KENDİ KALEMİNDEN HÜSEYİNZADE ALİ BEY

Mart 2022 - Yıl 111 - Sayı 415



Daha çok tarihçi yönüyle tanınan Alman müsteşrik Karl Süssheim’in yazışmalarını ihtiva eden evrakı, bugün Berlin Staatsbibliothek’te bulunmaktadır[1]. Süssheim, vefatının akabinde hazırlamayı planladığı Dr. Abdullah Cevdet’in biyografisi için başta İttihatçı dostları olmak üzere ulaşabildiği herkese mektup göndererek Doktor hakkında bilgi toplamaya çalışmıştır. Süssheim’in Abdullah Cevdet'le tanışıklığı 1908 devriminin öncesine, A. Cevdet'in Kahire yıllarına kadar uzandığından bahse konu evrak arasında bizzat A. Cevdet’e ait mektuplar da bulunmaktadır. Bu mektuplaşmalar süreci, İstanbul Üniversitesine profesör olarak kabul edilmesi dolayısıyla Süssheim ve ailesini İstanbul’a ulaştıran yolu açar. Süssheim’in yine A. Cevdet için hazırlamayı düşündüğü çalışma için mektupla bilgi toplama çabasına binaen 1933 yılında İbrahim Temo ile başlayan dostluğu, 1944'te İstanbul'da vefat edeceği vakte kadar devam eder (Özgen-Balcı, 2020).

Süssheim'in mektup yoluyla müracaat ettiği isimlerden biri de A. Cevdet'in yakın dostlarından Hüseyinzade Ali Bey’dir. Süssheim'in H. Ali Bey’e gönderdiği mektuba, bulunması muhtemel yerlerde aramamıza rağmen ulaşmak mümkün olamadı. İ. Temo’ya yazdığı mektuplardan anlaşılacağı üzere A. Cevdet’le tanışmaları, yakınlık dereceleri, yazacağı biyografide kullanabileceği birtakım farklı bilgiler olup olmadığı veya A. Cevdet’le alakalı birtakım bilgilerin sıhhat derecesine dair sorular olmalıdır. Süssheim'in H. Ali Bey’e yazdığı mektup elimizde olmasa da H. Ali Bey’in (12.8.1934 tarihli) cevabi mektubu arşivde bulunmaktadır. H. Ali Bey’in maddeler hâlinde verdiği cevaplardan, Süssheim'in H. Ali Bey’e A. Cevdet'le ilgili yedi soru sorduğu anlaşılmaktadır. Bu sorulardan altısı, doğrudan veya dolaylı olarak A. Cevdet ile ilişkilidir. Dördüncü soru ise bizzat H. Ali Bey’in kimliğine ilişkindir ve H. Ali Bey, bu sorunun cevabını küçük bir otobiyografi hâlinde verir. Bu yazıda, Türkiye ve Azerbaycan'ın yakın tarihinin mühim simalarından H. Ali Bey’in hayatı, çalışmaları ve diğer faaliyetleri hakkında kendi dilinden kıymetli bilgiler ihtiva eden söz konusu mektubu yayına hazırlanmıştır[2].

12.8.1934

Üsküdar

İhsaniye

Pek saygılı efendim!

Sorgularınıza sırasıyla cevap vermeğe gayret ediyorum. İlk önce şunu arz edeyim ki Abdullah Cevdet Beyin vefatından sonra dostları son defa olmak üzere bir İçtihat[3] nüshası çıkardılar. Bu nüshada merhuma dair büyük şairimiz Abdülhak Hamid’in, Abubekir [Ebubekir] Hazim’in, Lütfü Fikri’nin ve sairenin hatıra ve makaleleri bulunduğu gibi benim de uzunca bir yazım[4] var idi; yazılarınız için mezkûr İçtihat nüshasından da istifade edebilirsiniz. Şimdi numara sırasıyla suallerinize cevap vereyim:

(1) Defteri Hâkanî Nazırı Mahmut Esat Bey’in biraderi[5] hakkında malumat sahibi değilim fakat bu hususta İstanbul Tıp Fakültesi Başkâtibi Ali Beye müracaat ederseniz o size lâzım gelen malûmatı verebilir, çünkü merhum Mahmut Esad’ı şahsen tanırlardı…

(2) Merhum Abdullah Cevdet hakkındaki eski makalem Füyuzat’ın 4üncü numarasındadır: bu numaranın tarihi eski Rus (Ortodoks) takvimine göre 8 Kânunu evvel 1906dır / 8 Decembre. (Mürettip hatası olarak bu nüshanın başına N3 yazılmışsa da hakikatte N4dür; herhalde makaleyi Füyuzat’ın 56’ncı sahifesinde aramak lâzımdır)

(3) Abdullah Cevdet Beyin, Shakspeare’in “Jules César” için mukaddeme olarak yazdığı makale Füyuzat’ın 7 Ağustos 1907 tarihli (eski Rus takvimine göre) 24üncü numarasında mündemiçtir;* aynı numarada merhumun bir de “Senin İçin” (سنك أیچون) unvanlı bir şiiri vardır ki:

[Dudaklarımda gül açtı içimdeki rikkat] “دودتقلرمده کل آچدی ایچمدهکی رقت

[ile başlıyor] ایله باشلایور mısraı (مصراعی)

(4) Ben, 1864 senesinde Kafkasya Azerbaycanında, Baku vilâyetinde, Kura/Kür nehri sahilinde bulunan Dalyan şehrinde doğdum[6]; bir yaşında iken (…بر ويا اكى ياشنده ايكن) ebeveynimle beraber, Tiflis’te Kafkasya Şeyhülislamı bulunan büyük pederim Ahmet Salyani’nin yanına gittim, iptidai tahsilimi “Tiflis Müslüman Mektebinde” gördüm; sonra 1875te, (Grand duc Michel - Velikiy Knez Mihail Nikolayeviç)’in hesabına leylî olarak “Tiflis 1inci Gymnase Classique/Klassiçeskaya Gimnaziya” denilen liseye kaydolundum; o devirde bu nevi liselerde, yeni lisanlardan başka hem Latince hem de Yunanca okumak mecburi idi; on sene sonra yani 1885’te mezkûr liseden şehadetname alıp Petersburg’a (Leningrad’a) gittim ve ora [Petersburg] Üniversite’sinin Fizikomatematik Fakültesine talebe olarak girdim; 1889’da üniversite tahsilimi bitirince İstanbul’a geldim ve burada Askerî Tıbbiye Mektebinde (ki sonraları Tıp Fakültesi unvanını almıştır) tıp tahsiline başladım; Abdullah Cevdet merhumla burada tanıştım. Onun ve benim şiir ve edebiyata hevesimiz burada başlar; bir aralık “Ramazan Bahçesi” namıyla küçük bir eser neşrettik: bunda Cevdet’in bazı şiirleriyle benim Omar Kheyyam’a dair bir etüdüm vardır. Tıbbiyei askeriyeden aldığım diplomanın tarihi 1311’dir; bu ise 1895 tarihine tevafuk eder; doktor olduktan sonra bir müddet Haydarpaşa Hastanesi’nde “cildiye/dermatologie” mutahassısı olmak için [Dr. Ernst] Von Düring Paşa’nın[7] maiyetinde çalıştım; o sıralarda (1897) Yunan Harbi başladı ve ben de askerî tabip sıfatıyla Tessalya (Thessalie)da bulundum; burada Dümeke kasabasında Alman ressamı [Theodor] Rochall’la ahbap oldum; Rochall, Dümeke muharebesinin büyük bir tablosunu (panorama?) yapmak için hazırlanıyor ve birçok portreler yapıyordu[8]; bu meyanda benim de tabiî cesimette (fresque grandeur naturalle) askerî tabip yüzbaşısı kıyafetinde bir yağlı boya resmimi yaptı; bu resim ihtimal ki şimdi Alman müzelerinin birindedir; fakat yine ihtimal var ki kimse “Yüzbaşı Doktor Ali Bey’in” Goete’nin Faust’undan tercümeler yapan Professeur Dr Hüseyinzade Ali olduğunu bilmez… Ve ben de ressam Rocholl’un elân sağ olup olmadığını bilmiyorum[9]; kendisini vaktiyle Tessalyada iken sıtmaya karşı tedavi etmiştim ve hatta albümüne ufak bir resim de yapmıştım!.. Ne ise uzatmayım, sadede rücu ediyorum… Tessalya’dan avdetten sonra 1900de “Tıbbiyei askeriye”de dermatologie muallim muavini oldum (كانون اول ۱۳۱٦ ۲) [15 Aralık 1900]. Fakat bu yeni vazifem çok sürmedi: 1903’te Kafkasya’ya dönmeğe mecbur oldum; Bakuda Rus dilinde çıkan “Kaspi” gazetesinde bir müddet muharrirlik ettim; sonra Ağaoğlu Ahmet Bey’le ayni şehirde Türkçe “Hayat” gazetesini tesis ettik; iki sene kadar devam eden Hayat kapanınca yerine haftalık Füyuzat mecmuasını çıkarmağa başladım; ilk nüshanın tarihi 1 Teşrinisani 1906 (1 novembre), son nüshanın tarihi de 24 Teşrinievvel 1907 (24 octobre)dir. Aynı zaman[da] bir sene kadar da Kaspi gazetesinin başmuharrirliğini deruhte ettim; o sıralarda Bakuda “Saadet Mektebi” namıyla yeni bir Türk mektebi tesis olundu ve ben de orada iki sene kadar ders nazırlığı yaparak muhtelif tedrisatta bulundum… Artık Türkiye’de de Meşrutiyet ilan olunmuştu ve ben de tekrar dostlarımın daveti üzerine 31 Mart hadisesinden sonra İstanbul’a avdet edip eski vazifemin (Cildiye ve Sifiligrafi) başına geldim; bu defaki ünvanım “Emraz-ı Cildiye ve Efrenciye Seririyat Şefi” idi; bu vazifeye tayinimin tarihi  (كانون اول ۱۳۲٦ ۲٨)’dir [10 Ocak 1911] ; bu tarih (1910)’a tevafuk eder; bir müddet sonra “Cildiye ve Efrenciye muallimi” daha sonra da ayni derslerin “müderrisi” (professeur) oldum… Geçen sene tekaüde sevk olundum ve şimdi artık bir “mütekait” olarak evimde oturuyorum…

“Balkan harbinde” ve “Harbi Umumî’de” “Hilâli Ahmer” tabibi sıfatıyla çalıştım; Harbi Umumî’de birkaç defa Avrupa’ya ve bir defa Kafkasya’ya muhtelif vazifelerle gönderildim; bu seyahatlerimde Almanya’nın bazı rical ve meşarihiyle görüşüp fikirlerinden istifade etmeğe muvaffak oldum: bu zevat meyanında bilhassa [Friedrich] Ebert’i, ([Philipp] Şaydeman’ı (Scheideman), [Hermann] Südermaan’ı[10] (romancı edip), [Theodor] Şiman (Schiemann)[11], [Heinrich Wilhelm Gottfried von] Waldeyer’i[12], Zesser’i[13] vesaireyi zikredebilirim… Stockholm’da sulh için in’ikat etmeğe çalışan Sosyalist Konferansına[14] (Türk işçisi namına) giderken Berlin’de Şaydemanın delaletile bilahire Almanyanın ilk reisi Cümhuru olan merhum Ebert[15] ile dahi görüşmüştük: bizi yüksek ve kıymetli fikirleriyle irşad etti[16] idi…

Berlin’de Künstlerhaus’ta müsteşrik Hağtmann’dan[17]  sonra ben de zaif Almancamla bir konferans verdim; dinleyenler arasında meşhur edip Südermann da var idi; çok memnun oldu; kalkıp kürsüye yaklaştı ve elimi sıktı… O sıralarda hatırladığıma göre Hağtmann da bir mecmuada benim Faust’tan yaptığım tercümeler hakkında bir makale neşretmişti… Bir aralık Akademiye uğradık; orada muhtelif konferanslar verildi. Anatomi ve Histoloji professörü Waldeyer’in kendi ihtisası haricinde olarak Türkler ve umum Turanî kavimler hakkında irad ettiği samimî ve sıcak nutku hiçbir zaman unutmayacağım…

Fikirlerinden istifade ettiğimiz zatlardan biri de Slav tarihi mütehassısı Şiman (Schiemann?) idi; bu zata ziyaretlerimizin birisinde nasılsa söz gelişi neler yazmakla meşgul olduğunu sordum; dedi ki şimdiki hâlde Rusya imparatoru 1inci Nikola’nın tarihini yazıyorum; bunun üzerine kendisine büyük Rus edibi Lev (Leon) Tolstoi’in “Hacı Murat” namındaki romanını okuyup okumadığını sordum; -Hayır, dedi, ne münasebet? Dedim ki 1inci Nikola’nın tarihini yazan müverrih bu eseri behemehal okumalıdır; çünkü bunda Tolstoi yakından gördüğü ve bildiği Nikoladan derin bir vukufla bahsetmiş ve onun ruhunu dahiyane (génial) bir nazarla tahlil etmiştir!.. Başka bir görüşümüzde Şiman bu ihtarımdan dolayı bana teşekkür etti…Bilmiyorum, Şiman “Hacı Murat’ın mutaleasını tarihçi noktai nazarından istifadeli buldu mu?..

Kuvai milliyenin şanlı zaferlerinden sonra Ankara payitaht olunca birkaç defa bazı vazifelerle şehre gidip geldim…

Bir de 1926’da yeni Azerbaycan Cumhuriyetinin merkezi olan Bakü’de inikad eden Türkoloji kongresine gittim (Pr. Köprülüzade Fuad Beyle beraber)** konferansımın mevzuu “Garp Destanlarında Türk”[18] idi… Bu mevzu biraz değiştirilerek ve kısmen manzum olarak ayrıca küçük bir eser hâlinde Bakü’de tab ve neşrolundu… Maalesef yanımda nüshası kalmadığından takdim edemiyorum.

Affedersiniz mektubu uzattım ve sadetten galiba çok uzaklaştım hâlbuki daha cevap vereceğim üç sualiniz var; fakat bu cevapları kısa geçmek mecburiyetindeyim:

(5) Seririyatı hariciye Müderrisi Kerim Sebati[19] Trabzon’da doğmuştur; fazla tafsilat için lütfen kendisine müracaat buyurunuz.

(6) Askerî mektepler Nazırı Zeki Paşa[20] 1912 Balkan harbinde bir vazife deruhte etmiş değildir…

(7) Mahmut Esat Efendi’ye[21] dair malumatı yukarıda arz ettiğim veçhile Tıp Fakültesi Başkâtibi Ali Beyden isteyebilirsiniz…

Baki saygılarımı sunarım ve ilâveten Schiller’den nazmen tercüme ettiğim “Kefalet”le[22] Goethe vefatının 100üncü yıldönümü münasebetiyle Pr. Tevfik Remzi Bey’in himmeti sayesinde neşrolunan “Faust” mukaddemelerinin[23] tercümesini takdim ederim efendim!..

Pr. Dr. Hüseyinzade Ali

P.S.

Bu mektupla mezkûr eserleri aldığınızı lütfen bildirmenizi rica ederim ve ümid ederim ki yazmakta olduğunuz Abdullah Cevdet’in tercümei hâli bitince bize de bir nüsha göndermeyi unutmazsınız.

H.zade Ali

Adresim: Pr. Dr. Hüseyinzade Ali Köprülü Konak karşısında İhsaniye/Üsküdar

P. S. Suallerinizin bir kısmını Dr. Süheyl Bey de bana sormuştu; onun mektubuna da kısa bir cevap yazacağım. H. A.

*ققط مصردن كندرېلن بومقالهنك كندى تارېحى (۱٨ نېسان ۱٩۰٧)در[Fakat Mısır’dan gönderilen bu makalenin kendi tarihi 18 Nisan 1907’dir.]

** Alman müsteşrıklarından Herr Wenzel de beraberdi.

Kaynaklar

Aslan, T., “İttihâd-ı Osmanî’den Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne”, Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi), 2008.

Bayat, A. H., Azerbaycan'ın Yiğit Evladı Ali Hüseyinzade (Prof. Dr. Hüseyinzade Ali Turan) ve Türkiye'de Yayınladığı Eserleri, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 1992.

Cole, G. D. H., A History of Socialist Thought: C. IV, B. I.

Ercoşkun, T., “Yeni Bilgi ve Belgeler Işığında Kaplan[Zade] Ahmed Saib (1860–1918)”, Tarih Araştırmaları dergisi, 36, 2017.

Göksoy, E., “Müderris (Ord. Prof.) Dr. Kerim Sebati [Gürgün] (1870–1942), Ölümünün 75. Yılında Yaşamı, Hizmetleri ve Eserleri, Türk Cerrahisine Katkıları”, Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları / N History Med Stud, 2018.

İctihad, C: XXVIII, S: 358, 1 Kanunuevvel 1932.

Köşlü, A., Tekiner, H., “Madalyalı Cildiyeciler”, Dermatoloji Tarihi / History of Dermatology, İstanbul, 2017.

Kuneralp, S., Son Dönem Osmanlı Erkân ve Ricali (1839- 1922) Prosopografik Rehber, İsis Yay., İstanbul, 1999.

Milliyet, 7. Sene No.: 2488, 12 kanunusani 1933, s. 3, Yeni Eserler – İçtihat.

Müd. Dr. Hüseyin zade Ali, “Apdullah Cevdet”, İctihad, C: XXVIII, S: 358, 1 Kanunuevvel 1932.

Özgen, Y. - Balcı, M. “Sıradışı Bir Şarkiyatçı “Prof. Dr. Karl Süssheim (1878-1947)”, Türk Yurdu, Y: 99, S: 275, Temmuz 2010.

Tunçay, M., Türkiye’de Sol Akımlar 1908-1925, 3. Basım, Bilgi Yay., İstanbul, 1978.

Turan, A., Əli bəy Hüseynzadə, Moskva, Salam Press, 2008.

https://www.britannica.com/biography/Hermann-Sudermann

https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fsurg.2017.00074/full

http://www.irishbrigade.eu/other-men/germans/schiemann/schiemann.html

https://socialhistoryportal.org/stockholm1917 (P/27a ve P/24c)

https://socialhistoryportal.org/stockholm1917/documents  (P/56 ve P/56a)

https://islamansiklopedisi.org.tr/hartmann-richard

https://islamansiklopedisi.org.tr/seydisehri

https://de.wikipedia.org/wiki/Theodor_Schiemann

        metin içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

        metin içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

         


         

[2] Karl Süssheim ve İbrahim Temo ile ilgili çalışmaları ile tanınan Mustafa Balcı'ya, bizi böyle bir mektuptan haberdar ettiği ve mektubun PDF nüshasını tarafımıza ulaştırdığı için teşekkür ederiz.

[3] Bahse konu nüsha, İçtihat’ın 358. sayısıdır ve 1 Kanunuevvel 1932 tarihini taşımaktadır. Bununla birlikte bu sayı, 11 Ocak 1933’te yani Dergi’nin üzerindeki tarihten bir yıl sonra neşrolunmuştur (İctihad, 1 Kanunuevvel 1932. C: XXVIII, S: 358). Bunun sebebi, Abdullah Cevdet’in 1 Kanunuevvel 1932 tarihli İçtihat dergisinin hazırlıkları esnasında ani ölümüdür (29 Kasım 1932). Bu vefat üzerine dostları mektupta da belirtildiği gibi son fakat genişletilmiş bir İçtihat sayısı çıkarmaya karar vermişlerdir. Bu nüsha, dönemin gazetelerine “İçtihat için bir fatiha demek olan dolgun ve olgun münderecatlı nüsha” şeklinde haber olmuştur (bk. Milliyet, 7. Sene, No.: 2488, 12 kanunusani 1933, s. 3, Yeni Eserler – İçtihat).

[4] Hüseyinzade Ali Bey, bu nüshaya “Müd. Dr. Hüseyin zade Ali” imzasını taşıyan “Apdullah Cevdet” başlıklı bir yazı ile katkıda bulunmuştur, s. 5895-5897.

[5] Hikmet Emin Bey (1891-?), sonradan İttihat ve Terakki Cemiyetine dönüşen İttihâd-ı Osmânî Cemiyetinin (2 Haziran 1889) on iki kişilik tıbbiyeli kuruculardandır. Cemiyet’in kurucu kadrosunda yer alan diğer tıbbiyeliler: İbrahim Temo, Abdullah Cevdet, İshak Sükutî, Çerkez Mehmet Reşid, Cevdet Osman, Kerim Sebatî, Mekkeli Sabri Bey, Selanikli Dr. Nazım Bey, Şerafettin Mağmumi, Giritli Şefik ve Bakülü Hüseyinzade Ali. (bk. Taner Aslan, “İttihâd-ı Osmanî’den Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne”, Bilig, Ahmet Yesevi Üniversitesi, 47, 2008: 79-120).

[6] Hüseyinzade Ali Bey’in kaleminden çıkma “Biyografik Muhtasar Malumat” adlı notların resimleri, Azər Turan, Əli bəy Hüseynzadə, Moskva, Salam press, 2008, s. 119-126’da verilmiştir.

[7] Dr. Ernst von Düring (1858-1944), 1889-1898 yılları arasında Mekteb-i Tıbbıye-i Şahanede Frengi profesörlüğü yapan ve çalışmalarından ötürü Paşalıkla taltif edilen Alman doktor. bk. Adem Köşlü, Halil Tekiner, Madalyalı Cildiyeciler, Dermatoloji Tarihi / History of Dermatology, 2017; 11: 44-8.

[8] Alman savaş ressamı olan Theodor Rocholl (1854–1933), 1883-1897 yılları arasında çeşitli gazeteler için ressam muhabir olarak çalışmış; 1897 yılında Türk-Yunan Savaşı’nda savaşı resmetmek için Teselya’ya gitmiştir. Ressamın Türk-Yunan Savaşı’ndan sahneleri tasvir eden başka tabloları da vardır. Bunun yanı sıra her rütbeden Osmanlı askerine ait portreleri, sanat mekânlarında sergilenmektedir. Bugün Dolmabahçe Sarayı’nda, Kabul Odası’nda, Hüseyinzade Ali’nin tarifine uygun vasıflara sahip Theodor Rocholl’a ait Dömeke Muharebesi konulu, 1898 tarihli panoramik bir tablo sergilenmektedir. Mektupta sözü edilen panoramik muharebe tablosu, muhtemelen bu eserdir.

[10] Günümüzde eserleri hemen hemen unutulmuş Alman oyun yazarı ve romancı. Hermann Sudermann (1857-1928) için bk. https://www.britannica.com/biography/Hermann-Sudermann

[11] Theodor Schiemann (1847-1921), Almanya’da Doğu Avrupa tarihi araştırmalarının kurucusu Alman tarihçi. bk. https://de.wikipedia.org/wiki/Theodor_Schiemann

[12] Heinrich Wilhelm Gottfried von Waldeyer-Hartz (1836-1921) hakkında bk. https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fsurg.2017.00074/full

[13] Kim olduğu tespit edilemedi.

[14] Mektupta “Stockholm’da sulh için in’ikat etmeğe çalışan Sosyalist Konferansı” (bk. 18. dipnot) ifadesinin kullanılması sebepsiz değildir. Dünya savaşının sosyalist ilkeler temelinde nihai olarak sonlandırılması için Hollandalı ve İskandinavyalı solcuların öncülüğünde ve Rusların desteklemesiyle 1917’de Stockholm’de bir uluslararası barış konferansı yapılması planlanmıştır. 1917 Mayıs ve Haziran aylarında Almanya’dan Sosyal Demokrat çoğunluğu temsilen aralarında Ebert, Scheidemann, Molkenbuhr, Sassenbach ve Legien, ile yeni kurulan Bağımsız Sosyal Demokrat Parti adına Kautsky, Bernstein, Haase, ve Ledebour’un da bulunduğu önde gelen sosyalistler Stockholm’e gelmiştir. Ayrıca dünyanın dört bir yanından Türkiye dâhil, çok sayıda ülke, parti ve grubun temsilcileri de kente gelmiştir. Ancak konferans toplanamamıştır. Mayıs’tan Temmuz’a kadar devam eden ve Ağustos ayının sonlarında yeniden başlayıp Kasım’a kadar süren istişarelere rağmen teşebbüs tamamen başarısızlığa uğramıştır. bk. Mete Tunçay, Türkiye’de Sol Akımlar 1908-1925, Bilgi Yay., İstanbul, 1978, s. 69, n. 90; G. D. H. Cole, A History of Socialist Thought: C: IV, B: I, s. 46 vd. Kasım ayı ortalarında Hollanda-İskandinav ve Rus komitesi ile bu kez Kafkasya delegesi olarak görüşen bir diğer Osmanlı görevlisi Ahmed Saib Bey’dir. bk. Tülay Ercoşkun, “Yeni bilgi ve belgeler ışığında Kaplan[Zade] Ahmed Saib (1860–1918)”, Tarih Araştırmaları dergisi 36 (2017 ): 95-138.

[15] En kapsamlı istişareler, Komite ile Ebert, Scheidemann'ın da aralarında bulunduğu Alman delegeler arasında gerçekleşmiştir. bk. Cole, age., s. 46. (Konferans teşebbüsünden iki yılı geçmeden Friedrich Ebert (1871- 1925) Weimar Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olmuş (1919) ve 1925’teki ölümüne kadar görevini sürdürmüştür; Philipp Scheidemann (1865-1939) ise aynı yılın başından itibaren 127 gün Weimar Cumhuriyeti'nin ikinci şansölyeliğini yapmıştır). İsveç Arbetarrörelsens Arkiv och Bibliotek'ten Dr. Martin Grass, konferansın Hollandalı-İskandinav düzenleme komitesine ve dünyanın dört bir yanından Stockholm'e gelen heyetlere ait basın bildiriler, tutanaklar ve diğer belgeleri bir araya getirmiştir. Bu belgelere göre Alman temsilcilerle Hollanda-İskandinavya komitesi arasındaki görüşmeler 5-13 Haziran arasında gerçekleşmiştir. bk. https://socialhistoryportal.org/stockholm1917 (P/27a ve P/24c). Hüseyinzade Ali Bey ve arkadaşlarına ait zabıtlar da bu belgeler arasında bulunmaktadır. Bk.  https://socialhistoryportal.org/stockholm1917/documents  (P/56 ve P/56a).

[16] Stokholm’de mezkur dünya savaşının önüne geçip muharipleri bir an evvel umumi bir sulha kavuşturmaya bir yol bulmak için toplanmak isteyen beynelmilel sosyalist konferansına Prof. Akil Muhtar ve merhum Nesim Muslih ile murahhas olarak gittik. İngiliz ve Fransız sosyalistleri gelemediklerinden (hükümetleri mani olmuştu) mezkur konferanstan bir netice çıkmadı ise de biz mezkur gaye ile orada çalışan Hollanda-Skandinav komitesine hakkımızı müdafaa yollu bir muhtıra verdik ve sosyalist alemine Türk dileklerinin haklı olduğunu anlatmaya çalıştık… Şurasını da unutamam ki Stockholm’e giderken Berlin’de önce Alman sosyalistlerinin liderlerinden biri olan [ve bilahare muharebeden sonra Almanya’nın ilk reisicumhuru olan] müteveffa Fr. Ebert ile (Ph. Scheidemann delaletiyle) görüşmüş ve mülakatından istifade etmiştik.” Turan, age., s. 124.

[17] Alman şarkiyatçı Richard Hartmann (1881-1965). bk. TDVİA https://islamansiklopedisi.org.tr/hartmann-richard

[18] Bahse konu konferans metni için bk. Ali Haydar Bayat, Azerbaycan'ın Yiğit Evladı Ali Hüseyinzade (Prof. Dr. Hüseyinzade Ali Turan) ve Türkiye'de Yayınladığı Eserleri, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 1992, s. 79-111.

[19] İttihat ve Terakki Derneği’nin kurucusu tıbbiyelilerden olan Dr. Kerim Sebati, İstanbul Darülfünunu Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin Cerrahi bölümlerinde kurucu başkanlık dâhil önemli görevler ve bilimsel faaliyetlerde bulunmuş tıp adamlarındandır. Hayatı ve bilimsel faaliyetleri hakkında titiz bir çalışma için bk. Ertuğrul Göksoy, “Müderris (Ord. Prof.) Dr. Kerim Sebati [Gürgün] (1870–1942), Ölümünün 75. Yılında Yaşamı, Hizmetleri ve Eserleri, Türk Cerrahisine Katkıları”, Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları / N History Med Stud, 2018; 24: 153-199).

[20] II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) 17 yıl Tophane müşirliği ve 25 yıl Askerî Mektepler Nazırlığı yapmış olan Mustafa Zeki Paşa (1849-1914), Meşrutiyet'in ilanından sonra Küçük Said Paşa kabinesinde 7 gün bulunmuş; sonra azledilmiştir. bk. Sinan Kuneralp, Son Dönem Osmanlı Erkân ve Ricali (1839- 1922) Prosopografik Rehber, İsis Yay., İstanbul 1999, s., XX, 12, 112.

[21] Mahmud Esad Seydişehrî (1856-1918) hakkında bk. https://islamansiklopedisi.org.tr/seydisehri

[23] Tercüme için bk. Bayat, age., s. 113-126.