgili hatırı sayılır miktarda çalışmalar yapılmıştır. Patrick S. McGarry, Ambassador Abroad: The career and Correspondence of Sir Thomas Roe at the Courts of Moghul and Ottoman Empires 1614-1628: A Chapter In Jacobean Diplomacy, Columbia Üniversitesi Doktora Tezi, 1963, Colin Paul Mitchell, Sir Thomas Roe and The Mughal Empire, University of Karachi, Area Study Centre for Europe,  Karachi, 2000, Micheal J. Brown, Itınerant Ambassador, The Life of Sir Thomas Roe, The University Press of Kentucky, Lesxington, 1970, .: Micheal Strachan, Sir Thomas Roe 1581-1644 A life, Micheal Russel (Publishing), Salisbury, 1991, Thomas Roe’nun mektupları ise Samuel Richardson 1740 tarafından derlenmiştir. Samuel Richardson, The negotiations of Sir Thomas Roe in his embassy to the Ottoman Porte, from the year1621 to 1628 inclusive: containing a great variety of curious and important matters, relating not only to the affairs of the Turkish Empire but also to the of the other States of Europe in that period; hiz sorrespondences with  most illustrious persons… and many useful and instruvive particulars, London 1740. Bundan sonra “Negotiations” olarak adlandırılacaktır. Söz konusu eserin Türkçesi için bkz, Ahmet Büyükaksoy, İngiltere’nin İstanbul Elçisi Thomas Roe’nun Diplomatik Yazışmaları (1621-1628) Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Bilim Dalı, Yeniçağ Tarihi Bilim Dalı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2012


        

        [2] Büyükaksoy, a.g.t. Thomas Roe’nun şahit olduğu en önemli olaylardan bir tanesi Sultan II. Osman’ın tahttan indirilmesi ve katledilmesi meselesidir. Bu konuda uzun bir rapor hazırlamıştır.


        

        [3]Mahmut Ak, Mehmed Paşa, Gürcü maddesi, Türk Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 2003, cilt. 28, s. 509


        

        [4] Mahmut Ak, a.g.m., s. 509-510, İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Türkiye Yayınevi, İstanbul 1971 c. 5, s. 32


        

        [5] Mustafa Naima Efendi, Târih-i Na‘ima, yay. haz: Mehmet İpşirli, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara (2007) c. II, s. 601, Konuyla ilgili araştırmalar için bkz, Fahri Ç. Derin “Mehmed Paşa, Gürcü” mad, Milli Eğitim Bakanlığı İslam Ansiklopedisi, Milli Eğitim Basım Evi, İstanbul 1988 c. 7 s.586 7. Mahmut Ak, a.g.m., s. 510


        

        [6] Büyükaksoy, a.g.t,. s. 852 Negotiations,  s. 524,


        

        [7] Mahmut Ak, bu tarihi 18 Şevval/13 Temmuz 1626 olarak vermiştir. Avrupalılar o dönemlerde birbiri arasında on gün fark olan iki takvim kullanmaktaydılar. Yeni stil, denilen takvim eskisinden on gün sonraki tarihe denk geliyordu. Buna göre Thomas Roe bu mektupta eski takvimi kullanmıştır. Mahmut Ak, a.g.m., s. 510


        

        [8] Büyükaksoy, a.g.t,. s. 865, Negotiations, s. 532                                                                                  


        

        [9]Büyükaksoy, a.g.t.,s. 866, Negotiations, s. 532 Gürcü Mehmed Paşa, Eyüp’te Semiz Ali Paşa’nın yanına defnedilmiştir. Mahmut Ak, a.g.m., s. 510


        

        [10] Büyükaksoy, a.g.t..s. 865, Negotiationss. 532


        

        [11] Büyükaksoy a.g.t.,s. 866, Negotiations s. 533. Roe, burada yeniçerilerin isyana katılmadıklarından dolayı kıskançlık duyarak harekete geçtiklerini söyleyerek bir hicivde bulunmuştur.


        

        [12] Büyükaksoy a.g.t., s.867, Negotiations,s. 533


        

        [13]Büyükaksoy a.g.t. s. 867, Negotiations, s. 533


        

        [14]Büyükaksoy a.g.t s. 868, Negotiations s. 534


        

        [15]Roe’nun bazı mektuplarında şifreler kullanılmıştır ve bu şifrelerin küçük bir kısmı mektupları derleyip yayınlayan Samuel Richardson tarafından çözülememiştir.


        

        [16] Büyükaksoy a.g.t s. 868, Negotiations s. 534


        

        [17] Büyükaksoy a.g.t., s.,852, Negotiations s. 524


        

        [18] Büyükaksoy, a.g.t s. 865, Negotiations, s. 532. Bu bilgilerin doğruluğu tartışmalıdır.


        

        [19] Mahmut Ak, a.g.m., s. 410


        

        [20] Meselâ Mere Hüseyin Paşa’nın zamanında Thomas Roe ve diğer yabancı elçiler büyük bir sıkıntı yaşamışlardır. Roe ve Hüseyin Paşa arasındaki hasımlık öylesine bir seviyeye gelmiştir ki, Roe, paşanın ikinci kez sadarete getirildiğinde ondan “Benim eski düşmanım” olarak bahsetmiştir. Büyükaksoy a.g.t. s. 218, Negotiations, s. 129


        

        [21] Büyükaksoy, a.g.t s. 156-157. İlginç bir şekilde Roe burada vezirin 80 yaşlarında olduğunu söylemiştir.


        

        [22] Büyükaksoy, a.g.t s. 156-157


        

        [23] Zira bu dönemde İngiltere Kralı I. James, İspanya ve Avusturya Habsburgları ile barış siyaseti sürdürmeyi düşünüyordu. Hatta kral, oğlu Galler Prensi Charles’ı İspanya kralının kız kardeşi İnfante Maria ile evlendirmek için Madrid’e göndermişti. Böylesine bir barış ikliminde Osmanlı topraklarına gönderilen Sir Thomas Roe’ya muhtemel bir Osmanlı-Avusturya savaşını engellemek için elinden geleni yapması görevi verilmişti. Bu şekilde Kral I. James, İmparator II. Ferdinand’ın işgal ettiği damadı Friedrich’in topraklarını kurtarabileceğini umut etti. Fakat ne İspanya prensesiyle yapılması planlanan evlilik ne de Osmanlıları dizginleme siyaseti sonuç vermeyince kral, Roe’ya sekreteri Calvert aracılığıyla Erdel Voyvodası Bethlen Gabor’u yüreklendirmesi ve imparatora saldırmaya teşvik etmesi görevini verdi. Büyükaksoy, a.g.t., s. 408, Negotiations s. 244. Roe’ya göre Bethlen Gabor’un hamisinin Gürcü Mehmed Paşa olması ve kendisini bir Avusturya karşıtı olması görevi için paşayı oldukça önemli bir şahıs yapıyordu.


        

        [24] 3 Nisan 1624 tarihli mektup için bkz, Büyükaksoy a.g.t., 383, 24 Temmuz 1624 tarihli mektup içinse bkz, Büyükaksoy, a.g.t., s. 433


        

        [25] Büyükaksoy, a.g.t.s, 862


        

        [26]Aynı zamanda Roe, mevcut kaymakam Receb Paşa’nın ‘Gürcü Mehmed Paşa’nın şiddetle karşı olduğu İspanya’yla barış yapılmasını desteklediğini de söylemektedir. Büyükaksoy a.g.t. s., 852, Negotiations,s. 524 Burada bir vatan hainliği suçlaması söz konusu olduğu kanısında değiliz. Burada Roe’nun Receb Paşa’nın Avusturya ile barışın devam etmesinden taraftar olduğunu kastettiğini düşünüyoruz.


        

        [27] Büyükaksoy, a.g.t. s., 865 Negotiations s. 532


        

        [28] Büyükaksoy, a.g.t.s. 872. Her şeye rağmen Thomas Roe’nun Bethlen Gabor’u Avusturya’ya saldırma planı, Osmanlı-İran savaşının belirsizliği ve voyvodanın Avrupa’dan beklediği maddî yardımı alamamasından dolayı başarılı olmamıştır.