Osmanlı’dan Günümüze Irak’ta Yayımlanan Türkçe Dergiler-1

Ekim 2019 - Yıl 108 - Sayı 386



        Giriş

        Irak, dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış olan Aşağı Mezopotamya bölgesinde kurulmuş bir devlettir. Bugün Irak, Orta Doğu’da yer alan stratejik mevkisi yanında sahip olduğu petrol rezervleri ile Körfez’in önemli ülkelerinden biri durumundadır. 1534–1918 yıllarında Bağdat, Basra ve Musul vilayeti olarak Osmanlı Devleti tarafından idare edilmiş; Lozan Antlaşması’ndan sonra İngiltere’nin denetimine girmiştir. İngiltere’nin 1971’de Orta Doğu’dan tamamen çekilmesi ile bu bölge üzerinde ABD hâkim güç olmaya başlamıştır. Soğuk Savaş sonrası Orta Doğu’da etkisini artıran ABD’nin Irak’a özel bir politik ilgisi vardır. Irak, Osmanlı Devleti’nden koparıldıktan sonra İngiliz mandası altına girmişti. 1932 yılında Cemiyeti Akvam’a (Birleşmiş Milletler) üye olarak Orta Doğu’da kurulan resmî bir devlet statüsünü kazandı.

        Irak, Osmanlı döneminde üç vilayetin bir araya gelmesiyle oluşmaktaydı. Üç asil ve birkaç etnik grubun birlikte yaşaması, Irak’ı mozaik bir ülke hâline getirmiştir. Yaklaşık 40 milyon nüfusa sahip olan Irak’ın %97’si Müslüman, %3’ü gayrimüslimdir. Müslümanların %51’i Şii, %44’ü Sünni ve %5’i de diğer mezheplere mensuptur. 18 vilayetten oluşan Irak’ın nüfusunun yaklaşık %75’i şehirde, %25’i kırsal kesimde yaşıyor. Irak’ın etnik dağılımı ise %61 Arap, %17 Kürt, %13 Türk, %5 Arami (Süryani) ve %4 Yezidi, Ermeni ve diğer etnik unsurlardır. Şii Araplar çoğunlukla Irak’ın güneyinde; Sünniler ise çoğunlukla Bağdat, Rumadi, Salahattin, Diyale, Musul, Kerkük, Erbil ve Süleymaniye illerinde yaşamaktadır. Süryaniler genel olarak Irak’ın kuzeyinde, Dohok ve Musul’un bazı bölgelerinde (Başiqa, karakoş vs.), kısmen de Kerkük ve Bağdat’ta yaşamaktadır. Kürtler Dohok, Erbil ve Süleymaniye illerinde; Türkler ise Telafer, Erbil, Altunköprü, Kerkük, Tazehurmatu, Dakuk, Tuzhurmatu, Kifri, Karatepe, Hanekin, Bağdat, Kut (Aziziye) ve 2014’ten sonra Kerbela ve Necef şehirlerinde yaşamaktadır.

        Irak, Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın en büyük petrol rezervine sahiptir ve varlığını bu kaynakla sürdürmektedir. ABD, İkinci Körfez Harekâtı sonrası Saddam iktidarını yok ederek Irak’ı işgal etmiştir. Irak’ın tarihinin ABD tarafından yeniden şekillendirildiğini söylemek mümkündür.

        Irak, 1918–1921 yılları arasında İngiliz mandası altında varlığını sürdürürken 23 Ağustos 1921 tarihinde, Kraliyet Dönemi başladı. İlk Anayasası, Irak Temel Kanunu adı altında 1925 yılında kabul edildi. 1932 yılında Temel İlkeler Deklarasyonu’nu kabul ederek Cemiyeti Akvam üyeliğine kabul edildi. Böylece 3 Ekim 1932, Irak devletinin kuruluşu olarak tarihe geçti. 14 Temmuz 1958 devrimi ile Irak Cumhuriyeti ilan edildi. Cumhuriyet’in temel yasası 1958’de geçici Anayasa olarak kabul edildi. 1964, 1968, 1990 yıllarında Irak Anayasaları Cumhuriyet iktidarlarının benimsedikleri doğrultuda yazıldı. 1968 yılında bir darbeyle Abdülkerim Kasım’ı deviren Baasçılar iktidara gelerek Irak’ı yönetmeye başladı. Bu durum 2003 yılına kadar devam etti.

        10 Nisan 2003 tarihinde Saddam iktidarı ve Baas Partisi devrildikten sonra, işgalci güçlerin direktifleriyle 30 Haziran 2004-31 Ocak 2005 arasında geçerli olmak üzere, 62 maddeden oluşan bir geçici Anayasa yazıldı. Ardından da tartışmalı bir referandum sonucu, 15 Ekim 2005 tarihinde, 144 maddeden oluşan ve Irak’ın şu anda yürürlükte olan Anayasa’sı kabul edildi.

        Irak’ın kuruluşundan bu yana kabul edilen bütün anayasalarda, hak ve hürriyetler maddeleri çerçevesinde fikir, ifade, düşünce ve basın yayın özgürlüğü hakları benimsenmiştir. Ancak, bu hak ve özgürlükler, hiçbir zaman yasalarda olduğu gibi uygulanmamıştır. İktidarlar, bu hakları hemen hemen kendi lehlerine uygulamışlar; işlerine geldiği zaman basın özgürlüğünü serbest bırakmışlar; işlerine gelmediği zaman da sansür uygulamışlardır.

        Irak, coğrafyanın getirdiği sorunlarla karşı karşıyayken 1980’den bu yana çok ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Siyasi oyunlara maruz kalan ve sekiz yıl süren Irak-İran savaşı, 1990’da birinci ve 2003’te ikinci Körfez savaşlarının bölgeye ve Irak halkına verdiği istikrarsızlık, Irak halkını ve komşu ülkelerini derinden etkilemiştir. Böylesine bir yıkımla karşılaşan ülkede, her şeye rağmen hayat devam etmektedir. Bu çalışmada, bütün sorunlara rağmen Osmanlı’dan günümüze “Irak’ta Basın Tarihi” kapsamında Türkçe yayınlanan dergileri irdeleyip günümüze kadar gelen süreçte nasıl geliştiğini inceleyeceğiz.

        Irak’ta Türk dergicilik tarihini incelemek için Irak basın yayınındaki gelişmeleri araştırmak gerekmektedir. Osmanlı’dan günümüze, Irak’taki tam 150 yıllık Türk dergiciliğini araştırma ve yazmanın büyük bir çaba istediği şüphesizdir. Ayrıca bu çalışma için zengin bir arşive ihtiyaç duyulduğunu da söylemek gerekir. Türkiye’de yaşadığım çeyrek asırda, zengin bir arşive sahibi olmam; akademik çalışmalarımı, yüksek lisans ve doktora tezlerimi “Irak Basın Tarihi” üzerinde yapmam ve bu konunun uzmanlık alanıma girmesinden dolayı Türk Yurdu dergisinin bu yazı dizisini yazma teklifine “Evet.” dedim. Bu uğurda Dergi’nin Genel Yayın Müdürü, dostum Dr. İbrahim Atabey’e de müteşekkirim.

        Osmanlı’dan günümüze Irak’ta Türk dergicilik tarihini yazmak için aşağıdaki dönemleri dikkate almak elzemdir:

        1. Osmanlı İdaresi Dönemi (1534-1918).

        2. İngiliz İşgali Dönemi (1918-1921).

        3. Kraliyet Dönemi (1921-1958).

        4. Cumhuriyet Dönemi (1958-2003).

        5. Saddam Sonrası Dönemi (2003-2019).

        Irak’ta İlk Matbuat

        Irak’ta ilk gazete 1869 yılında, Mithat Paşa’nın Osmanlı Devleti tarafından Bağdat’a vali olarak atanmasıyla çıkarılmıştır. Reformcu Vali Mithat Paşa, tayininden iki ay sonra Paris’ten Irak’a ilk matbaayı getirmiştir. Vilayet Matbaası adı altında faaliyete başlayan matbaada, Zevra adıyla ilk haftalık gazete, Arapça ve Türkçe olarak 15 Haziran 1869 tarihinde yayımlanmaya başlandı. Ancak, bazı kaynaklara göre Irak’ta yayımlanan ilk gazete Zevra değil, Jurnal Irak gazetesidir.

        Osmanlı yönetimindeki Irak’ta iletişim sisteminin temel taşlarından olan gazeteciler, gazeteciliği gerçek anlamda meslek olarak benimsememiştir. Çoğu amatör gazetecilik yapmıştır. Osmanlı Devleti’ndeki memurlar, toplumun aydın kesimi olarak basında çalışmışlardır. Bu nedenle Osmanlı Döneminde ne herhangi bir gazete bir sanayi projesine yönlendirildi ne de bu alanda çalışan gazeteciler tüccar veya sanayici oldu. 

        1865’te Matbuat Nizamnamesi’nin düzenlenmesinden sonra, Türk basın hayatı yeni bir döneme girdi. Bağdat, Basra, Musul vilayetleri, o dönemde Osmanlı’nın idaresinde olduğu için Matbuat Nizamnamesi’ni olduğu gibi uygulamaktaydı. Bu nizamname, ön sansürü bütünüyle kaldırıp yabancı basının sorumsuzluklarına da sınırlar getirmişti. Nitekim Nizamname’nin üçüncü maddesi, yabancıların da yerliler gibi muamele göreceklerini hükme bağladığından, dokunulmazlıkların basın alanına da yayılması önlenmiş oluyordu.

        Nizamname bir ön sansür koymuyordu ama ağır para ve hapis cezalarıyla, başta padişah olmak üzere, bütün idareyi, yabancı devlet başkanları ve temsilcilerini, suçlayıcı ve kötüleyici yayınlardan koruyordu. Nizamname, umumi çizgileriyle 1909 yılına kadar yürürlükte kaldı. 

        İlk Gazete “Zevra”

        15 Haziran 1869 tarihi, Osmanlı döneminde Irak’ta basın tarihinin başlangıç tarihi, aynı zamanda Basın Bayramı olarak kabul edildi. Zevra’nın Arapça ve Türkçe yayımlanmaya başlanması, Irak’ta Türk basın tarihinin de başlangıcı sayılmaktadır.

        48 yıl boyunca 2607 sayı çıkan Zevra’nın son sayısı, 11 Mart 1917 tarihinde Bağdat’ta yayımlandı. 1908 tarihinde, Osmanlı Anayasası kabul edilene kadar Bağdat’ta yayımlanan tek gazeteydi. Öte yandan Bağdat Ordusu’nun baskı ihtiyacını karşılamak için bir taş basma matbaası da yine Mithat Paşa tarafından aynı tarihte Bağdat’ta kurulmuştur. Bu matbaa ile askeriyeye ait belge, broşür ve özel kitaplar basılırdı ve bunlar, çoğu kez halktan gizli tutulan kanunları içine aldığı için sadece yüksek rütbeli subaylara dağıtılırdı. 

        İlk Matbaa

        Irak’ta baskıcılık, önce taş basma matbaalar yöntemiyle gerçekleştirildi. Kâmil Tebrizi’nin matbaası, 1861 yılında, Abbas Mirza tarafından Bağdat’a getirilmiştir. Ayrıca, 1859 yılında Musul’da ilk taş basma matbaa, yabancılardan oluşan Dominiken papazlar tarafından kurulmuştur. Musul’da, Osmanlı’nın resmî gazetesi olarak Musul, 25 Haziran 1885 tarihinde yayımlandı. Musul, Zevra’dan sonra Irak’ta yayımlanan ikinci gazetedir. Ayrıca Osmanlı döneminde Musul’da beş gazete birden yayımlanıyordu. Musul gazetesi, 1918’de İngilizlerin Musul’u işgal etmesine kadar yayımlandı. Ayrıca Cemalettin Baban, 1913’te, Musul’da 15 günde bir Arapça ve Türkçe olarak yayımlanan bir derginin imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü idi. Bu Dergi, beş sayı yayımlandıktan sonra bilinmeyen sebeplerle yayınını durdurdu.

        Musul’a bağlı Kerkük’te ise ilk matbaa 1878 yılında, Vali Feyzi Paşa tarafından kuruldu. Bu matbaaya da “Vilayet Matbaası” adı verildi. 1911’de Abdullah Kâzım Paşa, Kerkük’e Vali atandığında Sanayi Matbaasını kurdu. Bu matbaada Havadis gazetesi ile Maarif dergisinin yanı sıra birçok dinî ve edebî kitap da yayımlandı. 

        Osmanlı döneminde Kerkük’te bir gazete ve iki dergi yayımlandı. 24 Şubat 1912’de Kerkük’te yayımlanan Havadis, Kerkük’teki ilk Türkçe gazete oldu. Bu gazetenin imtiyaz sahibi Mehmet Kutsizâde idi. Edebiyat editörlüğünü, Türkmen gazeteci Ahmet Medeni Kutsizâde yaptı. Havadis, 25 Kasım 1918 tarihinde İngilizlerin Kerkük’ü işgaline kadar yedi yıl boyunca Kerkük’te yayımlandı. O dönemde yayımlanan en uzun süreli gazete olmuştur. Havadis’in üst köşesinde “İslami Genel Gazetedir. Geçici olarak haftada bir yayımlanır.” yazısı yer almaktaydı. Bu gazete, dopdolu konularıyla Kerkük’teki kültürel, siyasi ve sosyal haberlerin yanında dünya haberlerine de yer vermekteydi. Ayrıca, edebiyat konusunda Kerküklü Hicri Dede, Muhyettin Kabil, Seyit Mahmut Urfi ve Nesimi Kutsizâde gibi Türkmen şairlerin şiirlerine de sık sık yer veriyordu. Havadis’te, Bağdat ve Kerkük’te yayımlanan kitap, dergi ve gazetelerin haberleri de yer alıyordu. 

        Kerkük’te Maarif Dergisi

        Kerkük’te Havadis gazetesinin yanında, 1913’te 15 günde bir kültür, sanat ve edebiyat konularını ele alan Maarif dergisi, tanınmış Türkmen gazeteci, şair Ahmet Medeni Kutsizade’nin çabalarıyla yayımlanıyordu. Bu Dergi’nin imtiyaz sahibi de Mehmet Cevat Necipoğlu’dur. Maarif dergisinin yayını kısa sürmüştür. Yedi ay boyunca 13 sayı yayımlanmış ve yerine Kevkebul Maarif Dergisi geçmiştir. Bu Dergi, Maarif dergisinin kapatılmasından sonra Kerkük’te kültür alanında ortaya çıkan boşluğu doldurmak amacıyla yayına koyuldu. Kevkebul Maarif Dergisi, Kerkük Sanayi Matbaasında ayda üç defa basılıyordu. Bu Dergi’nin neden durdurulduğu konusunda kesin bilgi elde edilemedi. Dergi’nin 10 sayısı yayımlandı

        Osmanlı Devleti’nin Bağdat ve Musul’dan sonra Irak’taki ikinci büyük şehri olan Basra vilayetinde, 31 Aralık 1889 tarihinde Basra gazetesi yayımlandı. Basra, Irak’ta Zevra ve Musul’dan sonra üçüncü ve Basra’da yayımlanan ilk gazetedir. Bu Gazete’nin yayını 25 yıl sürdü. 

        Osmanlı döneminde Basra’da 12 gazete yayımlandı. Bu gazetelerin altısında çalışan gazetecilerin Türkmen kökenli oldukları belirlenmiştir. Gazetelerin ya imtiyaz sahibi ya yazı işleri müdürü ya da editörleri Türkmen gazetecilerden oluşmaktaydı. Kerkük kökenli Türkmen gazeteci Mektubizâde Ömer Fevzi, Basra basınının öncülerinden biri sayılırdı. Mektubizâde, 1909’da Basra’da ikinci gazete ve Meşrutiyet’ten sonra ilk gazete sayılan İkaz gazetesinin Türkçe bölümü editörlüğünü yaptı. Bu Gazete’nin sahibi ve yöneticisi Hacı Süleyman Feyzi El-Musullu idi.

        Mektubizâde; 1910’da Basra’da yayımlanan Tezhip gazetesinin Türkçe editörlüğü, Yeni Feyz gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürlüğü, Attı gazetesinin imtiyaz sahipliği ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevlerini yürütüyordu. Mektubizâde; 1913’te yine Abdulvahap El-Tabtabai tarafından çıkarılan Seda El-Destur gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürlüğü ve Türkçe editörlüğünü yaptı. Bu Gazete, İngilizlerin 1914 yılında Basra’yı işgal etmelerine kadar yayına devam etti. Basra’da faal gazetecilik yapan diğer bir Türkmen gazeteci ise Erbilli Avukat Davut Niyazi idi. Yeni Feyz gazetesinin imtiyaz sahibi olmasına rağmen Basra’da yayımlanan İzharulhak gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bu Gazete’nin imtiyaz sahibi, Musul’un ileri gelenlerinden Kasım Celmiren idi.

        1910–1913 arasında Basra’da yayımlanan Basratul Feyha gazetesi, Kerkük’te yayımlanan Havadis gazetesinden sonra Irak’ta renkli olarak basılan ikinci gazete idi. 14.05.1918 tarihinde, İngilizlerin Irak’ı işgal etmesiyle Osmanlı Dönemi sona ermiştir. Irak, 14.05.1918-28.08.1921 arasında İngiliz Mandası altında idare edildi. İngiliz Mandası altında Irak’ta yayımlanan en önemli gazetelerden; Arapça ve Türkçe olarak iki günde bir çıkan Arap ve Avukat El-Basriye (Time gazetesinin İngilizcesi ve Farsça tercümesi) gazeteleri, dönemin önde gelen gazetelerinden sayılmıştır. 

        Bu dönemde İngilizler, Osmanlı döneminde yayına başlayan birçok gazete ve dergiyi kapattı. Ayrıca bazı matbaaları ele geçirerek politikalar doğrultusunda, önce bazı bildiri ve el ilanlarını daha sonra da yeni gazete ve dergileri yayımlamaya başladılar. 

        Osmanlı döneminde, Irak’taki yazılı basın, çok sesli bir dönem yaşadı diyebiliriz. Özellikle de basın özgürlüğü konusunda iktidarı uyarıp eleştiriler ve çözüm önerilerini yazmakla, ülkenin birçok problemine çözüm buldu; halkın ufkunu genişletti.