Kırım’ın İstiklal Mücadelesinin Öncülerinden Server Trupçu

Nisan 2020 - Yıl 109 - Sayı 392



        Türk yurtlarından Kırım’ın yeniden bağımsızlığını kazanması için yürütülen mücadelede Cafer Seydahmet Kırımer’in çevresinde toplanan gençler arasında yer alanlardan biri de Server Trupçu’dur. Onunla ilgili kayıtlarda soyadının farklı biçimde yazıldığı görülüyor. Yükseköğrenim için yurt dışına çıkmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğünce verilen 11.11.1937 tarih ve 4213 sayılı pasaportta soyadı “Turpçu” olarak yazılmıştır.

        Server Trupçu, I. Dünya Savaşı’nın başladığı dönemde 10 Kasım 1914’te Kırım’ın Akmescit şehrinde dünyaya gelmiştir. Babası S. A. Ali Bey ve annesi Azize Hanım’dır. Üç kardeşin büyükleri Server, ortanca Mürşide, küçükleri Nuriye’dir. İlk ve ortaöğrenimini Kırım’da tamamlamıştır. Sovyet rejiminin Kırım’daki uygulamaları üzerine, çok sevdikleri memleketlerini terk ederek ailece 1934 yılında Kırım’dan İstanbul’a göç etmişlerdir. Server Trupçu, Millî Eğitim Bakanlığına verdiği 17.06.1940 tarihli dilekçesindeki açıklamasına göre Kırım Rus Lisesinden mezun olmuştur. Babası Ali Trupçu Sirkeci’de bulunan Osmaniye Otelinde berberlik yaparak hayatını kazanmıştır.[i] Ortanca kardeşi Mürşide (Akmescit, 1919-Ankara, 2003) 1940’ta Cafer Ortalan[ii] ile evlenmiş ve iki kızı olmuştur: Sumru Timuçin (d. 1945) ile Sezgin Baltacıoğlu (d. 1947). En küçük kardeşi Nuriye Karakaya (d. 1926), Ahmet Karakaya ile evlenmiştir. Ahmet Karakaya 1914’te Eskişehir-Sivrihisar’da doğmuştur. Ailesi Kırım’dan göç edip Karakaya köyüne yerleşmiştir. 1937’de Eskişehir Lisesinden, 1941’de de Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olmuştur. Memuriyet hayatına 1941’de Maliye Bakanlığında başlamıştır. Sonrasında Gelirler Genel Müdürlüğünün değişik kademelerinde çalışmış, 1969’da tayin edildiği Vergiler Temyiz Komisyonu 5. Daire Başkanlığından 1974’te emekli olmuştur. Zühre Tünay (d. 1949) ve Turan Karakaya (d. 1954) isimlerinde iki çocuk sahibi olmuştur. Turan Karakaya, Danıştaydan emekli olmuştur. Karakaya, mesleki çalışmaları yanında millî meselelerle de ilgilenmiştir. Müstecip Ülküsal’ın 1940 yılında Türkiye’ye göç etme kararı üzerine neşriyatını durdurduğu Emel’i yıllar sonra yeniden yayın hayatına kazandırarak Kırım’ın bağımsızlığını kazanması için yürütülen mücadelenin sözcülüğünü üstlenmesi için Ankara’daki çalışmalara katılmıştır. Arkadaşları ile Emel’in yılda altı sayı neşretmesine yetecek bir yıllık masrafını karşılamak üzere para biriktirmeye başlamışlardır. Müstecip Ülküsal’a yazdığı 25.9.1960 tarihli mektupla bu düşüncelerinden haberdar ederek imtiyaz sahipliğini üstlenmesini teklif etmiştir.[iii] Cafer Seydahmet Kırımer’in 3 Nisan 1960’ta vefat etmesinin, Karakaya ve arkadaşlarının Emel’i yeniden neşretmeye karar vermelerinde etkisinin olup olmadığını bilmiyoruz. Düşünce kısa sürede fiiliyata dönüşerek Emel, Kasım 1960’ta Niyazi Kırımman’ın sahipliği, Hüsamettin Korkut’un Yazı İşleri Müdürlüğüyle 11 sayı hâlinde Ankara’da neşredilmiştir. Dergiyi İsmail Otar öncülüğünde Yazı İşleri Müdürü Ferit Erdem Boray olarak Eylül 1962 tarihli 12. sayıdan itibaren İstanbul’da çıkarmaya başlamışlardır. Ahmet Karakaya açık ve müstear imzasıyla Emel’de çok sayıda yazı neşretmiş, 29.07.1988’de Ankara ’da vefat etmiştir.

        Cafer Seydahmet Kırımer, 1930 yılında Pazarcık’ta serbest avukat olarak çalışan Müstecip Ülküsal tarafından çıkarılan Emel mecmuasını Kırım için yürütülen siyasi mücadelenin yayın organı hâline getirmiş; Polonya Hükûmeti ve onun denetiminde bulunan Promete teşkilatı yöneticileriyle kurduğu iyi ilişkilerle derginin finansmanını temin etmişti. Kırımer ayrıca yürütülecek mücadelenin siyasi kadrolarını hazırlamak üzere Türkiye’de yaşamakta olan Kırım menşeli gençlerden bazılarının lisans ve lisansüstü eğitim yapmaları için Polonya Hükûmetinden burs temin etmiştir. Abdullah Zihni Soysal, İbrahim Şükrü Otar, Selim Ortay[iv], Sabri Arıkan ile birlikte Server Trupçu da bu imkândan istifade ederek 1937 yılında Polonya’ya gitmiş; o tarihte bu ülkenin egemenliğinde olan Vilno Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde öğrenim görmüştür. [v] Vilno’da sayıları fazla olmamakla birlikte kenetlenmiş ve kültürel bakımdan ayakta durmaya gayret eden küçük bir Tatar ve Karaim kolonisi bulunuyordu. Türkiye’den eğitim için gelen öğrencilerin desteği ile Vilno’da 22 Şubat 1937’de “Genç Tatarlar Cemiyeti” açılmıştır. Cemiyetin Reisliğini Edige Kırımal yapmıştır.[vi] Kırımal, açılış merasiminde ilk konuşmayı yaparak Polonya’nın muhtelif bölgelerinden gelen misafirleri selamlamıştır. Daha sonra Vilno Tatarları Kültür Cemiyeti Reisi konuşmuştur. Kırımal’ın teklifi kabul edilerek Kırım Millî Hareketi’nin önderi Cafer Seydahmet Kırımer, cemiyetin ilk fahri azası yapılmış; kendisine gıyabında fahri azalık diploması verilmiştir. Kırımlı gençler adına İbrahim Otar konuşmuş, Dr. Abdullah Zihni Soysal kısa bir konferans vermiştir.[vii]

        Varşova’da bir yıl Lehçe kursuna devam ettikten sonra 1938-1939 öğretim yılında, 951 numaralı öğrenci olarak fakülteye yazılmıştır. Çocuklarında muhafaza edilen öğrenci karnesinde aldığı dersler, öğretim üyelerinin isimleri ve sömestr sonunda aldığı devam imzaları bulunmaktadır. Savaşın başlaması ve okulunun kapatılması üzerine Türkiye’ye dönmüştür.[viii] Türkiye’ye dönüşünde Millî Eğitim Bakanlığına verdiği 13.02.1940 tarihli dilekçede savaş sebebiyle okulunu tek ettiğinden tahsil derecesinin tespit edilmesini istemiştir. Talim ve Terbiye Kurulu 28.03.1940 tarihli yazı ile okuldan aldığı tahsil vesikasının gönderilmesini talep etmiştir. Trupçu, Bakanlığa verdiği 17.06.1940 tarihli dilekçede[ix], harp sebebiyle okulundan öğrenim durumuna dair hiçbir vesika temin edemeden hatta Kırım Rus Lisesinden getirdiği diplomayı alamadan ayrılmak mecburiyetinde kaldığını belirtip eğitime devam imkânının olmadığını, askerlik hizmetini yaparak bir işe girebilmek için öğrenim durumunun tespit edilmesini talep etmiştir. Bakanlık 03.07.1940 tarihli yazı ile daha önce Polonya Büyükelçiliğine gösterdiği vesikaların zaruri olduğunu belirtmiştir. Bakanlık’ın bu talebi üzerine 31.07.1940 tarihli yeni dilekçesinde vesika olarak takdim ettiği indeksin dikkate alınmayarak denkliğinin tespit edilmediğini, ana yurda faydalı bir uzuv olarak yetişmek gayesiyle devlete yük olmaksızın, ancak kendi vesaiti ile okumuş olan ve okumak isteyen bir vatandaşa tahsile devam imkânının verilmesi hususunda lazım gelen muamelenin yapılmasını rica etmiştir. Bakanlık 16.10.1940 tarihli yazı ile vesika olarak ibraz edilen karne ve buna istinaden Polonya elçiliğinden alınan vesika ile lise tahsili yapmış bulunduğunun tespitine imkân bulunmadığını bildirmiştir. Bakanlık 18.07.1941 tarihli bir yazı ile İstanbul Maarif Müdürlüğüne Server Trupçu’nun eldeki vesikalara göre lise diplomasına sahip olduğunu tespite imkân olmadığını bildirerek eski kararında ısrar etmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu, öğrenim denkliğiyle ilgili işlemler sırasında öğrenci karnesinin kapağına kırmızı mürekkepli 16.10.1940 tarih, 2/3692 sayılı derecesinin tayini için “Maarif Vekilliğince görüldü” yazılı bir kaşe vurulmuştur. Denklik tespitine yetkili Talim ve Terbiye Kurulu, bu konuda başlangıçtan itibaren çok ilkeli hareket etmiş, mevzuatının dışında emsal gösterilecek hiçbir karar almamıştır. Bu ilke, sadece II. Dünya Savaşı sonunda 1948’de Avrupa’dan gelen sivil ve asker menşeli, geçmişte Sovyet vatandaşı olan Türkler için esnetilmiş ve diploma gösteremeyenler mezun oldukları alanlara göre, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim üyelerinden teşkil edilen komisyonlarca seviye tespit sınavına alınmışlardır. Trupçu’nun talihsizliği savaş sürdüğü, şehirler harap olduğu için Polonya’daki okulundan öğrenim durumu ile ilgili belge getirtememesidir. II. Dünya Savaşı’nda Polonya topraklarının bir kısmı Rusya ve Almanya arasında paylaşılmış, yurt dışına çıkarılan devlet hazinesi İngiltere’ye götürülmüş ve burada bir hükûet kurulmuştu.

        Server Bey, 1946 yılında Mukaddes Hanım’la evlenmiş; Cihannur, Hasan ve Ayşe adlarında üç çocuk sahibi olmuştur. Köstence’nin Karatay köyünden merhum Akif ve Hatice Tezcan’ın kızları, yüksek tahsilli, 1925 doğumlu Mukaddes Hanım 22.07.1976 günü Ayvalık yolunda iken geçirdiği trafik kazasında vefat etmiştir.[x]Server Trupçu’nun kayınpederi Akif Tezcan, dedesi Abdurrezzak’ın 1954 Akyar (Sivastopol) Savaşı’ndan sonra Kırım’dan Romanya Dobruca’ya göç ederek yerleştiği Köstence’nin Karatay köyünde doğmuştur. İlk tahsilini köyünde yapmış, İstanbul’a gelerek yazıldığı Vefa İdadisinden mezun olmuştur. 1914 yılında memleketine döndüğünde savaşın başlaması üzerine askere alındığı için yüksek tahsil yapamamıştır. Askerliği devam ederken birçok eğitimli arkadaşı gibi Kırım’a gitmiş, Millî Hükûmet döneminde Bahçesaray’daki Zincirli Medresesine öğretmen olarak tayin edilmiştir. Bolşeviklerin iktidara geçmesi üzerine Dobruca’ya dönmüş, Hacıoğlupazarcık’ta ilkokul öğretmenliği yapmıştır. 1923’te köyüne dönerek çiftçilik yapmış, 1924’te Hanife Hanım’la evlenmiş, üç kız bir erkek çocuğu olmuştur. 1943’te Türkiye’ye gelerek İstanbul’da yaşamış, 05.12.1971’de vefat etmiştir.[xi]  Server Trupçu’nun Köstence doğumlu, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu ve kamuda üst görevlerde bulunan, şair bacanağı Yahya Benekay’ın (1925-1997) inceleme ve gezi kitapları vardır. Kayınbiraderi Turan Tezcan, 02.01.2019 tarihinde vefat etmiştir.[xii]

        Çok duygusal olduğu için acılarını, üzüntülerini mısralara dökerek şiirle ifade edebilmiştir. Şiirleri Kırım Tatar Türkçesiyle yazılmıştır. Hasret, mutsuzluk, haksızlık yaşadığı için çocuklarına ilkeli, kurallı, disiplinli bir hayatı önermiştir. Çocukluk ve gençlik döneminde gördüğü şiddet ve baskıya karşı olduğundan çevresine “hayatta engelleri aşabilmek için hep dengeli olmayı” telkin etmiştir.

        Bütün hayatını Kırım’ın Rus boyunduruğundan kurtularak yeniden bağımsızlığına kavuşmasına adamış, bu yolda çaba sarf etmiştir. Eniştesi Cafer Ortalan, Ocak 1957’den itibaren II. Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’ye gelen muhacirlerden Mehmet Muhittin Sevdiyar‘ın desteği ile Kırım dergisini çıkarmaya başlamıştır. Dergi, Kırım Millî Merkezi ile ilişkili değildir. Amerika’da bulunan Halil İnalcık, mektupla Dergi’nin siyasi konumunu sormuştur.[xiii] Kırımer’in günlüğünde Dergi konusu oldukça fazla yer almıştır. Kırımer, Dergi’nin ikinci sayısında Çelebi Cihan hakkında yazılan makalede tarihî olayların ve kendisinin rolünün kasten sükûtla geçiştirildiğini görünce hakkında bozuk niyetlerinin olduğunda tereddüde yer kalmadığını, bilhassa Mustafa Kurtiyef’in iştirakinin büsbütün şüpheleri kuvvetlendirdiğini günlüğüne not etmiştir.[xiv] Kırımer, 5 Haziran 1957 tarihinde ziyaretine gelen Cafer Kurtalan’a Dergi’yi çıkarırken kendisiyle konuşmamalarının doğru olmadığını, başkasına söylememek şartıyla Kurtiyef hakkındaki şüphelerini söylemiştir.[xv]Dergi, Eylül-Aralık 1957 tarihli sayısında neşriyatını durdurmuştur. Kırım dergisi, Temmuz 1960’tan itibaren yeniden çıkmış; Kırım Millî Merkezinin karşısında, kuruluş yıllarının daha eskilere dayandığı ileri sürülen Şevki Bektöre’nin reisliğini yaptığı Kırım Türkleri Millî Merkezinin varlığını kamuoyuna duyurmuştur. Gelişmeleri bilen tanıklarından sağ kalan olmadığı için teyit etme imkânımız olmamakla birlikte Server Trupçu, Kırımer’e yakınlığı sebebiyle Kırım’ın neşir faaliyetine yazı veya şiirleriyle katkıda bulunmadığı söylenebilir.  1960’ta Ankara’da yeniden yayın hayatına dönen Emel’e çok sayıda yazı katkısı yapan Ahmet Karakaya için de aynı şeyler söylenebilir. Zaten Dergi, uzun ömürlü olmayarak kapanmıştır.

        Emel’de yayımlanan şiirlerinde vatana duyduğu özlemi lirik ve pastoral bir üslupla dile getirmiştir. Dikkati çeken bir husus da 1960 yılından itibaren neşredilen Emel’den başlangıçta uzak durması ve ilk şiirini 1972’de göndermesidir.[xvi] Bazı nesir çalışmaları da bulunmaktadır. [xvii] Eşref Şemizade’nin gönderdiği manzumelerden yararlanarak Âşık Ömer’in hayatının biraz daha aydınlanmasını sağlamıştır. Onun ortaya koyduğu yeni bilgileri değerlendiren Prof. Dr. Şükrü Elçin, Âşık Ömer hakkında 1987 yılında bir kitap neşretmiştir. Mülayim kişiliğine rağmen cemiyet çalışmalarına katılmış, İstanbul Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin Başkan Yardımcılığını yapmıştır.[xviii]

        Server Trupçu’nun Polonya’dan yakınlarına gönderdiği, kendisine gönderilen ve çocuklarının muhafaza ettikleri bazı kartpostalları Ali Y. Baltacıoğlu’nun nazik yardımı ile görmek mümkün oldu. Kartpostalların kısa metinlerinden ailesi, dostları ve dönemin ortamı hakkında bilgi edinmek mümkün olmaktadır.[xix]

        Sevgili Babacığım[xx]

        Hürmetle kollarınızdan ve gözlerinizden öperim. Biz Varşova’nın güzel bir caddesinin manzarasını size hatıra olarak gönderiyorum yakında adresim anlaşılacak. O zaman tafsilatlı bir mektupta yazacağım. Beni soracakların cümlesine ayrı ayrı selamlar. Allah’a emanet bulunuz. Oğlunuz Server Ali T.

        Güzel Kardeşim Mürşide!   Vilno 16.09.1938

        Asret selamlarımla güzel gözçiklerinden öper Alladan sağlığınızı dilerim. Bundan iki ay evel arkadaşım la gönderdiğiniz mektubi iki gün evelisi aldım. Çok sağ olunuz. Slonim’den ve Vilno’ya  geldikten sonra da size üzun mektubler yazmiştim cevap bekliyorum. Yazdığın mesleyi ne olduğunu eyi anlatıp yazda geldiğimde götüreyim. Çünki o kişi çoktan geri döndü. Babayin ve annemin ellerinden öperim. Nuriye’nin gözlerinden öperim. Alladan sağlığınızı dilerim. Allaga ısmarladım güzelim. Agabeyin Server Trupçu

        Güzel Kardeşim Mürşide

        Elâ gözlerinden defalarca öperek sevgi ve asretle dolu selamlarımı yolarken Köstence’den bir kücük mektup yazmiştim. Romanya’da on gün kaldık amma bütün vaktimiz yolarda köylerde  müsamereler vermekle geçti . Kusura bakmayın bunu Varşova’dan yazıyorum daha kalacak yerim belli değil, Polon ya’da birçok yerlerde müsamereler vereceğiz sonra adresimle uzun tafsilatlı mektubler yazarım Do ğan Server babamın ve anamin kollarından gözlerinden öperim Nuriye’nin gözlerinden öperim. Doğan Server

        Sevgili Kardeşim Server ve Edige[xxi]  Varşova Jozeeow 18.09.938

        Her ikinizin de mektuplarına cevap vermiştim. Senin seyahatinden ihtiyacın olan mektubun için ne yapmak lâzım olduğunu Türkiye’ye yazmıştım. Benim mektubum kayboldu? Ne ise. Ben o mektuptan senatörü [xxii]benim şimdi bulmamın güçlüğünü yazmış ve birisinin doğrudan kendisine bir mektupla müracaat ederek vaziyeti izahtan sonra dileğinizi bildirip cevabınızı beklediğinizi yazmanınızın muvafık olacağını kaydetmiştim. Çünkü burada halline çalışmış olsak birkaç defa Varşova’ya gitmek lâzımdır. Benim ise kıpırdayacak vaktim yoktur. Herhalde mektuplarınızı hal itmeniz çok iyi olurdu.

        Sabri’den[xxiii] şimdi mektup aldım. Menim kardeşim Şevket’te[xxiv] Berlin’dedir. Dört ay kadar kalacaktır. Onunla buluşmuşlar, yerleşmiş, derslere başlamış. Romanya’dan maalesef bir haber alamadım. Belki bu günlerde gelir. Abdullah Akay’ı[xxv] yakında bekliyorum. Varşova’da ne olup geçtiğine dair hiç bir malumatım yoktur. Çünkü kimseyle görüşmüyorum. Server, sen ne yapıyorsun lisanın ilerledi mi Edige nasıl sıhhatleri yerinde mi. Sizleri epey göreceğimiz geldi.  İnşallah imtihandan sonra… İ.Otar[xxvi]

         


        [i] İstanbul Sirkeci’deki Osmaniye Otelleri ve İzmir Askerî Kıraathanesinin müsteciri olan Ömer Lütfi Bengu, İzmir’e Yunanların asker çıkardığı sırada cereyan eden hadiselere tanık olan bir şahsiyettir. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgalinin başlaması sırasında Yunan askerine ilk kurşunu atanın kimliğini araştıran “Millî Mücadele’de Aydın” kitabının yazarı Asaf Gökbel, o tarihte askerî otel ve kıraathanenin müsteciri olarak işyerinde bulunan Bengu’dan mektup yazarak bilgi almıştır (Millî Mücadele’de Aydın, Aydın 1964, s. 91-93).

        [ii] Cafer Ortalan (8.2.1913-Ankara, 6.2.1998), Kırım’ın Karasubazar şehrine bağlı Ortalan Köyü’nde doğmuştur. Akmescit Üniversitesinde ziraat mühendisliği tahsili yapmıştır. Stalin zamanında Türkiye pasaportlu olanların Kırım’dan çıkarılmaları üzerine ailesiyle 1935’te Türkiye’ye göç ederek İstanbul’a gelmiştir. İlk önceleri Malatya, Samsun ve İstanbul’da mesleki faaliyette bulunmuş, 1954’te Ankara Ziraat Fakültesinde görev almıştır. Daha sonra görevden ayrılarak iki kardeşi ile birlikte Ortalan Şarapları İmalathanesini kurmuştur. 1955’te Ankara Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin kurucuları arasında yer almıştır.

        [iii] Av. Ünsal Aktaş, Emel’in İkinci Yolculuğu ve Sessiz Bir Vatan Hadimi: Ahmet Karakaya (1914-1918), Emel’imiz Kırım, S: 47, Nisan-Mayıs-Haziran 2004, s. 10-14.

        [iv] Selim Ortay, (1908-13.05.1967), Polonya’da mühendislik tahsili yapmış, iki yıl çalışmıştır. Türkiye’de serbest ve kamuda görev yapmıştır. Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesinde meslek dersleri öğretmeni olarak çalışmıştır. Hürriyet, 15.05.1967, s. 5.

        [v] Litvanya’nın başkenti Vilnius (Lehçe Vilno),1920-1939 yılları arasında Polonya’nın egemenliği altında kalmış, 1939’da II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Sovyetler ve Alman ordularının işgaline uğrayan Polonya’nın sınırları yeniden düzenlenmiştir.

        [vi] Edige, Mustafa Kırımal (1911-1980), Bahçesaray’da Polonya/Litvanya kökenli tanınmış Sinkiewicz ailesinde doğmuştur. Akmescit’te Pedagoji Fakültesine devam ederken takibata uğramış, 1932’de Azerbaycan ve İran üzerinden Türkiye’ye gelip Cafer Seydahmet Kırımer’le tanışmıştır. Polonya’da bulunan amcasının yanına gidip Vilno’da Siyasal Bilgiler Fakültesinde okumuştur. 1939’da İstanbul’a gelmiş, 1941’de Kırım ile ilgilenmek üzere Almanya’ya gönderilmiş ve vefatına kadar burada yaşamıştır. Sovyetler Birliği’ni Öğrenme Enstitüsünün Münih’te Türkçe çıkardığı derginin sorumlu müdürlüğünü yapmıştır.

        [vii] Vilno’da Genç Tatarlar Cemiyetinin Açılması, Emel, S: 113, Nisan 1937, s. 22-27. Cemiyetin açılması hakkında Abdullah Zihni’nin Vilno’da Yaş Tatarlar Cemiyetinin Açılması başlıklı kısa bir yazısı Berlin’de çıkan Yeni Milli Yol’un Mart 1937 tarihli 109. sayısının 33. sayfasında çıkmıştır.

        [viii] Server Trupçu vefat etti, Emel, S: 147, Mart-Nisan 1985, s. 47.

        [ix] Ailesi İstanbul’da ikamet ettiği için Ankara’ya geldiğinde yazdığı dilekçelerde adres olarak Çankırı’da oturan Müstecip  Ülküsal’ın kayınbiraderi Halil Beşev’in adresini vermiştir.

        [x] Acı Bir Ölüm, Emel, S: 95, Temmuz-Ağustos 1976, s. 29.

        [xi] Akif Tezcan, Emel, S: 68, Ocak-Şubat 1972, s. 37.

        [xii] Hürriyet, 3.1.2019.

        [xiii] İsmail Otar-Ömer Özcan, Cafer Seydahmet Kırımer’in Günlüğü, Ankara 2003, s. 139.

        [xiv] Günlüğü, s. 146.

        [xv] Günlüğü, s. 150.

        [xvi] S. Turpçu, Oylanma, Emel, S: 70, Mayıs-Haziran 1972, s. 23; Niçün? Emel, S: 88, Mayıs-Haziran 1975, s. 15; Kartlar, Emel, S: 89, Temmuz-Ağustos 1975, s. 20; Mustafa Cemilge, Emel, S: 93, Mart-Nisan 1976, s. 30; Yollar, Emel, S: 104, Ocak-Şubat 1978, s. 45; Könül, Emel, S: 110, Ocak-Şubat 1979, s. 40; Çongar Köyü, Emel, S: 111, Mart-Nisan 1979, s. 43; Küz-Oyları, Emel, S: 147, Mart-Nisan 1985, s. 23-24.

        [xvii] 20. Yüzyılda Yaşayan Kırım Şairleri, Emel, S: 90, Eylül-Ekim 1975, s. 9-13. İmzasız neşredilen bu yazının Server Trupçu’ya ait olduğu, Emel’in 91. sayısının 10. sayfasında açıklanmıştır. Kırımlı Âşık Ömer, Emel, S: 91, Kasım-Aralık 1975, s. 10-15; Kırım Şairlerinden: Canmuhammed, Emel, S: 92, Ocak-Şubat 1976, s. 15-20; İsmetiy (18’inci asrın sonları 19’uncu asrın 50’inci yılları), Emel, S: 94, Mayıs-Haziran 1976, s. 28-31; Eşmirza (1803-1883), Emel, S: 96, Eylül-Ekim 1976, s. 17-20; Mehmet Nüzhet (1888-1933), Emel, S: 97, Kasım-Aralık 1976, s. 15-20;

        [xviii] İstanbul’da Tepreş, Emel, S: 89, Temmuz-Ağustos 1975, s. 26-27.

        [xix] Kartpostalların imlasına dokunulmamıştır.

        [xx] Kartpostal 29.10.1937’de gönderilmiştir.

        [xxi] Edige Kırımal.

        [xxii] Promete Hareketi’ne ilmî desteği Varşova’daki Şark Enstitüsü sağlıyordu. Enstitü’nün fahri başkanlığını Mareşal Pilsudski’nin yakın çalışma arkadaşlarından, siyasetçi senatör Stanislav Sedletski yürütüyordu. Polonya’nın işgali üzerine intihar etmiştir.

        [xxiii] Sabri Arıkan (1911-2013), Polonya’nın Poznan Üniversitesinde yüksek tahsil yapmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisinde çalışmış, emekli olunca serbest ticaretle uğraşmıştır. Açık imzası ve M. Alaç müstearıyla makaleler yazmıştır.

        [xxiv]İsmail ve İbrahim Otar’ın kardeşleri olan Mahmut Şevket Otar (Bursa, 1.3.1916-İstanbul, 26.3.1976), ilk tahsilini Bursa’da, ortaöğrenimini İstanbul Erkek Lisesinde yapmıştır. Ankara Ziraat Fakültesini bitirmiştir. Uzun memuriyet hayatından sonra Afrika’da Zambiya’da tütün tarımı araştırmaları yapmıştır. Memlekete dönme hazırlığı yaparken vefat etmiştir. Emel, S: 94, Mayıs-Haziran 1976, s. 19.

        [xxv] Abdullah Zihni Soysal (1905-25.6.1983), Kırım’da doğmuştur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü bitirmiştir. Polonya Krakow Üniversitesinde tarih doktorası yapmıştır. Varşova’da Promete teşkilatında görev almış, 1942’de millî işlerde çalışmak üzere gittiği Almanya’da uzun süre kalmıştır. Dönüşünde üniversiteye intisap etmemiş, ticaretle uğraşmıştır. Emel’de çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

        [xxvi] İbrahim Otar (1913-18.2.1986), Varşova ve İstanbul Hukuk Fakültesinde okumuştur. Serbest avukat olarak çalışmıştır. Otar, Kırımer’in daha önce Türkistan Türk Gençler Birliğinde verdiği bir konferansını, Emel’de tefrika edilen yazılarını ve 1931’de kaleme alıp hiçbir yerde neşredilmeyen notlarını “Mefkûre ve Türkçülük” adıyla İstanbul’da, 1965’te kitap olarak yayımlamıştır.