Türk Dünyasının Takvimleri Arasında Bilinmeyen Türk Takvimi: Doğu Takvimi

Haziran 2020 - Yıl 109 - Sayı 394



        Özet

        Takvimler, zamanı daha sistemli hâle getirmek için kullanılmıştır. Doğa olayları, yıllara göre hayvan artışı ve hava durumu gibi sebepler, kullanılan takvimlerin sistemini belirlemiştir. XI. yüzyılda yazılmış olan, Kutadgu Bilig’de, Arat’ın Türkiye Türkçesine uyarlamasında yer alan bilinmeyen takvimdir. Rus kaynaklarına göre bu takvimin “Doğu Takvimi” olduğunu tespit ettik. Türklerin en eski eserlerinden birisi olan Kutadgu Bilig’in V. faslı olan “Yedi yıldızı ve on iki burcu söyler” faslında on iki burcun, Arat’ın Türkiye Türkçesine uyarlamasında doğu takvimindeki ayları ifade ettiğini gördük. 2001’de Tatar yazar Tahir Nebiullin tarafından yazılan “Kaçkın” adlı tarihi romanda kullanılan aylar doğu takviminde geçmektedir. Doğu takviminde geçen bazı ay adlarının Arapça kökenli olmasıyla beraber farklı dönemlerde bu ayların kullanıldığı görülmektedir. Tatarlarda kullanılan bu takvimin Kazak, Kırgız, Uygur ve Tuvalarda bazı dönemlerde halk ağzında kullanılması bu takvimin geniş bir coğrafyada kullanıldığını göstermektedir.

        Anahtar Kelimeler: Takvim, Kutadgu Bilig, Kaçkın, aylar.

        The unknown Turkish calendar among the calendars of Turkish Word: Eastern Calendar

        Abstract

        First Calendars were used to organize the time. They were first determined by such factors as natural phenomena, years when livestock increased and weather conditions.

        In “Kutadgu Bilig”, a Turkic epos written in 11th century and adapted by Reshit Rahmeti Arat an unknown calendar was found.

        With the help of some sources in Russian we established that the calendar found in the book can be identified as the “eastern calendar”. We saw that the 12 signs of the zodiac in the chapter called “Yedi yıldızı ve on iki burcu söyler” (‘On seven starts and twelve zodiac signs’) designate months in the eastern calendar. Month names used by the author in the historical novel “The Fugitive”, written by the Tatar writer Tahir Nabiullin in 2001, correspond to the month names mentioned Eastern calendar. Considering that the names of some months in the Eastern calendar are of Arabic origin, we can state that these months were used in different periods of time. This calendar, used by the Tatar people, was also used in colloquial speech of Kazakhs, Kyrgyz, Uygurs and Tuvans. This indicates that the calendar was used in a wide geography.

        Keywords: Calendars, Kutadgu Bilig, The Fugitive, months.

        Giriş

        Eski çağlardan beri uygarlıklar, zaman kavramından daha iyi yararlanabilmek için birçok yola başvurmuştur. Zamanı, gece ile gündüzün, haftaların, ayların, mevsimlerin ve yılların oluşumunu sağlayan soyut kavram şeklinde ifade edebiliriz.[1]

        Asırlar öncesine kadar, tarihin derinliklerine gidildikçe birçok kavmin farklı özelliklere sahip, soyut olan zaman kavramını ifade etmek için farklı yollara başvurduğu görülmektedir.

        Takvim, zamanın daha iyi değerlendirilebilmesi için vuku bulan hadiselerin başlangıcıyla bitişi arasındaki dilimdir. Hava koşulları, yaşam tarzı, tabiattaki değişiklikler, günlerin uzunluk ve kısalığına bağlı olarak zaman dilimlerini ifade etmek için çeşitli takvimler kullanılmıştır.

        Takvim konusuyla ilgili daha önce birçok makale yazılmıştır. Fakat yazılan makalelere bakıldığında aslında Türkler, geniş bir coğrafyaya yayılmış, farklı zaman dilimleri içerisinde, farklı devletler ve imparatorluklar kurmuşlardır. Konargöçer durumda olan Türkler, zamanı belirtmede farklı simgeler kullanırken, devletler kurup ihtişamlar yarattıklarında da aslında birçok yönden aynı olan takvimi yine kullanmaya devam etmişlerdir.

        Türklerin VIII. yüzyıldan beri kullandığı takvim sistemleri sırasıyla şöyledir:

        1. On iki hayvanlı Türk takvim sistemi

        2. Hicri takvim sistemi

        3. Celali takvim sistemi

        4. İlhanlı takvim sistemi

        5. Rumi takvim sistemi

        6. Takvim-i Garbi sistemi

        7. Miladi takvim sistemi[2]

        Genel anlamda ifade edecek olursak uzun bir zaman Türkler kendi icat ettikleri on iki hayvanlı takvimi kullanmışlardır. Bununla ilgili gelişen Türk uygarlığına karşı olanlar, bu takvimin Çinlilerden alındığını söylemişlerdir. Ancak bu iddianın gösterilen sağlam belgeler neticesinde batılı Türkologlar ve Sinologlar tarafından bu zaman ölçüsünün kati bir şekilde Türklere ait bir icat olduğunu kabul etmişlerdir.[3]

        Türklerin kullandığı ilk Takvim olarak bilinen on iki hayvanlı takvim hakkında kısa bir bilgi vermek istiyoruz:

        Takvimin Türkler tarafından nasıl ve neden oluşturulduğunu Kaşgarlı Mahmut Divan-u Lügat-it-Türk adlı eserinin sözlük bölümünde bars ‘pars’ sözünü açıklarken şöyle anlatır: Onların [Türklerin] hakanlarından birisi birkaç yıl önce geçen bir savaşı öğrenmek ister. Savaşın geçtiği yılı şaşırırlar. O, kavmiyle meşveret eder ve şöyle der: “Biz bunda şaşırdıysak bizden sonrakiler de tarihi şaşırırlar. Biz şimdi 12 ay ve 12 burcu dikkate alarak 12 yılı adlandıralım ki onların dönmesiyle tarih hesaplansın ve ebedî bir hatıra olsun.” “Nasıl uygun görürseniz.” derler. Hakan avlanmaya çıkar. Yabani hayvanların Ila Vadisi’ne -ki o büyük bir sudur- sıkıştırılmasını emreder. Avlanırlar ve yabani hayvanları suya doğru zorlarlar. Yabani hayvanlardan 12’si suyu geçer. Hakan geçenlerden her birinin adını bir yıla verir.[4]

        On iki hayvanlı Türk takvimi. Hangi tarihten itibaren kullanıldığı bilinmemektedir. Bu takvime göre yapılmış ilk tarihlemelere Göktürk Kağanı İşbara’nın 584’te Çin imparatoruna gönderdiği bir mektup ile Kül Tegin (ö. 731) ve Bilge Kağan (683-734) yazılı taşlarında rastlanır. Bu takvim sisteminde en önemli zaman birimi aşağıdaki hayvan adlarıyla tanınan on iki yıllık sürelerdir: Küsgü (sıçan), ud (öküz), bars (pars), tavışgan (tavşan), lu (ejder), yılan, yund (kısrak), kon (koyun), biçin (maymun), takıgu (tavuk), it (köpek), tonguz (domuz).[5]

        Yıllara verilen adların anlamları şöyledir:

        1. Küsgü Yılı: “sıçan, fare” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin ilk yılıdır.

        2. Ud Yılı : “sığır, öküz” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin ikinci yılıdır.

        3. Bars Yılı : “kaplan” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin üçüncü yılıdır.

        4. Tabışgan Yılı : “tavşan” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin dördüncü yılıdır.

        5. Ulu Yılı : “ejder” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin beşinci yılıdır.

        6. Yılan Yılı : “yılan” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin altıncı yılıdır.

        7. Yılkı Yılı : “at” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin yedinci yılıdır.

        8. Koyn Yılı : “koyun” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin sekizinci yılıdır. Kül Tigin, bu yılda ölmüştür.

        9. Biçin Yılı : “maymun” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin dokuzuncu yılıdır. Kül Tigin’in kitabe taşı bu yılda tamamlanmıştır.

        10. Takıgu Yılı:“tavuk” anlamına gelmektedir. Devrenin onuncu yılıdır.

        11. İt Yılı : “köpek” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin on birinci yılıdır. Yazıtlardan anlaşıldığına göre Bilge Kagan, babasının İt yılında öldüğünü belirtmektedir.

        12. Lagzın Yılı : “domuz” anlamına gelmektedir. On ikilik devrenin son yılıdır. Yazıtlara göre Bilge Kagan, babasının yas törenini bu yılda yaptırmıştır.[6]

        Türklerin kullanmış oldukları takvimlerin bunlarla sınırlı olmadığını araştırmalarımız sonucunda görmekteyiz. Bu konuda Tuncer Baykara, “Türklerde takvim=zaman ölçümü” adlı bildirisinde Türklerin Doğu Asya’daki yaygın gelenekten de etkilenerek her aya bir hayvan adının verildiğini tespit etmiştir.

        Aylara birden başlayarak sırayla sayı adı vermek eski ve yaygın bir uygulamadır. Göktürklerde bu türden adlandırma (Yedinçay) gibi etkin idi. El Biruni, böylesine sıra ile kullanılan adlandırmaların bir örneğini El- Kanun El Mesudi’sinde nakletmiştir. Bu ay sıralaması yazıtlar sonrasındaki en eski örnek olarak kabul edilebilir.[7]

        Uluğ ay (11)

        Beşinç- ay(5)

        Kiçik ay (12)

        Altınç- ay(6)

        Birinç ay (1)

        Yetinç- ay(7)

        İkinc- ay(2)

        Sekizinç-ay (8)

        Üçünc- ay(3)

        Toksunç-ay(9)

        Törtünç- ay(4)

        Onunç-ay (10)

        Tuncer Baykara ayrıca yazıtlar sonrasında en eski zaman ölçümü olarak kabul edilebilecek olan sayı ile isimlendirmenin sonraki yüzyıllarda Türk boylarında devam ettiğini ifade ediyor. Örnek olarak Uygur Türkleri tamamıyla aynı adlandırmayı kullanmış, Kırgız Türklerinin ise bir, üç, beş, yedi ve dokuzuncu ayları aynı kullandıkları görülmektedir.

        Uygur Türkleri

        Kırgız Türkleri

        Ruslar

        Birinç –ay

         

        II. Fevral= Şubat

        Ekinci ay

         

        III.

        Üçüncü ay

         

        IV.

        Törtünçü ay

         

        V.

        Beşinçi ay

         

        VI.

        Altınçı ay

         

        VII.

        Cetinçi ay

         

        VIII.

        Segizinçi ay

        Tokuzdun ayı

        IX.

        Toguzunçu ay

        Cetinci ay

        X.

        Onunçu ay

        Beştin ayı

        XI.

        Onbirinçi ay

        Üçtün ayı

        XII.

        On ekinci ay

        Birdin ayı

        I

        Tuva Türklerinde ise iki farklı ay isimleri kullanılmıştır. Tuncer Baykara, 1990 yıllarında bu durumu Urıy Araksin’in haber verdiğini ve şu şekilde kullanıldığını aktarmaktadır.

        Tuva Türklerinin kullanmış oldukları iki farklı takvim şöyledir:[8]

        Birinci Takvim

        İkinci Takvim

        Bir ay

        Çastın başkı ayı= (baharın il ayı)

        İyi ay

        Çastın ortaa ayı= (orta ayı)

        Uş ay

        Çastın adak ayı= (Baharın son ayı)

        Dört ay

        Çaynın başkı ayı (yay= Bizim yazın başındaki ay)

        Beş ay

        Çaynın ortaa ayı= ( yay’ın orta ayı)

        Altı ay

        Çaynın adak ayı= (yayın son ayı)

        Yedi ay

        Küstün başkı ayı

        See ay

        Küstün ortaa ayı

        Tos ay

        Küstün adak ayı

        On ay

        Kıştın başkı ayı

        Onbir ay

        Kıştın ortaa ayı

        On iyi ay

        Kıştık adak ayı

        Kullanılan takvimlere baktığımızda Tuva Türklerinde kullanılmış olan birinci takvimde en eski takvimlerden bir tanesinin etkisinin görüldüğünü, sayı ile isimlendirmenin olduğunu görüyoruz. İkinci takvimde ise ayların dört farklı grup hâlinde üçer ay olarak hesaplandığını bunun da bizlere Tuva Türklerinin ay adlandırmaları yaparken mevsimlere göre hareket ederek yaptıklarını ifade edebiliriz.

        Yukarıda ifade ettiğimiz üzere bu kanılar Türkler için genel olarak kullanılan ve takvimleri ifade eden uygarlık icatları olmuştur. Geniş bir coğrafyada yaşayan Türklerin bazı ağızlarında ise takvimler hayvanların hareketlerine göre halkın gözlem ve tecrübeleriyle kalıplaşarak ortaya çıkmıştır. Mesela Kazaklarda ay isimleri farklı adlarla gösterilmiştir. Bunlar şöyledir:

        1. ay bes toğıs, kökek, navrız, otamalı, hamal, äz ayı, eki ağayındı. Gregoryen takvimine göre: mart ayı.

        2. ay üş toğıs, navrız, kökek, sapar ay, sävir, otjaqpas: Nisan

        3. ay bir toğıs, mavsım, kökek, mamır ay, saratan, quralay,mamır :Mayıs

        4. ay şilde, zavza, saratan, mavsım, ara ayı, sarşa-tamız,mamır: Haziran

        5. ay jıyırma üş toğıs, sarşa, äset, tamız, şarşa-tamız: Temmuz

        6. ay jıyırma bir toğıs, tamız, äset, şilde, sümbile, äzire, sarşa: Ağustos

        7. ay on toğız toğıs, qırküyek, sarşa-tamız, miyzan, qazan: Eylül

        8. ay on jeti toğıs, qazan, qaraşa, aqırap, miyzam, qaraşaqavıs, jeldi, jut şaşqan, qazan: Ekim

        9. ay on bes toğıs, qaraşa, jeltoqsan, qavıs, toqsan, qaraşaqavıs, qırküyek, miyzam: Kasım

        10. ay on üş toğıs, qantar, jeddi, qaraşa, jeltoqsan: Aralık

        11. ay on bir toğıs, qantar, jeltoqsan, aqpan, dälüv, üştiñ ayı, qıstıñ ayı: Ocak

        12. ay jeti toğıs, aqpan, aqpan-toqpan, birdiñ ayı, üş jut, üşayı, navrız, otamalı, navrız qıstıñ ayı: Şubat.[9]

        Bu aylar genel anlamda hava tahminlerine bağlı kalınarak halk dilinde Kazaklarda kullanılmış olan aylardır. Bunlar dışında yine Kazaklarda hayvanların durumlarına göre uzun gözlemler sonucu halk arasında kullanılan ay isimleri vardır. Bunlara şu örnekler verilebilir:

        Qaratorğay toptanıp uşıp, aspanda qalıqtap jürip alsa, küz uzaqqa sozıladı. “ Sığırcık kuşları toplanıp da gökyüzünde aynı düzende uçarlarsa güz uzun sürer”

        Uzaq qarğa – tağan aldımen kelse, köktem tez şığadı, al sarı ala qaz kelse, sozıladı. “Tağan kelse, tarıqpas” degen qağıyda sodan qalğan “Kargalar diğer kuşlardan önce göçer gelirse ilkbahar tez gelir; sarı ala kaz önce gelirse bahar geç gelir. Tağan kelse tarıqpas (Karga gelse sıkıntı olmaz) sözü buradan kalmış”

        Qumırsqa iylevin qurğaq jerge salsa – javınnıñ, dımqıl jerge salsa, jazdağı qurğaqşılıqtıñ belgisi “Karınca yuvasını kurak yere yaparsa yağmurun, nemli yere yaparsa yazınki kuraklığın belirtisidir”.

        Qıs qattı bolatın bolsa, tiyin uyasın tömen jerge, jılı bolsa joğarı jasaydı “Kış sert olacaksa sincap yuvasını aşağılara, ılık olacaksa yukarılara yapar”.

        Qurbaqa küni boyı tınbay qurıldasa, aldağı künderi kün aşıq äri jaylı boladı “Kurbağa gün boyu durmadan gurklarsa sonraki günler hava açık ve güzel olur”.

        Qısta kiyik basqa jaqqa ava bastasa, sol jerde uzamay qattı boran boladı “Kışın geyik başka tarafa yatmaya başlarsa orada çok geçmeden sert bir fırtına çıkar”

        Şırıldavıq şegirtke ünsiz qalsa, uzamay jañbır javadı “Cırcır böceği sessiz durursa çok geçmez, yağmur yağar”.[10]

        Halk ağzında tecrübe ve gözlem ile uzun yıllar boyunca takip edilen bu hayvansal hareketler ile birlikte doğada bazı değişikliklerin farkına varan halk bu şekilde hayvanların hareketleriyle zaman kavramını ifade etmeye çalışmışlardır.

        Şırıldavıq şegirtke ünsiz qalsa, uzamay jañbır javadı “Cırcır böceği sessiz durursa çok geçmez, yağmur yağar.” Bununla ilgili burada diğer bir ifade ile Tatar Türklerinin doğu takvimi olarak geçen ve kullanmış oldukları Сəрəтəн: Haziran ayının adı Kırgızistan ‘da Cırcır böceği olarak geçiyor. Baki Dökmenin aktardığına göre: biz ona Keben’ de Cırlavık deriz. Keben, Mersine bağlı Silifke ilçesinin bir mahallesi ( Eskiden köy deniyordu, şimdi mahalle oldu) dir. Cırlavık, Haziranda ötmeye başladığı için bu aya Saratan ayı denmiş olabilir. Bu söz ile Kazakistan da kullanılan ağız farkıyla aynı: Şırıldavık/ Cırlavık

        Türk dünyasının geniş uygarlığı ve çok derin kökleri olmuştur. Kazak Türklerinde bahsettiğimiz yukarıdaki durumda olduğu gibi aynı coğrafyanın ehli olan Kırgızların da bundan çok farksız bir yol izlemedikleri ortadadır.

        Genel anlamda 17. yüzyıla kadar bakıldığında Orta Asya’da Türkler arasında konargöçer halk çoktur. Bu halklar Kırgızistan’da aslında bir nevi hayvan takvimi diyebileceğimiz orijinalde adı konargöçer takvimi olan takvimi meydana getirmişler.

        Konargöçerlerin on iki aydan oluşan yıllık takvimi, daha önce ifade ettiğimiz diğer takvimlerden farklı özelliklere sahip olmuştur. Bu takvimde ay adlarının ortaya çıkmasında en büyük rolü bozkırların şahı olan Türklerin avcılık serüvenleri ortaya çıkarmıştır. Bir yandan hayvancılık ile uğraşan konargöçerler diğer yandan avcılık kültürünün de gelişmesini sağlamışlardır. Takvimde adı geçen on iki ayın yedisi üretken hayvan isimlerinden gelmiştir. Bunun ortaya çıkış sebebini ise konargöçerlerin avcılık sırasında, av hayvanlarının çiftleşme, gebe kalma ve yavrulama dönemlerini çok iyi derece tespit edip ona göre hareket etmeleri olmuştur. Hayvanları doğanın bereketi olarak görmüş, gözlemleri sonucunda tespit edilen dönemlerde av yapılmasını doğaya aykırı bir durum olarak kabul edilmiş ve yasaklanmıştır. Nitekim av mevsimi