Dede Korkut Liseden Atıldı Mı?

Haziran 2019 - Yıl 108 - Sayı 382



        Sohbet ortamları bir yönüyle de pek çok bilginin/belgenin öğrenildiği, ortaya çıkarıldığı icra alanlarıdır. Geçtiğimiz günlerde bulunduğumuz bir sohbet ortamında söz konusu hâl gerçekleşti. İki kardeş yeğenlerimizi ziyaretimiz sırasında hoş sohbet döndü dolaştı; Dede Korkut Kitabı’na geldi. Küçük kardeş babasından kalan eşyaların arasında, on yedi yaşında lise birinci sınıf öğrencisiyken hazırladığı Dede Korkut konulu ödevini bulup sakladığından söz etti ve heyecanla gösterdiği metni inceledik. Metni incelerken zihnimizde pek çok soru, düşünce oluştu. Bu yazı zihnimizde oluşan sorulara cevap arama, sesli düşünme ve kaygıyı dile getirme çalışmasıdır.  

        ***

        Söz konusu lise dönem ödevi Eskişehir Atatürk (Akşam) Lisesi IV/S sınıfından 1663 numaralı öğrenci Ekrem Kaya tarafından 1973 yılı aralık ayında hazırlanan bir çalışmadır. Çalışmanın, Eflatun Cem Güney’in 1963 yılında Doğan Kardeş Yayınları’ndan çıkan “Dede Korkut Masalları” kitabının öğrenci tarafından okunup özetlenerek yazılı ödev şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Kapakla birlikte on sekiz yapraktan oluşan ödevin 22,3x29 cm ebadındaki beyaz kâğıdın tek yönüne mavi renkli tükenmez kalem ve el yazısı ile yazıldığı, başlıklar için kırmızı renkli tükenmez kalemin kullanıldığı dikkati çekmiştir. Kapakta dönemin öğrenci ödevi hazırlama modasına uygun olarak cetvel yardımıyla çizilmiş geometrik şekiller arasında yer alan “ÖDEV” ifadesi ile öğrencinin adı, soyadı, sınıfı, numarası yer almıştır. Muhtemelen Türk Dili ve Edebiyatı dersi için hazırlanan ödevin, öğretmeni tarafından incelendiği ve “-9- 16.XII.1973” biçiminde not düşülerek paraf edildiği dikkati çekmiştir.

        Öğrencinin on üzerinden dokuz notuna layık görüldüğü ödev “Bir Çift Söz” şeklindeki giriş -kitaptaki metnin tamamı aktarılmış- ile başlamış ve devamında “Boğaç Han”, “Kanturalı”, “Tepegöz”, “Deli Dumrul”, “Oğuz Efsanesi”, “Salur Kazan’ın Evi”, “Salur Kazan’ın Oğlu”, “Kazılık Oğlu Yegenek Detanı” ve “Beyreğin Öldüğü Destan” başlıkları altında anılan masalların [boyların] özetlerini içermiştir. Ayrıca özetlenen masalların pek çoğunun başlığının üzerinde kaynak “Dede Korkut kMasalları” kitabında olduğu üzere anılan boydan bir sahnenin kara kalem çizimi de yer almıştır.

        Hedefimiz Eflatun Cem Güney’in “Dede Korkut Masalları” kitabı ile ödev metni arasında metinlerarası ilişki kurmak veya öğrencinin anlama/özetleme ve imla bilgi/ becerisini irdelemek yahut öğretmeninin takdir yetkisini sorgulamak değildir. 

        Kanaatimize göre öğrenci söz konusu kitabı okurken ve ödevi hazırlarken hoş vakit geçirmiş, çizimleri yaparken eğlenmiş olmalıdır.  Yine farkında olsun, olmasın kendisinden önceki döneme ilişkin sözlü ve yazılı kültür verimlerine nüfuz ettiği, eğitildiği, kültür aktarımının taşıyıcılığını yaptığı ve okuma/ödev hazırlama sürecinde toplumsal ve kişisel baskılardan kısa süreli de olsa kaçıp kurtulduğu ileri sürülebilir. Öğretmenin de dönemin müfredat programından doğan yetki ve sorumluluklarını yerine getirmenin yanı sıra ödev hazırlama görevini verirken benzeri sebep ve saiklerle hareket ettiği düşünülebilir. 

        Bilindiği üzere Dede Korkut Kitabı, Oğuz bölgesindeki Türk Boyları arasında Türklerin İslam dini ile tanışmalarını takip eden yüzyıllar içinde sözlü kültür ortamında oluşmuş ve muhtemelen XV. yüzyıl sonlarıyla XVI. yüzyıl başlarında yazılı kültür ortamına aktarılmış destanî anlatıların [boyların] toplandığı bir eserdir. Dede Korkut Kitabı, Türk kültürünün çeşitli alanlarına ilişkin bilgileri kapsaması bağlamında Türk kültürünün temel yazılı kaynaklarından biri olarak kabul edilmektedir.

        Ödevin yapıldığı 70’li yılların başı dünyada sol eğilimli ideoloji ve eylemlerin artış gösterdiği, Türkiye’nin de bu gelişmelerden etkilendiği; ülkede ekonomik ve siyasi sorunların devam ettiği; 12 Mart 1971 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin verdiği muhtıra sonucu hükümetin istifa ettiği ve 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçekleşmesi sonrasında Türkiye’ye karşı uluslararası ambargoların başladığı dönemdir. Eğitim ve kültür alanında ise Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Dede Korkut Kitabı’nın da içinde olduğu, “1000 Temel Eser” dizisi projesi planlanmış, yürürlüğe konulmuş ve yayımları gerçekleştirilmeye başlanılmıştır.  

        1966–1975 döneminde Dede Korkut Kitabı’nın popüler zeminde hazırlanan (29) adet yayınının yayımlandığı tespit edilmiştir. İki adedi haricindekilerde yazar adının kayıtlı olduğu yayınların İstanbul (27 adet) ve Ankara’da (2 adet); yine iki adedi haricindekilerin özel sektör tarafından; çoğunlukla 0-50 sayfa sayısında; boy, hikâye ve senaryo türünde ve ağırlıkla çocuk okur hedef kitleye yönelik üretildiği anlaşılmıştır. Yıllar itibarıyla 1972 yılında (12) adet yayın, % 40’lık oranla ilk sırayı alırken; bu oranı (5) adet yayın ile 1975 yılı takip ettiği görülmüştür. Dönem içerisinde, çocuk okur hedef kitleye yönelimin ve hikâye türü yayın miktarının artışı dikkati çekmiştir. Yine bu dönem de Millî Eğitim Bakanlığının “1000 Temel Eser” dizisi projesi kapsamında popüler Dede Korkut Kitabı bakanlık tarafından yayımlanmasına karşın istatiksel bir etki oluşturmadığı gözlemlenmiştir.

        Ödevin hazırlandığı dönemde Maarif Vekâleti [Milli Eğitim Bakanlığı] Talim ve Terbiye Kurulu’nun 21.09.1957 tarih ve 215 sayılı kararı ile yürürlüğe koyup 1960 ve 1970 yıllarında düzeltmeler yaptığı müfredat programı “üç yıllık rejime tabi liseler”de uygulanmıştır. Bu programa göre lise “Türk Dili ve Edebiyatı” derslerinde dikkate alınacak sekiz ilkenin içinde “Öğretimi, bilhassa, milletimizin zevkini ve dehasını tarih boyunca temsil eden üstün eserler üzerinden yürütmek” düşüncesi de göz önünde tutulmuştur. Bütün liselerde Dede Korkut, Yunus Emre ve Karacaoğlan’dan seçilmiş örnekler gösterilecektir. Liselerin II sınıf “Edebiyat Kolu”nda haftada dört saat verilecek “Türk Dili ve Edebiyatı” derslerinde “halk edebiyatına yönelik olarak Dede Korkut, Yunus Emre ve Karacaoğlan’dan örneklerin yanı sıra halk edebiyatımızdan seçilmiş başkaca örneklere” de yer verilmesi zorunlu kılınmıştır. Yine söz konusu müfredat programına göre özet çıkarma ve kitap inceleme sistematiği öğrencilere öğretilecek ve bu yönde görevlendirmeler yapılacaktır. Özet çıkarma: ”Bir hikâyenin bütününü veya bir parçasını özetleme, bir paragrafın, bir gazete veya fikir yazısının ana fikrini çıkarma, bir makalenin paragraflarını özetleme gibi çeşitleri vardır. Özetler kısa, açık cümlelerle yapılır. Bu çalışmalar bir yazının hatırda rasgele kalan kısımlarını bir araya toplayarak bunu özet sayma alışkanlığını da önleme yarar.” şeklinde; kitap inceleme ise “Öğrencilere, ders saatleri dışında okudukları veya inceledikleri kitapları, arkadaşlarına tanıtmaları için, sözlü incelemelerde tavsiye edilen esaslara göre raporlar hazırlatılacak, son sınıfta tenkitçi görüş üzerinde ısrar edilecektir” biçiminde açıklanmıştır. 

        1957 yılından günümüze kadar uygulanmış müfredat programlarına bakıldığında; 1960 müfredatında I. sınıfta Dede Korkut’tan örnek metin verilirken II. sınıfta Oğuznâme ve Dede Korkut’tan metin okutulması istenmiştir. 1970 müfredatında bu konuda herhangi bir değişiklik olmamış, I. sınıfta Dede Korkut’tan örnek metinler verilirken II. sınıfta Oğuznâme ve Dede Korkut’tan metin okutulması üzerinde durulmuştur. 1976 yılına kadar edebiyat müfredatında herhangi bir değişikliğe gidilmemiş,  o yıl “Dış Türkler”in edebiyatları hakkında bilgi ve bunlara dair örneklerin yer alması sağlanmıştır. 1987 yılında değişikliğe gidilmişse de destan konusunda destan ve metinlerin okutulması önemsenerek Dede Korkut ad olarak zikredilmiştir. 1992 yılında yürürlüğe giren müfredat programında köklü değişiklik yapılmış, 15. yüzyıl edebiyatında Dede Korkut’tan örnek metinlerin işlenmesi programda yerini almıştır. 2005 yılında müfredat programında köklü bir değişiklik gerçekleştirilmiş, Dede Korkut’tan örnek metinler yerini korumuştur.

        Günümüzde Milli Eğitim Bakanlığı’nca 2018 yılında yayımlanan “Orta Öğretim Türk Dili ve Edebiyatı Dersi (9, 10, 11 ve 12. Sınıflar) Öğretim Programı” esasları doğrultusunda Türk Dili ve Edebiyatı eğitim ve öğretimi icra edilmektedir. Programın amaçları arasında “Liseyi tamamlayan öğrencilerin, ilkokulda ve ortaokulda kazandıkları yetkinlikleri geliştirmek suretiyle milli ve manevi değerleri benimseyip hayat tarzına dönüştürmüş, üretken ve aktif vatandaşlar olarak yurdumuzun iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunan, ‘Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi’nde ve ayrıca disiplinlere özgü alanlarda ifadesini bulan temel düzey beceri ve yetkinlikleri kazanmış, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bir mesleğe, yükseköğretime ve hayata hazır bireyler olmalarını sağlamak” şeklinde ifade de yer almaktadır. Öğretim programlarının perspektifleri arasında “Değerlerimiz toplumumuzun millî ve manevi kaynaklarından damıtılarak dünden bugüne ulaşmış ve yarınlarımıza aktaracağımız öz mirasımızdır.” vurgusu yapılmaktadır. Türk edebiyatına ait eserler aracılığıyla milli, manevi, ahlaki, kültürel ve evrensel değerleri anlamanın amaçlandığı kaydedilen programda öğrencilerin şiirde ve metinde “milli, manevi ve evrensel değerler ile sosyal, siyasi, tarihî ve mitolojik ögeleri benimsemesinin amaçlandığı üzerinde durulmaktadır.

        Kapsamlı ve bilimsel zeminde hazırlandığı görülen 2018 yılı programında 10. sınıf öğrencilerine “Hikâye” ünitesinin işleneceği ve altı hafta sürmesi planlanan ikinci ünitede “Dede Korkut hikâyelerinden bir örnek” okuma; “Öğrencilere inceledikleri metinlerden hareketle bir hikâye yazdırılması, hikâye yazma çalışmalarının dışında incelenen metinlerden edinilen düşünce ve izlenimleri konu alan farklı türlerde de yazma çalışmalarının yaptırılabileceği” ile “Öğrencilerin hikâyeden uyarlanmış bir filmi izlemeleri ve filme konu olan hikâyeyi okumaları, daha sonra film ile hikâye arasındaki farkı değerlendirmelerinin istenmesi” hedeflenmiştir. 

        2018-2019 eğitim-öğretim döneminde Lise-10’uncu sınıflarda okutulan “Ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı-10 Ders Kitabı” incelendiğinde Muharrem Ergin’in “metin neşri” Dede Korkut Kitabı’ndan alıntı yapıldığı anlaşılan “Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Destanını Beyan Eder Hanım Hey!” başlıklı boyun yer aldığı görülmüştür.  Metnin hazırlık aşamasında “Fedakârlık, sadakat, saygı gibi değerlerin aile ve toplum yaşamındaki yeriyle ilgili neler düşünüyorsunuz?” şeklindeki soruyla öğrencinin hazırlandığı metin parçasının devamında kimi kelime karşılıklarının yanı sıra metin ve türle ilgili açıklama yapıldığı devamında da metni anlama ve çözümlemeye yönelik sorular yer almıştır. 

        1957’den günümüze kadar yürürlüğe giren “Türk Dili ve Edebiyatı” ders programları karşılaştırıldığında ortak hedefin milli, manevi ve evrensel değerlere sahip Türk genci yetiştirilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Yine bu hedefe ulaşmada ana kaynağı, toplumumuzun millî ve manevi kaynaklarından damıtılarak dünden bugüne ulaşmış ve yarınlarımıza aktaracağımız öz mirasımız olan edebi mahsullerimiz olacağı üzerinde hassasiyetle durulmuştur. 

        1973 yılında genelde Türkiye’de, özelde Eskişehir’de halkın “sağ-sol” şeklinde kamplaştırıldığı, kardeşin kardeşe kırdırıldığı, öğretmenlerin dahi ideolojik zeminde karşı karşıya getirildiği, sol eğilimli ideolojinin – o dönemde toplumun milli ve manevi değerlerine karşı çıktıkları tartışılırdı – ağırlıklı ve etkin olduğu dönemde dahi milli ve manevi ilkelerden taviz verilmeden eğitime, program doğrultusunda devam edilerek “Dede Korkut Kitabı” lise dönem ödevi olarak verilmiştir.

        Günümüz siyasi, sosyal ve ekonomik konjonktüründe sağ eğilimli dünya görüşü ağırlıklı ve etkendir. Siyasi iktidar “milli, manevi ve yerli” vurgusuyla icraatlarını gerçekleştirmektedir. Ancak lise “Türk Dili ve Edebiyatı” derslerinde öğrencilere, Dede Korkut Kitabı’nın okunması yönünde telkin ve tavsiyede bulunulduğuna; 2018 yılı programda yer almasına karşı derslerde Dede Korkut hikâyelerinden [boylarından] bir örnek işlendiğine; öğrencilerin, Dede Korkut Kitabı’nın bütünü yahut herhangi bir hikâyenin [boyun]  sözlü/yazılı analizini yapması yönünde görevlendirildiklerine; öğrencilerden son dönemde yayımlanan yerli sinema yapımları “Dede Korkut Hikâyeleri: Bamsı Beyrek” ve “Dede Korkut Hikâyeleri: Salur Kazan-Zoraki Kahraman” gibi filmleri izlemeleri ve filme konu olan hikâyeleri [boyları] okumaları, daha sonra film ile hikâye [boy] arasındaki farkı değerlendirmelerinin istendiğine genelde tanık olunmamaktadır. 

        Yukarıdaki tespitleri uzun zamandır farklı yörelerdeki lise öğretmenleri ve öğrencileriyle gerçekleştirdiğimiz gayri resmi görüşmelerimiz ve sohbetlerimiz sırasında edindiğimiz bilgilere dayanarak ileri sürebiliyoruz. Hatta kimi üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Halkbilimi öğretim üyeleriyle sohbetlerimizde “öğrencilerin lisede Dede Korkut Kitabı’nın bırakın tamamını, birkaç hikâyeyi [boyu] dahi okumadan üniversiteye geldiklerini, kimi öğretim üyelerinin öğrencileri ödevlendirerek Dede Korkut Kitabı’nı okumalarını sağladıklarını” öğreniyoruz. 

        2004 yılında yürürlüğe konulan “100 Temel Eser Genelgesi” de 2018 yılı sonunda yürürlükten kaldırılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 19.08.2004 tarihinde “100 Temel Eser Genelgesi” yayımlanmış; bu genelge ile içerisinde Dede Korkut Kitabı’nın da bulunduğu yüz temel eserin öğrencilere okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla çocukluk ve ilk gençlik dönemi edebiyatı eserleri esas alınarak ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri için belirlenen “100 Temel Eser”in Türk Dili ve Edebiyatı ders müfredatıyla ilişkilendirilmesi ve öğrencilerin okumalarının teşvik edilmesi sağlanmıştır. Ancak söz konusu genelge 17.12.2018 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “100 Temel Eser ile ilgili akademik çalışmalarda yapılan tespitler ve uygulamaya yönelik detaylı araştırma ve çalışmalar da dikkate alınarak” yürürlükten kaldırıldığı duyurulmuştur.

        İşte burada şu soru akla geliyor: “Dede Korkut liseden atıldı mı?”

        “Dede Korkut Mirası: Destan Kültürü, Halk Masalları ve Müzik”, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetler Arası Komitesi’nin 28 Kasım 2018 günü gerçekleştirdiği 13. oturumunda Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan’ın ortak çok uluslu dosyası olarak kabul edilerek UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydedilmiştir. 

        Gerek 2018 yılı müfredat programı hükümlerinin icrası, gerek “Dede Korkut Mirası”, gerekse öğrencilerin milli ve manevi değerleri benimseyip hayat tarzına dönüştürmüş, üretken ve aktif vatandaşlar olarak yurdumuzun iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunan bireyler şeklinde yetişebilmeleri için Dede Korkut Kitabı’nın ve toplumumuzun millî ve manevi kaynaklarından damıtılarak dünden bugüne ulaşmış ve yarınlarımıza aktaracağımız öz mirasımız olan diğer edebi mahsullerimiz lise öğrencilerimize okutulmalı; algılamaları, anlamaları ve değerlendirmeleri sağlanmalıdır. 

        Çünkü Dede Korkut Kitabı başta olmak üzere Türk kültürünün sözlü ve yazılı kaynaklarının, konjonktürel sorunların çözümü ve geleceğin inşasına yönelik pek çok mesajı içerdiği bir gerçektir.