ÜÇ TARZ-I TİLAVET

Mart 2022 - Yıl 111 - Sayı 415



Celal Talabani’nin cenazesindeki Kur’an tilaveti İran tarzıydı

“Üç tarz-ı diyanet”; Türk, Arap ve Fars tasavvurlarına göre oluşan din anlayışlarının sahaya yansımasıdır. Saha pratiklerimle “Üç tarz-ı diyanet”in tilavet anlayışları arasındaki farkları kulak hafızamla biliyorum.

Bu pratikler içinde beni şaşırtan uygulamalardan biri, Celal Talabani’nin cenazesindeki Kur’an tilavetiydi.

Talabani ile İran arasında organik bağlar, Barzani-İran ilişkisinden öndedir. Talabani’nin kenti Süleymaniye, Barzani’nin hâkim olduğu Erbil bölgesini "Türkiye'ye fazla yakın durmakla" suçlarken Erbil de Süleymaniye bölgesini "İran'ın baş müttefiki olmakla" itham eder[i].

Barzani’nin Nakşi-Halidi çizgisiyle bağlantısını biliyoruz[ii]. Mevlana Halidi Bağdadi yaşadığı dönemde, İran’a karşı Osmanlı’nın yanındadır. Bağdadi, bir talebesine yazdığı mektupta, “Devlet-i aliye için dua etmenizi emrediyorum.” der[iii].

Süleymaniye’deki Talabani yapısı, Barzani’den farklı olarak Kadiri tarikatı etkisindedir[iv]. Bölgede bunun yansıması sınır gelirlerine kadar ulaşır. Türkiye sınırındaki Habur Gümrük Kapısı’nın gelirlerini Barzaniler, İran sınırındaki Hacı Umran Gümrük Kapısı’nın gelirlerini ise Talabaniler alır[v]. Bu coğrafyada Kadiri etkisinden Nakşilik’e geçiş süreci hakkında aradığım bilgiyi yeni buldum. Hattın Dört Bir Yanında Cemilpaşazadeler adlı kitapta, aşiret döneminden önceki beylikler-ocaklıklar döneminde Kadirilik ile ortak yaşarlık (simbiyoz) bir bağ olduğu söylenir[vi].

***

Türkiye’nin Mısırlı hafızlar sorunu

Türkiye’de bir dönem estirilen Mısırlı hafızlar rüzgârını hatırlıyorum. Başta Abdüssamed olmak üzere bu hafızlar vasıtasıyla kulaklarımıza bir “kulak hafızası” yerleştirildi. Oysa Türk hafızlardan Mecit Sesigür, Kral Faruk döneminde Mısır'a davet edilir. Hafız Sesigür, Kahire'deki sarayda düzenlenen bir mevlit töreninde vefat eder[vii].

Eskiden Türkiye’den Mısır’a hafız giderken şimdi Mısır ve diğer Arap ülkelerinden Türkiye’ye hafız ve üslup ithal edilmektedir. Şüphesiz her coğrafyanın kendine özgü bir rengi var. Yüce Allah’ın, bizi birbirimizi tanıyalım diye farklılıklarla yarattığına iman ediyorum. İslam dünyasında farklı renklerin ortaya çıkmasından rahatsız değilim. Rahatsızlığım, bizim yerli tilavet anlayışımızın bir tasfiye operasyonuna tabi tutulması.

***

Coğrafyalar ve mezheplere göre kıraat tercihleri

Kıraatler, İslam mezheplerinin hüküm çıkarmada yararlandıkları kaynakların arasında yer alır. Mezhepler, farklı okuyuşlardan deliller getirerek fıkhi hükümler ortaya koymuştur[viii].

İmam Malik, Nafi kıraatini tercih eder ve bu kıraate önem atfeder; “Nafi’nin kıraati sünnettir.” der. Hanbeli mezhebi kurucusu Ahmet b. Hanbel, kıraatler içinde hangisini beğendiğini soran oğluna, “Ehl-i Medine” cevabını vermiş; isim olarak da Ebu Amr’ın kıraatini tavsiye etmiştir. Ebu Amr kıraati, başlangıçta Şam, Hicaz, Yemen ve Mısır’da görülmekle birlikte günümüzde Sudan, Nijerya ve bazı Orta Afrika ülkelerinde okunmaktadır[ix]. Ahmet b. Hanbel’in yaklaşımı, Mekke ve Medine ahalisinin yaşamından fıkıh kaidesi tespit eden içtihat tercihi ile de bağlantılıdır. Bugün Suudi Arabistan, bu mezhebin yayılmasına çalışmaktadır[x].

Sizce Nijerya’da bulunan Bako Haram eşkıyaları, hangi tilavet tarzıyla Kur’an okuyor? Bu sorunun cevabı açık; tabii ki Arap tilavet tarzıyla Kur’an propagandası yapıyorlar.

Peki, mollalarını İran’ın eğittiği Şeyh Zakzaki öncülüğündeki mezhepçi Nijeryalıların tilavet tarzı nedir? Bunu da konunun uzmanlarının merak etmesi gerekiyor[xi].

***

Arap tilavetinin dinîleştirilmesi, “sahih tilavet” yalanı

Bu anlamda gördüğüm en açık ilahiyatçı saldırılarından biri, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Doç. Dr. Mustafa Atilla Akdemir’den gelmiştir. Akdemir, “Yöresel Tavır Bağlamında Sahih Tilavet Kriterleri” başlıklı yazısında, tilavette “Türk tavrı”nı yerellik olarak değerlendirdikten sonra, ecnebi anlayışları “sahih tilavet” olarak öne çıkarmaktadır.

Şu sözler Akdemir’e ait: “Ülkemizde Kur'an eğitim ve öğretiminde belli bir dönem baskısı hissedilen ve ısrarla öğrencilerin yönlendirildiği tavır bize özgü (!) yöresel tavır olmuştur. Sahih tilavet kriterleri ve yaygın uygulamalar bağlamında altı doldurulamayan bu taassubi yaklaşım belki de salt Arap tavrı karşıtlığı ile yapılıyordu.”[xii]

“Üç tarz-ı diyanet”in Arap ve Fars üslupları, İslam dünyasında “sahih tilavet” adı altında “Din budur.” diye yayılmaktadır. Bu yayılmada, ideolojik bir gayret olduğuna inanıyorum. Bu anlayışa göre, İmamı Azam Ebu Hanife’nin takipçisi olan 20. yüzyıl Müslümanlarının yaklaşık yüzde doksanının tercih ettiği bir okuyuş tarzı[xiii] olan Asım Kıraati “yerel”, Suudilerin tilavet anlayışı “sahih tilavet”tir.

Mecelle, “Kötü örnek, örnek değildir.” der. Biz tabii ki bu çarpık bakışlara takılıp kalmıyoruz.

***

Dr. Mehmet Ali Sarı’nın katkıları

İnternetin yaygınlaşmasıyla tilavette Arap tavrı yaygınlaşır. Bu, tilavette “İstanbul tavrı”nın giderek gerilemesine ve bunun yerine “Mısır tariki”nin yanlış yorumlarının yaygınlaşmasına yol açar.

Mehmet Ali Sarı, tilavette “İstanbul tavrı”nın kendi medeniyetimiz çerçevesinde, asırların süzgecinden geçerek incelmiş, bize özel bir zenginlik olduğunu belirtir. Mehmet Ali Sarı, kıraat ilmini uzmanlık alanı olarak seçer ve yeterlilik tezini, yedi kıraat âliminden biri olan “İmam Asım ve Asım Kıraati” konusunda yapar. Türk tavrının önemli isimlerinden Fatih Çollak da tezini Asım Kıraati üzerine yapar[xiv].

“Asım Kıraati”nin banisi, Asım B. Behdele, İmamı Azam Ebu Hanife’nin kıraat hocasıdır. Hafız Mehmet Ali Sarı, talim okuyarak “Aşere” denen kıraat ilmini ikmal eder; doktorasına kıraat ilmi üzerine yapar. Sarı’nın yakın dönemdeki bir başka hizmeti de Kur’an Tilavetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri adlı kitabı yazmasıdır[xv].

TRT’nin düzenlediği Kur’an-ı Kerim Okuma Yarışması’nın jürisinde de yer alan Dr. Mehmet Ali Sarı, Osman Eğin ve Halil Necipoğlu, dinî kültürümüze katkılar sunmaktadır.

***

Tanrı Dağları’nın eteklerinde Kur’an sesleri

Kırgızistan ve Türkmenistan’daki İlahiyat Fakülteleri, Türkiye Diyanet Vakfı öncülüğünde kurulmuştur. Kırgızistan’dan Türkiye’ye sık sık gelen Prof. Dr. Kadir Ali Konkobayev, Oş Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin kuruluşuna vesile olur. Türkiye Diyanet Vakfının çabasıyla Kırgızistan Oş Üniversitesi ile Ankara Üniversitesi kardeş üniversite yapılır; işbirliği protokolleri imzalanır. Fakülte açılır… Öğrenciler, Bolu’da iki yıl eğitim alırlar… Dört yıl sonra düzenlenen mezuniyet törenine dönemin Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Niyazi Baloğlu da davet edilir. Törende bir Kırgız öğrenci, Türk tarzı tilavetle Kur’an okur ki, dinleyenler şaşırıp kalır. Baloğlu, oturduğu koltukta gözyaşlarına hâkim olamaz. Tören akışı içinde defalarca ağladığı olur. İçinden şu duygular geçer:

- Be hey Niyazi! Nereden nereye! Çektiğin sıkıntıların meyvesi işte bu! Allah sana, Türk tarihinin sembollerinden biri olan Tanrı Dağları’nın yanı başında, Oş şehrinde Türk üslubuyla okunan Kur’an dinlemeyi nasip etti. Kur’an nağmeleri Tanrı Dağı’nın eteklerinden semaya yükseliyor ve sen de buna şahit oluyorsun. Bundan daha büyük mutluluk olabilir mi?

Osmanlı’dan günümüze koparılan ses hafızamızı yeniden dirilten hocalarımıza çok şey borçluyuz. Tilavette “İstanbul tavrı”, ses dünyamızın millî duygu ve zarif zevklerle, ilahi kelimelerle buluşmasıdır.

        Ses hafızamızı diriltenlere selam olsun!


         

[i] Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde “iki şehir devlet”: Erbil ve Süleymaniye, Hediye Levent, 29 Ağustos 2017 (https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41073540).

[ii] Altan Tan, “Süleymaniye'de neler oluyor?”, Independent Türkçe, 19 Şubat 2021 (https://www.indyturk.com/node/318091/türkiyeden-sesler/süleymaniyede-neler-oluyor)

"Molla Mustafa Barzani, Nakşibendi şeyhi bir babanın oğlu ve medrese eğitimi almış bir molla olarak klasik geleneksel Kürt tabanının bütün değerlerini taşıyordu."

[iii] Mevlana Halidi Bağdadi, “Devlet-i Aliyye için dua etmenizi emrediyorum”, Beyan, Aralık 1995, S: 4, s. 4-5.

[iv] “Talabani'nin kökeni tartışılıyor”, www.biyografi.net (Er. 4.6.2017). Erbil-Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabani’nin sekreterliği, KYB Politbüro Üyesi Ala Talabani’nin, “Talabaniler köken olarak Şii Arap’tır.” sözlerine, “Herkes, Talabanilerin kökeninin Zengene olduğunu biliri” yanıtını verdi. KYB Politbüro Üyesi ve Irak Parlamentosu Parlamanteri Ala Talabani’nin Nuri Maliki’ye yakınlığıyla bilinen bir televizyon kanalında, “Talabani ailesi köken olarak, Şii Arapların en büyük aşiretlerinden biri olan Beni Esed’e dayanıyor. Bu yüzden Beni Esed aşiretinden olan bazı parlamenterler bana, ‘Sizler bizim amca tarafımızsınız.’ diyor.” şeklinde konuşmuştu. Ala Talabani’nin sözlerine, Celal Talabani’nin sekreterliğinden yanıt geldi. Açıklamada, “Ala Talabani, kendi sözlerinden sorumludur ve bu görüş düşünülmeden dile getirilmiştir. Herkes, Talabani ailesinin Zengene olduğunu bilir. Baas döneminde Mam Celal’e karşı yürütülen karalama kampanyasında, Talabani ailesi Arap ailelerle bağdaştırılıyordu.” denildi. Talabani ailesinin, Beni Esed aşiretiyle yakından uzaktan ilgisi olmadığı belirtilen açıklamada, “Talabaniler her zaman Kürtlük kimliklerini korumuş ve bu uğurda bedel ödemişlerdir.” ifadesi kullanıldı. Açıklamanın devamında, Talabanilerin hiçbir zaman mezhep farklılıklarına değinmediği, ancak onların Sünni Kadiri tarikatından olduğu vurgulandı.

[v] Altan Tan, “Süleymaniye'de neler oluyor?”, Independent Türkçe, 19 Şubat 2021.

https://www.indyturk.com/node/318091/türkiyeden-sesler/süleymaniyede-neler-oluyor

[vi] Cemalettin Canlı-Halil İbrahim Uçak, Hattın Dört Bir Yanında Cemilpaşazadeler, , Dipnot Yay., Ankara 2012, s. 10.

[vii] Mahmut Çetin, Bir Neslin Öncüleri, Biyografi Net Yay., Ankara 2017, s. 661.

[viii] Avnullah Enes Ateş, Bakara Suresi’ndeki Kıraat Farklılıklarının Dilbilimsel Analizi (Mütevatir ve Meşhur Kıraatler), Gece Kitaplığı, İstanbul 2015, s. 52, 58.

[ix] A. E. Ateş, Bakara Suresi’ndeki Kıraat Farklılıklarının Dilbilimsel Analizi, s. 99, 147.

[x] https://ide.org.tr/TR/listmenu/islmdusuncesindemetodoloji/detail/islmdusuncesindeuslvemetodoloji-1?id=27632 “Hanbelîlik sadece Suud’da kalmamış, Medine İslâm Üniversitesi’nin kurulması sayesinde buradaki fikirler bütün İslâm dünyasına yayılmıştır.”

[xi] Umut Çağrı Sarı, “Nijerya’da İran usûlü Şii fitnesi”, Gerçek Hayat, 19 Ağustos 2019. http://www.gercekhayat.com.tr/afrika/nijeryada-iran-usulu-sii-fitnesi/

[xii] Mustafa Atilla Akdemir, “Yöresel Tavır Bağlamında Sahih Tilavet Kriterleri”, Amasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi [Amasya İlahiyat Dergisi = Amasya Theology Journal], 2018, C: VI, S: 11, s. 9-43.

[xiii] Mehmet Ali Sarı, “Âsım B. Behdele”, TDV İslam Ansiklopedisi.

[xiv] Fatih Çollak, Hafs Rivayetiyle Gelen Vecihler ve Hüccetleriyle Asım Kıraati, Üsküdar Yay., İstanbul 1989.

[xv] Mehmet Ali Sarı, Kur’an Tilavetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri, Mihrabad Yay., İstanbul 2021.