İdil-Ural Kurultayı

Mayıs 2020 - Yıl 109 - Sayı 393



        Tatar Türkleri ve İdil-Ural halklarının bağımsızlık günleri, 1552 yılında Kazan Hanlığı’nın Ruslar tarafından işgal edilmesi ile sona ermiştir. Bu işgal sonrasında Rusya’daki siyasi, askerî, ekonomik tüm değişimler Türklerin aleyhine işlemiştir. Kendi topraklarında kendi dillerini konuşamayan, kendi inançlarını yaşayamayan, kendi ekonomilerini kontrol edemeyen ama tarih boyunca yarattıkları kadim kültürden kopmayan Türkler, bağımsızlık mücadelelerini çeşitli şekillerde sürdürmüşlerdir. Roza KURBAN tarafından yazılan İdil-Ural Kurultayı adlı kitap, bizi bu mücadelenin İkinci Dünya Savaşı’na denk düşen yıllarına götürmektedir. Kitap, Almanya’daki lejyonların kuruluşunu ve ardından toplanan Kurultay’ın işleyişini ve Kurultay’da alınanı kararları anlatmaktadır.

        Kurultay’ın toplanması, Rus ordusunda Almanlara karşı savaşan ve savaş sırasında Almanlara esir düşen Türk kökenli askerlerin lejyon kurmaları sonucunda gerçekleşmiştir. 1942 yılında Almanların girişimi, Hitler’in himayesi ile kurulan lejyonların bayrağı, arması, marşı vardır. Lejyonlar esirlerin milletlerine, yurtlarına göre isimlendirilir: İdil-Ural Lejyonu, Kafkas Lejyonu, Türkistan Lejyonu… İdil-Ural Lejyonunun kurulmasında, Kurultay’ın toplanmasında ve Kurultay’ın aldığı kararlarda Şafi Almas, önemli roller üstlenmiştir. Lejyonların ve Kurultay’ın gerçekleşebilmesinin ilk basamağı, Almanların savaşta izleyecekleri yolları adım adım planlanmasıdır; çünkü İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasından hemen sonra Berlin’de Almanlar Doğu İşleri Başkanlığını kurarlar. Şafi Almas’tan önce Ahmet Temir’e buradan davet gelir, daveti Ahmet Temir kabul eder. Yine bu aşamada Ayaz İshaki’ye kurullarda olması için teklif götürülür ama İshaki Nazilerle işbirliğini reddeder.

        İkinci Dünya Savaşı, dünya tarihinin önemli olaylarından biridir. Roza Kurban, bu savaşın farklı bir boyutunu belgelere dayanarak gösteriyor. 6 Ekim 1942’de kurulan İdil-Ural Lejyonu ve ardından 1944 yılında Greifswald şehrindeki İdil-Ural Kurultayı’nın belgelerini sunuyor. Kitap, belgeler üzerinden yürüyor. Belgeler üzerinden yürüdüğü için de kendinizi o yılların içinde konumlandırıp dönem içinden meselelere bakmanız mümkün oluyor. Mesela Şafi Almas’ın Kurultay’da yaptığı konuşmayı duyabiliyorsunuz. Onun Tatar Türkleri için bağımsızlık yolu çizme çabasını anlayabiliyorsunuz. Çar Dönemini, Bolşeviklerin iktidarda olduğu döneme tercih etmesinin nedenlerini öğreniyorsunuz. Bütün amaçlarının “Millî ideallerinin yıkılmaması” olduğunu, bize çevirileri verilen metinlerde görebiliyorsunuz.

        Lejyonerler, Almanların savaş sırasında uyguladıkları propaganda yöntemini benimsemişler ve bunun için lejyonlarda propaganda grupları oluşturmuşlardır. Ayrıca kamplarında lejyonerlerin dinlenmesi sağlanmış, gazete çıkarılmış, Tatar Tarihi yazılmıştır. Ruslara karşı mücadelenin ekonomik boyutu için mali kaynakların nasıl temin edileceği, nasıl kullanılacağı konuları da Kurultay tutanaklarında yer almıştır. İdil-Ural halklarının gruplar hâlinde değil de birlik olarak bu mücadeleye katılmaları Kurultay’ın esas konusudur.

        Kitabı okurken insan İkinci Dünya Savaşı konulu bir sinema filmi içinde yer alıyormuş duygusuna kapılıyor. Kitap bittikten sonra ise başka türlü meseleye bakıyorsunuz. İyi kitaplar size soru soran ya da sizin soru sormanızı sağlayan kitaplardır. Roza Kurban’ın İdil-Ural Kurultayı adlı kitabı, yaşadığımız tarihten bakışla geçmişe dönük sorular sorduruyor bize. Hitler ve Almanya’sı İkinci Dünya Savaşı’nın galibi olsalardı acaba vadettiklerini yerine getirecekler miydi? Almanya’nın yanında yer almış ve savaşmış ama kendi bağımsızlıklarını isteyen İdil-Ural halklarına bu bağımsızlığı tanıyacaklar mıydı? Avrupa halklarının liderliğine soyunan bu anlayış baskıcı bir yöntemle mi demokratik yöntemle mi bu halkları bir arada tutacaktı?