Türk Ocakları 109, Türk Yurdu 110 Yaşında

Mart 2021 - Yıl 110 - Sayı 403



Kuruluş çalışmaları 1911 yılında başlamakla birlikte resmen 25 Mart 1912’de kurulan Türk Ocakları, bugün 86 şube ve 63 temsilcilik ile yurt içinde; 2 şube ve 2 temsilcilik ile de yurt dışında faaliyet gösteren, bir “kamu yararına çalışan dernek”tir. Dernek’in resmen kurulmasından bir yıl önce faaliyete geçen Türk Yurdu dergisi ise, fasılalarla birlikte 110. yılını idrak etmektedir. Bu, ülkemizdeki süreli yayıncılık tarihi bakımından çok önemli bir başarıdır.

Malum olduğu üzere Türk Yurdu, 1911’de kurulan Türk Yurdu Cemiyeti tarafından Kasım 1911’de 15 günlük bir dergi olarak yayımlanmaya başlanmış; 1917’de ise Türk Ocaklarının yayın organı olmuştur. Dergi’nin amacı, Türklüğe hizmet etmek ve faydalı olmak olarak açıklanmıştır. 1918’de kesintiye uğrayan Dergi’nin 1923’teki ikinci dönemi, Türk Ocaklarının 1931’de kapanmasına (kapatılmasına) kadar sürecektir. Gerek II. Meşrutiyet Devri’nde gerekse Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Türk toplum, fikir, kültür ve sanat hayatına yön veren fikir ve sanat adamlarının katkıda bulunduğu Dergi, imparatorluktan millî devlete geçişin köprüsü olmuştur[1].

Millî Şef Dönemi’nde, 1942-43 yıllarında 10 sayı çıkan ama sonra kapanan Türk Yurdu, 1954-57 arasında A. Şinasi Hisar ve Hamdullah Suphi Tanrıöver yönetiminde çıkmıştır. Dergi’nin beşinci dönemi, 1959-1968 arasındadır. Bu dönemde Osman Turan, Emin Bilgiç, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Z. Fahri Fındıkoğlu vd. Dergi’yi yönetmiştir. 1970’te iki sayı çıkmış, 1987’de Orhan Düzgüneş, Reşat Genç ve Cezmi Bayram’ın yönetimiyle başlayan 7. Dönem ise kesintisiz bugüne kadar gelmiştir. Dergi’miz bilhassa Türk Ocaklarının 100. Yılında, Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir’in Genel Yayın Yönetmenliğinde 12 ay boyunca çıkardığı özel sayılar dâhil, Türkiye’nin, Türk dünyasının ve insanlığın temel meseleleri hakkında muhtevalı ve kapsamlı sayılar çıkarmıştır. Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir’den bayrağı, 2013’te Dr. Fahri Atasoy teslim almış ve başarılı bir şekilde yürüttüğü Genel Yayın Müdürlüğü’nü, 2019’da Dr. İbrahim Atabey’e devretmiştir. Dergi’miz bu şekilde Türk fikir ve kültür hayatına katkıda bulunmaya devam etmektedir.

2021’de çok değişik meselelerle karşı karşıyayız. Bu meselelerin önemli bir kısmı, sadece bizi değil, bütün insanlığı ilgilendirmektedir. Bu bağlamda, özellikle bütün dünyayı esir alan Korona virüsü salgınının siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel sonuçları üzerinde şimdiden kafa yormak, bunlar üzerinde fikir üretmek zorundayız. Sanal çağın, mahremiyeti ortadan kaldırmasından, küresel güç odaklarının insanların zihinlerine nüfuz edip onları yönlendirmelerine kadar pek çok tartışma konusunun hakiki mahiyetini anlamak zorundayız. Bu “Yeni Çağ”da “nesne” değil “özne” olmayı hedefliyor isek teknoloji ile kültür arasındaki ilişkilere daha fazla eğilmek zorundayız. Kendi değerlerimizi, “Yeni Çağ”da yeni nesillere hangi form ve araçlarla intikal ettireceğimiz, çok hayati bir soru olarak önümüzde durmaktadır. Türk Yurdu dergimizin Nisan sayısında, inşallah, bu büyük meselenin değişik yönlerini, uzmanlarının kaleminden okuyacağız.

Merhum Cemil Meriç’in veciz ifadesiyle “Dergi, hür tefekkürün kalesi”dir. “Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz.” diyen üstat, dergiyi “bir zekâlar topluluğu”nun ürünü olarak ifade etmiştir. Hiç şüphesiz, bu tespitin işaret ettiği övgüye mazhar olmak için dergilerin canlı uzviyetler olarak dinamizmlerini sürdürmeleri icap eder. Türk Yurdu dergisi, işte böyle bir anlayışla, seviye ve muhtevasını kaybetmeksizin hayatiyetini sürdürmeye çalışmaktadır.

109. yılını idrak eden Türk Ocakları ise, II. Meşrutiyet Dönemi’nde Türkçülük fikri etrafında kurulan bazı cemiyet ve derneklerin yeterli etkiyi gösterememesi üzerine, 190 Tıbbiyeli öğrencinin Türkçü büyüklerine başvurusunun da etkisiyle kurulmuş ve özellikle o dönemden başlayarak Türk fikir ve kültür hayatına damgasını vurmuştur. Birinci Cihan Harbi’nden sonra yurdumuzun işgaline karşı iç ve dış kamuoyunda Türk milletinin sesi olmakla kalmamış; Türk Ocaklılar, tıpkı Cihan Harbi’nde olduğu gibi Millî Mücadele’de de cephelerde en ön saflarda yerlerini almışlardır. Cumhuriyet’in kurucusu Aziz Atatürk’ün “Fikirlerimin babası.” dediği Ziya Gökalp, Türk Yurdu dergisinin ve Türk Ocağının kurucularından Yusuf Akçura, efsane Genel Başkanımız Hamdullah Suphi başta olmak üzere Mehmet Emin Yurdakul, Ahmet Ağaoğlu, Fuad Köprülü, Halide Edip, Yahya Kemal gibi pek çok aydın ve devlet adamı, bu Ocak’ın mensuplarıydı. 1931’deki kapanıştan 1949’daki yeniden açılışa kadar Türkçüler, çeşitli dergilerle bu fikriyatı canlı tuttular.

1946’da çok partili demokratik hayatın başlamasının da etkisiyle çeşitli milliyetçi teşekküller ortaya çıkmıştır. Fikir ve kültür hayatımıza yön vermesi itibarıyla hiç şüphesiz Türk Ocakları, bu ülkenin en köklü sivil toplum kuruluşudur. 1949’dan bu yana, 1970’lerin kavgalı günlerinin etkisiyle geri planda kaldığı dönem hariç, bu konumunu sürdüren Türk Ocakları, 1990’larda bağımsız Türk devletlerinin ortaya çıkmasıyla daha da önem kazanmıştır. O dönemde, Türk dünyasından gelen gençlerin eğitimi ve yetişmesinde ön ayak olan Türk Ocaklılar, bugün de çeşitli şubeleri ve Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfının da katkılarıyla bu çabayı devam ettirmektedir. 1992’de kurulan Dünya Türk Gençleri Birliği çatısı altında, Türk dünyasının gençlerini bir araya getiren faaliyetler, uzunca bir süre Ocak tarafından tasarlanıp düzenlenmiştir.

2020’lere gelindiğinde, dünyamızın karşılaştığı Korona virüsü belasının da etkisiyle bütün insanlık, çeşitli tehditlerle karşı karşıyadır. Türk dünyasının ve Türkiye’nin de pek çok meselesi vardır ve olmaya da devam edecektir. Türk Ocakları, yüz on yıla yakın bir süredir olduğu gibi önümüzdeki süreçte de Türklüğün, İslam âleminin ve insanlığın temel meseleleri üzerinde fikirler ve çözüm önerileri üretmeye; emperyalist küreselci ideolojilerin millî varlığa ve bünyeye yönelik saldırılarına karşı millî bilinci canlı ve diri tutmak için çaba sarf etmeye devam edecektir. Bunun için akıl ve bilim yolunu esas ittihaz edeceği gibi, millî ve manevi değerlerimizin asrın idrakine söyletilmesi gerekliliğini, her zaman göz önünde bulunduracak ve bunun icaplarını yerine getirmek için çalışmaya devam edecektir.

Bugün de Türk Ocakları ve Türk Yurdu dergisinin üzerine düşen görev büyüktür. Önceliğimiz düşünen, sorgulayan, araştıran ve çözüm üreten genç nesillerin yetişmesidir. Bunu yaparken mevcut durumu, Türk dünyasının acilen çözüm bekleyen meselelerini göz ardı veya ihmal edecek değiliz elbette. Türk Ocaklarının Türk yurtlarına yardım kampanyaları, mütevazı da olsa Türk dünyasının bir ve beraber olma ülküsü yolunda atılan çok mühim adımlardır; bunlara devam edeceğiz. Doğu Türkistan’daki ağır zulüm ve baskıyı, soykırımı elbette sürekli olarak gündemde tutacağız. Bugünlerde yakınlarından haber alamadıkları için Ankara ve İstanbul başta olmak üzere çeşitli şehirlerde eylemler düzenleyen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin feryatlarına kulak verilmelidir.  Batı Trakya’dan İran Türklüğüne, Türkmeneli ve Orta Doğu Türklerinden Kırım ve Kazan’a kadar bütün Türk topluluklarının yakıcı meseleleri her zaman gündemimizde olmalıdır. Tabii, bu konularda sözümüzü dinletmek ve geleceğe daha güvenli bir şekilde yürümek için ülkemizi ekonomik, siyasi ve teknolojik alanlarda güçlendirmek ve yeni nesillerimizi çağın değil gelecek çağların gereklerine göre hazırlamak, asıl odaklanmamız gereken hususlardır.

Bu vesileyle, 109. yılını idrak eden bu kutlu Ocak’ın ve 110. yılını kutlayan Türk Yurdu dergisinin şiar edindiği Türk milletini yükseltme davası yolunda, 1910’lardan günümüze kadar hizmet edip ebedî âleme göçen bütün büyüklerimizi ve üyelerimizi rahmetle anıyor; bu Ocak’ın ateşini harlamaya devam edenlere selam ve muhabbetlerimi sunuyorum.

İDRİS YAMANTÜRK HAKK'A YÜRÜDÜ

Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük hayırsever iş adamlarından, müstesna insan İdris Yamantürk büyüğümüz vefat etti. 12 Şubat 2021 tarihinde, salgın şartları yüzünden kısıtlı bir katılımla, Ankara Gölbaşı Mezarlığı’nda kıldığımız cenaze namazı sonrasında, eşinin yanında toprağa verildi. Daha önce gıyaben tanıdığım, Türk Ocakları Genel Başkanlığım döneminde ise yakından tanımak bahtiyarlığına eriştiğim büyük insanın işadamı olarak başarıları herkesin malumudur. Gençliğinden itibaren kendisini ülkesine ve milletine adamış örnek bir şahsiyet idi. Milliyetçi kuruluşlara ve Türk Ocaklarına her zaman destek oldu. Salgın dönemine kadar Ocakbaşı Sohbetlerine genellikle katılır ve dikkatle dinlerdi. Ülke meselelerini yakından takip ederdi. Hayırsever bir insan olarak bildiğim kadarıyla her yıl yüzlerce öğrenciye burs verirdi. Genellikle ayda bir, çoğu GÜRİŞ'in Çankaya'daki yerinde olmak üzere yemekli sohbetlerimiz olurdu. Yemeklere, Türk Ocakları Şeref Başkanı Nuri Gürgür başta olmak üzere camiadan bazı arkadaşlar katılırdı. Salgın döneminde açık mekânlarda iki, İdris Ağabey’in yerinde ise iki veya üç kez buluşabildik. En son 7 Ocak'ta beraberdik. Hatıralarını ve ülkenin geleceği hakkındaki düşüncelerini paylaşırdı. Merak ettiği konuları araştırır, bizlerin fikrini sorardı. Millete adanmış bir hayat sürdü. Osman Çakır arkadaşımızın nehir söyleşi tarzında hazırladığı Türk Milletine Borcumuz Var adlı kitabı herkes okumalıdır. Dürüst ve ilkeli bir insandı. Samimi bir Müslüman olarak kazancına asla haram karıştırmama konusunda son derecede hassastı. Türk Ocaklarının hamisi ve hadimi idi. Ocak üzerinde âdeta titrerdi. Gerek Danışma Kurulu toplantılarında gerekse sair görüşmelerimizde ısrarla Ocak'ın gündelik parti siyasetine girmemesi üzerinde ısrarla dururdu. Bu tabii, onun engin tecrübesinin bir sonucuydu. 1931'de Türk Ocaklarının, Demokrat Parti döneminde Milliyetçiler Derneğinin kapanması hafızalarda derin izler bırakmıştı.

İdris Ağabey ile 7 Ocak 2021 tarihinde, GÜRİŞ'in Çankaya'daki yerinde yediğimiz son öğle yemeği sırasındaki sohbette, daha önce de kendisinden dinlediğim iki anekdotu, o gün telefonuma şöyle kaydetmiştim:

“Tevfik İleri'den İdris Yamantürk naklediyor. T. İleri Celâl Bayar'a, ‘Milliyetçiler Derneğini kapatmayalım. Bunlar pek çok konuda CHP'ye karşıdırlar.’ der. C. Bayar cevaben, ‘Onların CHP'ye karşı olduğu yerde ben CHP'nin yanında olurum.’ diye cevap verir. Muhtemelen Milliyetçiler Derneği içindeki muhafazakâr milliyetçileri kastetmekteydi.”

Aynı C. Bayar'la, 27 Mayıs'tan sonraki dönemde Ergun Göze ile bir konuşmasını İ. Yamantürk'e anlatmış:

“Göze sorar: Milliyetçiler Derneğini neden kapattınız?

C. Bayar'ın cevabı: “Bir hata ettik, affola."

Arkasında hayırlı evlatlar ve sayısız eser bırakan İdris Yamantürk büyüğümüzün amel defteri açık kalmaya devam edecek inşallah. Her nefis ölümü tadacaktır, hepimiz ona döneceğiz. Çalışmaya, üretmeye ve millet yoluna adanmış bir ömür sona erdi ama o, eserleriyle yaşamaya devam edecek.

Allah rahmet eylesin; ruhu şâd, mekânı cennet olsun.


         

[1] Dergi’nin kısa ve özlü bir tarihçesi için Hüseyin Tuncer’in Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Türk Yurdu” maddesine bakılabilir.