İkinci Körfez Savaşı Sonrası Kerkük’te Altunköprü Katliamı (28 Mart 1991)

Nisan 2020 - Yıl 109 - Sayı 392



        II. Körfez Savaşı sonrası, asrın başından beri demokratik bir düzen özleyen Irak halkına, büyük güçlerin propagandası, güven vermesi etkili olmuştur. Bu baskıcı, soykırımcı idareye karşı ayaklanmalar olmuş ve her hareketin ardından da yine zararlı çıkan Türkler olmuştur. Güya ayaklanmayı bastıracak yönetim güçleri, olaylarla ilgisi olsun olmasın, çoğunluk kendi hâlindeki çoluk, çocuk, kadın ve yaşlı kimi yakalamışsa kurşuna dizmiş; yüzlerce insanı katletmiştir. Top, tank ve füzeyle her yere saldırmış, şehri harabeye çevirmiştir. Her olay, her bahane "Türk’ü buluyor."; bu toprakların arkasız kabul ettikleri gerçek sahiplerini, bu topraklardan silmeye çalışıyorlar.

        Suçumuz Türk olmaktı

        Binlerce yıldır devlet kurmuş; çoğunluğu şehir ve kasaba hayatında; silahı, ayaklanmayı düşünmeyen bu şerefli milletin bu şekilde silinip yok olacağı günü bekleyenlerin anlamadığı bir başka şey ise Türklerde bulunan millet ve tarih şuuruyla her zaman bir çözüm üretebilmesi ve çabasını derinleştirmesidir. Ölümler, bazen dirilişin habercisidir.

        Kerkük ile Erbil arasına düşen bir Türkmen ilçesi olan Altunköprü; tarihi, kültürü ve folkloruyla Türkmen geleneğini sürdüren önemli bir bölgedir. Yaklaşık 45.000 nüfusa sahip olan bu ilçe, ticaret ve turizm yolu üzerinde bulunmasından dolayı Kerkük’ten Kuzey Irak illerine başlangıç noktasıdır. Altunköprü; tarihî geçmişi, coğrafi konumu ve yaşadığı önemli olaylardan dolayı da her zaman ilgi odağı olmuştur. Türkmeneli bölgesinin iki önemli ve kardeş şehri olan Kerkük ile Erbil’i birbirine bağlayan Altunköprü, Zap Suyu üzerinde, doğal güzelliğe sahip, şirin bir Türkmen bucağıdır. Eskiden sepetçiliği meslek olarak icra eden sanatçıları vardı. Altunköprü, Irak Türkmenleri arasında her zaman çalışkan, yiğit, mert ve asil kuşaklar yetiştirmiş önemli bir Türkmen bölgesidir. Aynı zamanda bu ilçe, çok sayıda tanınmış yazar, şair, ses sanatçısı ve bilginleri ile de anılmaktadır. Bunlardan yazar Muhsin Behçet, Av. Tarık Zeynel, şair Sadun Köprülü, eğitimci yazar Faruk Faik Köprülü, Molla Sadun, Molla Haşim Köprülü, ses sanatçıları Satı Köprülü, Abdurrahman Gürses, Sinan Köprülü ve iş adamlarından Emin Taha, Ömer Köprülü ve başkaları Altunköprü’nün sembol isimleridir.

        Kuveyt’in İşgali

        2 Ağustos 1990’da, güney komşusu olan Kuveyt’i işgal eden Saddam yönetimi, Irak’ta Türklere karşı güttüğü yok etme, zulüm politikasının hemen aynısını, kendileri gibi Arap olan, bir yerde ülkesini savunamayacak yönetime ve savunmasız Kuveyt halkına uygulamıştır. Sonuçlarının dünya dengelerini bozacağı bir hareket, BM’yi de yanına çeken ABD ve "müttefikleri" tarafından, yeni savaş stratejileriyle "Çöl Fırtınası Harekâtı”, başlatıldı. 14 Ocak 1991 gecesi, müttefik güçlerin saldırıları sonucu Irak kuvvetleri âdeta felç oldu; Irak büyük silah ve insan kaybıyla Kuveyt’ten çekildi. O esnada güneyden İran’da Şii muhalif güçler ve kuzeyden Peşmerge güçleri, Irak’ın 18 vilayetinden 15’ini işgal etmiştir. Irak ordusu Kuveyt’ten çekildikten sonra Basra’dan başlayarak Bağdat’a doğru, Bağdat’ta bulunan ordu ise Tuzhurmatu’dan başlayarak Kerkük ve Erbil’e doğru muhalifleri temizlemeye başladı.

        Bin yıllık Selçuklu, Osmanlı toprağı olan Irak’ın kuzeyinde, 18 Mart 1991’de başlayan ayaklanmalar önce Duhok, Erbil ve Süleymaniye’de, daha sonra Kerkük’te ortaya çıkmıştır. Ancak, Saddam yönetimi ve o bölgelerde bulunan askerî birlikler, olaylara engel olma yoluna gitmemiş; hatta kimi birlikler silah ve mühimmatını bırakarak güneye, içlere çekilmiştir. Bağdat’tan kuzeye doğu hareket eden Irak ordusu Tuzhumratu, Dakuk, Tezehurmatu, Kerkük, Leylan ve nihayet Altunköprü ilçesine kadar önlerine geleni öldürüp sözde topraklarını kurtarmışlardır. Ama ölenlerin hepsi Irak vatandaşıdır.

        Altunköprü Katliamı

        Kerkük halkı, bu durumda çareyi kuzey bölgelerindeki Altunköprü, Erbil ve Süleymaniye’ye kaçmakta bulmuştur. Arkalarındaki Irak ordusu, ceylanın peşindeki vahşi sırtlanlar gibi kovalıyordu. Askerî güçler ve destekçileri de hızlı bir şekilde kuzeye doğru ilerliyor; yolları üstündeki Kerkük ile Erbil şehirleri arasında bulunan, şirin ve büyük bir Türk kasabası olan Altunköprü’de, Tuzhurmatu’da yaptıklarından daha ileri gitmiş, yüzlerce masum Türk’ü kadın çocuk, yaşlı genç, erkek, özürlü insan, hamile kadın demeden katletmişlerdir. Evler, ev araları, sokaklar ölümü çağırıyor; gerekçeleri ise "Ayaklandınız!" oluyordu.

        Altunköprü: Şehitler, gaziler şehri

        Kerkük’ten Altunköprü’ye kaçan, akrabalarına ve yakınlarına sığınan Türkler, Irak ordusu tarafından tek tek evlerden çıkarılmışlar ve toplu bir şekilde kurşuna dizilmişlerdir. Aralarında çocuk, genç, yaşlı ve kadın olmasına rağmen acımasız bir şekilde 106 Türk katledilmiş; toplu bir şekilde gömülmüştür. Sığınılacak bir tek Yaradan kalmıştır. Bu vahşetin her tarafa yayılmasıyla birlikte, kendilerini de yakalayacağı korkusuna kapılan binlerce kişi, bu defa doğa şartlarını hiçe sayıp aç, susuz, ayakkabısız, arabalı, yaya daha yukarılara kaçıyor; bir kısmı İran topraklarına geçmeye çalışıyor; ortada can pazarı yaşanıyordu. Bir kısmı da Türkiye’ye geçmeye çalışıyordu.

        Saddam ve ondan öncekiler döneminde yaşanan sistemin yarattığı katliamlarda, Kuzeydekiler Türklere sığınmış; onlar tarafından korunmuş; bu defa hepimizin ortak tarihi, vatanı, mazi devleti Türkiye, bu kaçanlara bağrını açıyor ve Hakkâri, Şırnak Vadisi kaçanlarla doluyordu. Yarım milyon, çoğunluğu Kürt aşiret mensubu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve halkının yardım ve sevgisiyle canlarını kurtarıyordu.

        Son gelişmeleri iyi kullanan ABD ve diğer güçler, stratejilerine uygun bir zemini kaçırmamış; güya "halkı Saddam’ın katliamından kurtarmak için" BM’de bir karar aldırarak 36. paralelin kuzeyini "uçuşa yasak bölge" ilan etmişti. Daha sonra çeşitli kararlarla güvenli bölge ilan ettikleri Kuzeyde, değişik senaryoları gerçekleştirmek üzere devreye giren güçler, bazı aşiret reisleri ve maiyetine sağladıkları maddi ve siyasi haklar, yine biz Türkler için hiç de güvenli bir ortam olmadığını, değişik bir kuşatılmışlığı ortaya çıkarıyordu.

        Türkiye’ye sığınan Türklerin önemli bir kısmı dönmeyecek; bir kısmı dünyanın dört bir yanına, birçok ailenin her ferdi bir başka kıtaya, bir başka ülkeye dağılacaktır. Çünkü Türklerin büyük çoğunluğunun ailesi, evi barkı "güvenli bölge"’ ilan edilen 36. paralelin altındaydı. Ne Altunköprü ne Kerkük ne de Musul (Manidar değil mi, Musul 36. paralelin üzerinde olmasına rağmen güvenli bölge içerisine alınmamıştır.) bu güvenli bölge içerisine girmiştir. Bu bölgeler, Saddam rejiminin eli altındadır. Kerkük ve daha güneyde yaşayan iki milyondan fazla Türk, Saddam’ın insafına terk edilmiştir.

        Böylesi bir katliamı görmemek, bilmemek diye bir durum olabilir mi? Üç milyondan fazla Türk, bugün bile bunca gelişme karşısında bile görmeyen güçler, Türkleri yeni bir soykırıma devretmiştir. 1992–1993’ten itibaren Irak’ta Türk varlığını yok etmeye, eritmeye, göçe, mal ve mülklerine el koymaya devam eden Irak yönetimi, bir yandan da değişik bir katliamı yapan BM ve "Süper Güçler!" işkenceyi görmezlikten, duymazlıktan gelmektedir.

        İki kara vahşetin arasında kalmış; binlerce yıllık şerefli bir mazinin, üstün insanlık şerefinin çocukları biz Türkler, Irak Türkleri, yanlarına ihtiyaçları olabilecek hiçbir şeyi almadan âdeta "Kırım sürgünleri gibi" dağıtılıyor; Türk’ü yok etme düşünceleri gerçekleşiyordu. Her gün aileler ya güneye ya kuzeye sürülmektedir. Bütün bu sürgünler, Türklere ait ev, işyeri ve arazilerin başka ailelere dağıtılması planına göre uygulanmaktadır.

        II. Körfez Krizi’nin, Irak Türklerine getirdiği diğer bir sıkıntı da ailelerin içine düştüğü kopukluk, birbirlerinden haber alamama, birbirlerinin yanına gidip gelememeleridir. "Güvenli Bölge" dedikleri kısımda yaşayanlar, üç milyondan fazla Türk’ün ancak onda biri iken Saddam’a terk edilenler, bu insanların yüzde doksanıdır. "Güvenli Bölge" ilan edilen yerlerde yaşayan Türkler (Bir kısmı Kerkük’e yapılan saldırılar sonucu o yöreye yerleşmiştir.), bu defa yüz yıldır isyan çıkaran, ayaklanan; bazen İran bazen Irak’ın yanında çarpışan ve bundan statü kazanan bazı "aşiret derebeyleri"nin anlayışına bırakılmıştır.

        II. Körfez Krizi ile birlikte Batı, Irak’a gıda, ilaç gibi en insani konularda bile ambargo uygulamıştı; zaten zor şartlar altında yaşayan Irak halkı, özellikle kadınlar ve çocuklar, etkilenmiştir. Halkın yönetime karşı ayaklanacağını bekleyenler; ölümlere, anarşiye uygun bir ortam yaratmıştır. Bazı güçlerden bu anlamda destek alan Kuzey Irak’taki aşiret reisleri aracılığıyla başlatılan kargaşada tam bir belirsizlik, karamsarlık, açlık, çocuk ölümleri ve korku hâkim olmuştur. Başta Kerkük olmak üzere, çoğunluğun Türk olduğu yerlerde halk, kendisini bir yandan Baas katliamı, baskısı bir yandan hiçbir kural tanımayan bu "yeni güçlerin" kıskacında silahsız ve savunmasız daha zor günlerin içerisinde bulmuştur.

        Altunköprü’de katledilenler, 300 milyon Türklüğün şehididir. Hiçbir Türk, onları ve milletinin acı çeken, can veren diğer mazlumlarını unutmayacaktır. Dün Altunköprü’de, Karabağ’da, Hocalı’da bugün ise Suriye’nin Türk bölgelerinde ve Türkmeneli’nin birçok bölgesinde aynı katliamlar başka biçimde, başka yöntemlerle işlenmektedir. Batılıların uşakları ve terörist caniler, bu katliamlar ve kural tanımayan insanlık dışı davranışların hesabını elbette bir gün verecekler.

        Altunköprü Katliamının Şehitleri

        Abbas Salah Sait 1973, Kerkük- Öğrenci/ Abdullah Kâhya 1995, Tuzhurmatu- Emekli/ Abdulsalam R. Hasan 1972, Altın köprü- Er/ Adil Bayız Hurşit 1972, Kerkük- Öğrenci/ Adnan Halit Mendan 1958, Altın köprü- Memur/ Ahmet Enver Abdullah 1942, Kerkük- Tüccar/ Ali Abdullah Kâhya 1976, Kerkük- Öğrenci/ Amir Mithat İzzet 1960, Tuzhurmatu- Asteğmen/ Atilla Ahmet Ener 1976, Altın köprü- Öğrenci/ Atilla Nasih Bezirgân 1977, Kerkük- Öğrenci/ Ayat Kadir Rahman 1966, Kerkük- Er/ Aziz Tacil 1955, Tuzhurmatu- Emekli/ Aziz Ali Sait 1955, Altın köprü- Emekli/ Cebbar Sadık 1957, Kerkük- Er/ Celil Fethi M. Ahmet- 1945, Kerkük- Emekli/ Cemal Ahmet Faraj 1962, Kerkük- Yedek Subay/ Cemal Şükür Sakı 1960, Tuzhurmatu- İşçi/ Cengiz Mazlum Nuri 1978, Altunköprü- Memur/ Çetin Esat Behçet 1974, Altın köprü- Öğrenci/ Cevdet Haydar Behrem 1965- 28 Mart, 1991- Tuzhurmatu- Er/ Erdal İhsan Mahmut 1972, Altın köprü- Öğrenci/ Erşat Hurşit Reşit 1955, Altın köprü- Öğretmen/ Eyüp Selah Sait 1975, Kerkük- Öğrenci/ Fazıl Cihat Fettah 1954, Kerkük- Memur/ Halil Fethi M. Ahmet 1945, Kerkük- Emekli/ Hamit Garip 1960, Tuzhurmatu- Şoför/ Hani Mithat İzzet 1970, Altunköprü- Öğrenci/ Haşim Haydar Behram 1965, Tuzhurmatu- Er/ Haşim Mehmet Tofik 1966, Altunköprü- Memur/ Haydar Geydan 1970, Tuzhurmatu- Çiftçi/ Hazim Enver Abdullah 1962, Altınköprü- Memur/ Hişam İhsan Ali 1971, Altın köprü-Er/ Hüseyin Ali Ahmet 1958, Kerkük- Yedek Subay/ Hüseyin Ali E. Süleyman 1976, Tuzhurmatu- Öğrenci/ İhsan Ali Feyzullah 1932, Altınköprü- Çiftçi/ İhsan Mahmut Veli 1940, Altınköprü- Emekli/ İmat Mehmet Reşit 1960, Kerkük- Memur/ İsam Mithat İzzet 1962, Altınköprü- Öğrenci/ İsam Osman Cemil 1964, Kerkük- Müteahhit/ İsmail Şükür Silav 1969, Tuzhurmatu- Er/ Kasım Mehmet Tofik 1962, Altınköprü- Memur/ Mansur Mazlum Nuri 1967 Altunköprü- Er/ Mehmet Attar 1940, Kerkük- Esnaf/ Mehmet H. Mandan 1952, Altınköprü- Öğretmen/ Mehmet Reşit Veli 1925, Kerkük- Emekli/ Melik Faysal Süleyman 1966, Altınköprü- Çavuş/ Muazzam Osman Ali 1958, Kerkük- Teknisyen/ Mustafa Süle İskender 1957, Kerkük- Asteğmen/ Necat Takı 1955, Kerkük- Emekli/ Necip Sait Salih 1957, Altınköprü- Memur/ Nevzat Kadir Rahman 1968, Kerkük- Öğrenci/ Nihat Abdulkerim Ali 1965, Kerkük- Öğrenci/ Nizamettin Ş. Hamdi 1958, Kerkük-Memur/ Nurettin Terzi 1944, Kerkük- Terzi/ Nurettin Terzinin oğlu 1980, Kerkük- Öğrenci/ Nurettin Terzinin oğlu 1981, Kerkük- Öğrenci/ Nuri Mazlum Nuri, 1971, Altınköprü- Er/ Orhan H. Abdulrahman 1967, Kerkük- Er/ Osman Cemil 1930, Kerkük-Tüccar/ Ömer Hurşit Salih 1936, Altınköprü- Memur/ Sabah Ahmet Hamdı 1944, Altınköprü- Emekli/ Saddam Reşit Hasan1971, Altınköprü- Öğrenci/ Saib Tatar Kadir 1955, Altınköprü- Mühendis/ Selah Sait Salih 1938, Kerkük- Esnaf/ Satar Rahman Aziz 1945, Altınköprü- İşçi/ Suud Hattap Osman 1967, Altınköprü- Er/ Şahap Ahmet Ferec 1961, Kerkük- Esnaf/ Şahin Nasih Bezirgan, Kerkük- Öğrenci/ Şalan Faysal Süleyman 1967, Altınköprü- Er/ Şükür Hamdi Mehmet 1932, Kerkük- Emekli/ Tarık Bayız Hurşit     1963, Kerkük- Öğretmen/ Turan Ahmet Enver 1974, Kerkük- Öğrenci/ Yaşar H. Abdulrahman 1965-28 Mart 1991, Kerkük- Er/ Zaim İsmail Hasan 1961-28 Mart 1991, Altınköprü- Asteğmen/ Zeynelabidin E. Neccar 1955, Tuzhurmatu- İşçi/ Zeynel Abidin İbrahim 1970, Tuzhurmatu- Öğrenci.