BİZİM AHISKA’NIN YILMAZ SAVAŞÇISI, GÜR SESİ: YUNUS ZEYREK

Kasım 2019 - Yıl 108 - Sayı 387



        Kazakistan’a görevli gittiğimiz Eylül 1999’da bize oralarda yakınlık gösterip ilk kucaklayanlar, 14 Kasım 1944 sonrasında Ruslar tarafından Orta Asya’ya sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinin bugünkü evlatları olmuştu. O süreçte tanışıp dost olduğum Ali Paşa Veyseloğlu (1922 Aspina/Ahıska-Gürcistan-2016 Kazakistan, Ali Paşa Veyseloğlu, şairdi, Kazakistan’daki Ahıska Türklerinin kanaat önderlerindendi.) bana imzalayarak hediye ettiği kitabı “Vatan ve Gurbet”te Ahıska Türklerinin tarihi geçmişini şöyle anlatıyordu:

        “Kuvvetle muhtemel, Kıpçakların Avrupa’ya geçişleri sırasında Kafkaslar’da ve Gürcistan’da yerleşen Ahıska Türkleri, 12. asrın ikinci yarısından itibaren belirgin bir şekilde Oğuz boylarının etkisi altında kalmıştır. Ahıska Türklerinin bu bölgede kesin olarak yerleşme dönemini gösteren en geçerli tarih 11 ve 12. asırdır. Bazı Avrupalı ve Rus araştırmacılar, Ahıska Türklerinin kökenini İskitlere, Avarlara, Bulgarlara vb. Türk boylarına bağlasalar da bu tezlerin geçerlilik taşıma oranı düşüktür. Çünkü çok sayıdaki Kafkas halkı arasında son derece az bir sayı oluşturan Ahıska Türklerinin varlık gösterebilme şansı olmayacak ve bir süre sonra etnik olarak yok olup gideceklerdir. Etnik karışmalar ve bu bölgeden hızla geçen büyük kitlelerin önlerindeki küçük kavimleri sürükleyerek bölgeden uzaklaştırıldıkları düşünülürse, Ahıska Türklerinin 11. asırdan önce bu bölgede tutunabilme şansları olmayacağı bilinmelidir. 11 ve 12. asırdan sonra bu bölgeye yerleşen ve Kıpçak Türkü oldukları (kültürleri, dilleri, antropolojik yapıları, gelenekleri yönüyle) kuvvetli bir şekilde iddia edilebilecek olan Ahıska Türkleri, Selçuklulardan sonra Beylikler akabinde ise Osmanlı Devleti’nin sınırları dâhilinde kalmıştır. Osmanlıların 1573 yılında Gürcistan’ı fethetmesinden sonra İç Anadolu Bölgesi’nden özellikle Konya’dan, Tokat’tan, Yozgat’tan seçilen Türkler Ahıska ve çevresine yerleştirildiler. Osmanlı Devleti’nin yönetiminde uzun süre yaşayan Ahıska Türkleri zamanla tam bir Osmanlı kültürü örneği durumuna gelmiş ve Doğu Anadolu Türkleri ile bütünleşmişlerdir. 1828 yazında Rusların eline düşünceye kadar tam 250 yıl boyunca Çıldır/Ahıska Eyaleti’nin merkezi olan bu serhad şehrimize birer sancak olarak şu yerler bağlı idi: 1.Bedre, 2. Azgur, 3.Ahıkelek, 4.Hırtıs, 5.Cecerek, 6.Ahıska, 7.Altınkale (Kabliyan), 8.Acara (Bu sancak 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması ile sınırlarımız dışında kalmıştır.), 9.Maçakel (Üçte ikisi Artvin’in Borçka ilçesinde üçte biri Acara’da), 10.Livana (Artvin), 11.Pertekrek (Yusufeli), 12. Ardanuç, 13. İmirkhev, 14.Şavşet (Bu son beş sancak bugün Artvin ilimizdedir.), 15.Oltu, 16. Norman, 17.Kamakhis (Bu son üçü şimdi Erzurum iline bağlıdır.),18.Paskov, 19.Ardahan, 20.Çıldır, 21. Küçük Ardahan/Göle (Bu dört sancak bugün Kars ilindedir.) Osmanlı Devleti’nin Çıldır Eyaleti’ni kaybetmesinden sonra Ruslar bu bölgeleri yavaş yavaş ele geçirmeye başlamış ve Asya’nın içlerine kadar yayılmışlardır.” (Veyseloğlu, 1999: 21-22).

        Ahıska Türklerinin yaşadığı coğrafya, jeopolitik açıdan stratejik bir konuma sahipti. Rusların Orta Asya’ya özellikle de Türkiye’ye karşı düzenleyecekleri harekâtlarda onlar açısından oldukça önemli bir engel, Türk Dünyası için de bir kalkan özelliği taşıyordu. 1828 Haziranında Kars, Rusların eline geçti. 12 Ağustos 1828’de Ahıkelek düştü. 28 Ağustos sabahı Ahıska şehri Ruslar tarafından işgal edildi. Ahıska’nın düşmesinden sonra zaman içinde Rusların İstanbul’u ve Boğazları istemesi ve Ahıska’da Ruslara karşı direnen Müslüman Türk’ün mücadelesindeki büyüklüğü bu irtibatları da düşününce insan daha iyi değerlendiriyor. Bir halk şairimizin Ahıska’nın düşüşünü Osmanlı Padişahı’na haber veren şu dörtlüğü ne kadar anlamlıdır:

        Ahıska gül idi gitti

        Bir ehli dil idi gitti

        Söyleyin Sultan Mahmud’a

        İstanbul’un kilidi gitti

        Ahıska Türklüğü için artık esaret günleri başlamıştır. Çarlık Rusyası egemenliğinde geçen doksan yıllık bir hayat da 14 Kasım 1944 sürgününe kadar zulümlerle ve kıyımlarla doludur. Ahıska Türklerinin bir kısmı bu süre içerisinde Türkiye’ye hicret etmiş; muhacir olmuş; Ağrı, Muş, Çorum, Hatay, Bursa ve Kayseri yörelerinde yerleşmiştir. Türklerden boşalan yerlere ise Rus, Gürcü, Ermeni ve Yahudiler şuurlu bir şekilde iskân edilmiştir.

        Yunus Zeyrek, Ahıska Türklerindendir. 15 Ocak 1956 tarihinde Ardahan’ın Posof ilçesine bağlı Yolağzı köyünde dünyaya geldi. İlkokula köyüne 8 km mesafedeki Günlüce’de başladı. İkinci sınıfın yarısında Ardahan Yatılı Bölge Okuluna nakletti. Ortaokulu Silvan Yatılı Bölge Okulunda, liseyi Erzurum Atatürk Lisesinde okudu. Bir süre Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesine devam etti. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesinden mezun oldu. 1979 yılında Kayseri-Pınarbaşı Lisesinde Edebiyat öğretmeni olarak göreve başladı. Gökçeada Öğretmen Lisesi, Çan İmam-Hatip Lisesi ve Tavşanlı Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünde görev yaptı. 1988’de Türk kültür dersleri öğretmeni olarak Almanya’nın Münih şehrine gitti. 1994’te Türkiye’ye döndü. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans eğitimini tamamlayarak bu üniversitenin Türk Dili Bölümünde göreve başladı. Birçok fakültede Türk Dili dersleri verdi. Yunus Zeyrek’e Türk Dünyasına hizmetlerinden dolayı 2014’te 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Eskişehir etkinlikleri kapsamında  “Türk Dünyası Bilim Kültür Sanat Ödülü” verilmiştir. 2018’de de Ankara’da Gönüllerde Birlik Vakfı tarafından “Türk Dünyasına Bilim Alanında Sağlamış Olduğu Katkılarından Dolayı Üstün Hizmet Beratı” verilmiştir.

        Yazı ve şiirleri Millî Kültür, Divan, Doğuş, Bizim Ahıska ve Türk Edebiyatı gibi dergilerde çıktı. Ahmet Refik’in 1918’de yayımladığı Kafkas Yollarında Hatıralar ve Tahassüsler başlıklı seyahat notlarını yeni yazıya çevirdi; bu kitap 1981’de T.C. Kültür Bakanlığı tarafından neşredildi. Eserleri şunlardır:

        1. Kafkas yollarında/Hatıralar ve Tahassüsler

        2. Âşıklar Serdarı Posoflu Âşık Zülâlî

        3. Dünden bugüne Ahıska

        4. Bu Yolda

        5. IV. Sultan Murad’ın Revan ve Tebriz Seferi Ruznâmesi

        6. Gürcistan, Acaristan ve Türkiye

        7. Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi-I

        8. Ahıska Bölgesi ve Ahıska Türkleri

        9. Acaristan ve Acarlar

        10. Hanaklı Mazlumî Hayatı sanatı Eserleri

        11. Târih-i Osman paşa

        12. Ali Akış Hayatı ve faaliyeti

        13. Posof’un Çizgileri

        14. Posoflu Zülâlî hayatı Eserleri Karşılaşmaları ve Millî Faaliyetleri

        15. Ahıska Araştırmaları

        16. Amasya’nın Altın Tarihi

        17. Selçuklu Fethinin 930. Yıl Dönümünde Posof-Kol Zaferi

        18. Bu Dosyayı kaldırıyorum

        19. Yunus’a Doğru

        20. Erzurum’un kara günleri Erzurumlu Tellibeyzade Hacı Faruk Efendi

        21. Kitâb-ı Dedem Korkud (Alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzân)

        Yunus Zeyrek denince ilk akla gelen Ahıska Türleridir. Çünkü o, ömrünü Ahıska Türklerinin dramını hür dünyaya anlatmaya ve bu davanın yılmaz savaşçısı olmaya adamıştır. 2004 yılında Uluslararası Ahıska Türk Dernekleri Federasyonu Başkanlığına seçildi (2004-2007). 14 Kasım 1944’te yurtlarından koparılarak sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinin vatana dönüş mücadelesine katıldı. Strasburg’da Avrupa Konseyi Parlamentosunda ilgili birimlerle görüştü ve rapor verdi. Ahıska Türklerinin yaşamakta olduğu Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Ukrayna ve ABD’de incelemeler yaptı. Bu konuyla ilgili birçok kitap ve makale yazdı, konferanslar verdi. 2011 yılı Ekim’inde Avrupa Konseyi Parlamentosunda Ahıska Türklerinin Hayatı konulu fotoğraf sergisi açtı. Bu sergi yurt içinde de birçok yerde açıldı. Tarihî Ermeni meselesiyle ilgili araştırmalarını ihtiva eden Bu Dosyayı Kaldırıyorum adlı kitabı basıldı, ayrıca bu konuda birçok yerde konferans verdi. 2004 yılından beri Ankara’da Bizim Ahıska dergisini çıkaran Zeyrek, 2013 yazında Tiflis arşiv ve kütüphanelerinde de araştırma ve incelemeler yaptı, malzeme topladı.

        İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Ahıska Türklerinin pek çoğu Orta Asya’ya sürgüne gönderilmişlerdir. Bundan sonrası da Ahıska Türkleri için yeni bir zulüm ve kıyım günleridir. 14 Kasım 1944 de başlayan bu sürgün günü aslında Türk Dünyasında Kara Bir Gün ilan edilmelidir. Çünkü Ahıska Türkünün çilesi hâlâ bitmemiştir. Bazı Gürcü ve Ermeni kaynaklarında Ahıska Türklerine “Mesket” denmesinin sebebi, bu kardeşlerimizin Gürcistan’da yaşadıkları vatanlarının bir kısmının coğrafi adlandırması “Mesketi” olmasındandır. Asıl garip olanı, biz Türkiyelilerin de kardeşlerimizi zaman zaman bu adla anmamızdır. 1989’da Özbekistan’da Özbek kardeşlerimizle 1944’te oraya sürgüne gönderilen Ahıska Türkleri arasındaki olayları bizim yerli basının “Özbeklerle Mesketler arasında çıkan olaylarda” diye haber yapmış olmalarını nasıl unuturuz!.. Kardeşi kardeşe düşman edip birbirine düşürenlerin oyununa biz nasıl gelir ve gafil oluruz!... Kazakistan’ın Çimkent vilayetinde Ahıska Türkleri için bir dernek vardı; burada yaptığımız sohbetlerde, oradaki Ahıska Türklerinin önderlerinden şair-yazar İbrahim Türkî de, şair Âşık Paşa Veyseloğlu da “Bu ismi kesinlikle kullanmayın.” diye ısrarla söylemişlerdi (Gürel, 2004:113).

        Bu insanlar, Sovyetler Birliği’nde ölümü de göze alarak “Biz Türk’üz.” diyorlar ve bunu da her fırsatta yüksek sesle dile getiriyorlardı. Bir zamanlar Kazakistan ve Azerbaycan’da bu insanlarla bir arada yaşayan bir Türkiye Türkü olarak bunu rahatlıkla söylüyorum ki, bu insanlar Türk ve Müslüman olmanın da ötesinde Türkiye Türklüğünün tabii ve vazgeçilmez bir parçasıdır. Onların tabiriyle “Biz bir elmanın iki yarısıyız. Türk bayrağı görende başımız göğe değiyer!” diyenler işte bunlar. Ahıska, Türk vatanıdır. Ahıskalılar da evveli ve ahiriyle bizden biridirler… Bu kardeşlerimiz korkunç bir trajedinin kurbanı olmuşlardır.

        Yunus Zeyrek, Ahıska Türklerinin Türkiye’deki gür seslerinden biriydi. Azerbaycan’da bulunan Bakü-Slavyan Üniversitesinin Rektörü Prof. Dr. Asif Halıcı, Yunus Zeyrek ile ilgili olarak şu tespitlerde bulunuyor:

        “Yunus Bey bana maarifçilik devrinin ziyalılarını, öz dünya görüşünde ve ilmî tarih, etnografya, medeniyet, vesika, edebiyat, dilcilik, siyaset ve saireyi birleştiren ansiklopedik bilgiye malik klasik âlimleri hatırlatıyor. Maarifçilik devrinin ansiklopedik ilimleri gibi Yunus Zeyrek de folklorşinaslık, edebiyatşinaslık, dilcilik, medeniyetşinaslık, metinşinaslık, tarih, siyaset gibi ilim sahalarını iyi tanıyor. Onun tetkikatlarının birçoğunda ilimlerin muayyen sinkretikliyi, humanitar vehdeti aydın sezilir. Bu yönü, Yunus Zeyrek’in bir ziyalı, âlim ve şair olarak hayatının ve faaliyetinin esas manâsı, diyebiliriz ki ulvi sevdası olan Ahıska mevzusuna ait eserlerinde hususiyle daha çok dikkati çekmektedir. Ahıska, Yunus Zeyrek’in sadece ilmî merakı, tetkikat sahası değil, şahsî talihi, hayatının manası ve kalbinin sevdasıdır. Yunus Bey, merhum Fahrettin Kırzıoğlu’nun temelini attığı Ahıskaşinaslığın formalaşmasında ve inkişafında büyük rol oynamış âlimlerimizden biridir. Onun tetkikatları, Ahıska Türlerinin tarihini, medeniyetini, edebiyatını, siyasî meselelerini ihata eden değerli eserlerdir.” (Halıcı, 2018:23-24).

        Yunus Zeyrek, ilk şiirlerini Divan dergisinde yayımlamıştı. Yıllarca Gazi Üniversitesi çatısı altında akademisyen olarak birlikte vazife yaptık. Yol arkadaşlığımız gönüldaşlığımız vardı.. Onunla, Bizim Ahıska’yı, Türk Dünyasını ve bugünün gençliğinin meselelerini her konuşmamızda son sözlerimiz hep “Ümit var olalım!.. Ümit var olalım!..” olurdu. Yunus Zeyrek kardeşimiz, 18 Kasım 2018 tarihinde Hakk’a yürüdü… Kardeşimizi, 19 Kasım 2019 Salı günü saat 11.00’de T.C. Gazi Üniversitesi Rektörlüğü Mimar Kemalettin Salonu’nda yapılan merasim ve Kocatepe Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından; sevenlerinin, dava arkadaşlarının ve talebelerinin şahitliğinde Karşıyaka Mezarlığı’nda inşallah Cennete uğurladık… Türk Milletinin başı sağ olsun… Hayır dualarımla…

        “Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).” (Bakara Suresi, 156).

        Ahıska Türklüğünün çilesi sona ersin, Allah, Bizim Ahıska’nın yılmaz savaşçısı ve gür sesi Yunus Zeyrek kardeşimizin dostlarına Ahıska’nın yüzünün güldüğünü de göstersin. Yazımızı; Yunus Zeyrek ’in Ahıska Türklüğünün tarihî macerasından başlayıp bugünkü hâlini de dikkatlere sunduğuna inandığımız şu şiiriyle noktalamayı uygun bulduk.

        Ben Ahıska’yım

        Ben Ahıska’yım, ben Ahıska’yım!
Tarihin en parlak sayfalarına sor;
Ben Ahıska’yım, yüz yılın mahkûmuyum!
Şimdi gör beni, şimdi gör.

        Bir zamanlar El’im vardı, tuğum vardı!
Türküler söylerdim, sesim soluğum vardı…
Kafkas ellerinde düşman çatlatan
Mutluluğum vardı.

        Bey geldim Al-i Osman’a, paşa kaldım,
Tez geçti baharım, bir bitmez kışa kaldım;
Şimdi ne bilir kimse, ne anar beni,
Derdimle ızdırabımla baş başa kaldım.

        Moskof geldi, kahramanca dikildim!
Uğursuz bir günün seherinde yandım yıkıldım.
Bilmezsiniz, âh bilmezsiniz,
Kaç defa burcumdan bedenimden söküldüm.

        Yurdum yuvam ele kaldı, virân oldu,
Azgur, Ahılkelek, Koblıyan talan oldu…
Zaman geçti, yüz yıl oldu;
Tarihim şerefim kardeş indinde yalan oldu.

        Bayraksız direğim, ezansız minarem,
Kâfir yaman etti, olmadı çârem…
Susmakta şimdi Kars, Erzurum, Ardahan,
Ki her biri eski ciğerparem.

        Ben Ahıska’yım, ellerin hasıyım,
Orta Asya çöllerinde sürgünler sevdasıyım!
Tütmeyen ocaklarda elleri koynunda,
Binlerce ananın kara yasıyım.

        Özbek ülkesinde dökülen kan benim!
Fergana vadisinde figan benim!
Kardeş hanesinde ansızın hançerlenen
Gözü yaşlı, gönlü yaralı mihman benim.

        Şimdi gurbetten gurbete sürülen benim!
Öz yavrularına çok görülen benim…
Dost hain çıktı, düşman zalim
Ümitleri örümcek ağında örülen benim.

        Sağır mısın ey Çoruh, Kür, Aras!
Duy beni Ağrı, dinle beni Erciyes!
Hürriyet istiyorum, hürriyet istiyorum!
Yol ver bana Hazar, al beni Kafkas…

         

        Kaynakça

        Bizim Ahıska Üç Aylık Kültür Dergisi Koleksiyonu, 2004-2019.

        Gürel, Zeki, “Ahıska Nere… Ahıska Türkleri Şimdi Ne Hâldeler?”, Türkistan Yazıları, Ankara 2004, s. 97-119, Berikan Yay.

        Gürel, Zeki “Bizim Ahıska”, Sanat Sokağı, Mayıs-Haziran 2009, Y:6, S:31, s.40-41.

        Gürel, Zeki “Pınarbaşı’na Tahassür ve Pınarbaşı’nda Bir Ahıska Türkü: Yunus Zeyrek”, Çıngı Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, Kayseri, Mart-Nisan 2019, Y: 9, S: 54, s.: 17-24.

        Halıcı, Prof. Dr. Asif “Türk Sevdalısı Bizim Yunus Zeyrek”, Bizim Ahıska Üç Aylık Kültür Dergisi, Sonbahar 2018, Y: 15, S: 52, s. 23-27.

        http://www.ahiska.org.tr/?page_id=1972

        Türkî, İbrahim, Ahıska Türklerinin Tarihi, Ananeleri ve Örf-Adetleri, Çimkent-Kazakistan 1988, Jipek Jolu Neşriyatı.

        Veyseloğlu, Âşık Paşa, Vatan ve Gurbet, Almatı-Kazakistan 1999.

        Zeyrek, Yunus, Dünden Bugüne Ahıska Türklüğü, Frankfurt-Almanya 1994, Türk Federasyon Yay.