Devasa Bir Eser veya Muzaffer Sarısözen Hakkında Her Şey

Şubat 2019 - Yıl 108 - Sayı 378



        İstanbul’da 17-18 Ekim 2018 tarihleri arasında Sivas Platformu ile İstanbul Sivas Konfederasyonu ve İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı paydaşlığında ve başka kurum ve kuruluşların iş birliği ve desteğiyle düzenlenen “Vefatının 55. Yılında Muzaffer Sarısözen Sempozyumu”na değerli araştırmacı Sabri Koz ağabeyin ısrarlı daveti ile katılmış ve o sempozyumda katılımcılara dağıtılan devasa bir eserle tanışmıştım. Bu yazıda bu değerli eseri tanıtmak istiyorum. Ancak eserin muhtevasına girmeden evvel kitaba konu olan Muzaffer Sarısözen ve kitabın hazırlayıcısı Dr. Süleyman Şenel hakkında bilgi vermenin bu eserin tanıtımın daha iyi anlaşılması açısından faydalı olacağını düşünüyorum.

        Muzaffer Sarısözen

        Muzaffer Sarısözen, Rûmî 1315 (1900) yılında, Sivas vilayetinde dünyaya gelir (bazı belgelerde Sarısözen’in doğum yılını, mahkeme tashihine dayalı olarak; 1319 [1904] şeklinde de gösterilmektedir). Sarısözen; Sarıhatipzâdeler, Sarıhatipsözenzâdeler, Şeyhzâdeler, Saçlı Efendiler adlarıyla anılan bir aileye mensuptur. Bu aile; yetiştirdiği âlim, şair ve musikişinaslarla tanınmıştır. Asıl adı Muzaffereddin Mazhar olan Sarısözen, soyadı kanunundan önce Muzaffereddin, Muzaffer Sözen gibi isimleri de kullanmıştır. Babası Nakşibendî şeyhi Hüseyin Hüsnü Efendi, annesi ise Zeliha Hanım’dır. Sarısözen, mekteb-i ibtidâîyi bitirmesinin ardından Sivas Sultânîsi’ne kaydolur. Sekizinci sınıfta iken, Çanakkale Savaşı’na katılmak üzere bu okuldan ayrılır. Savaştan döndükten sonra da 7 Aralık 1922 tarihinde aynı okuldan mezun olur. Bu arada Sarısözen, Mekâtib-i ibtidâiyye muallim muavinliği imtihanını vererek; Sivas Sanâyi Mektebi muallim yardımcılığına getirilir (18 Kasım 1918). 31 Ağustos 1920 tarihinde, ikinci defa askerlik vazifesini ifa etmek üzere bu görevinden ayrılır. Askerlik dönüşünde ise Sivas Muallim Mektebi’ne Türkçe öğretmeni olarak atanır (2 Mart 1921). 1 Mayıs 1923’te, Sivas Lisesi’nde musiki muallimi olarak görevlendirilir. 31 Ağustos 1927 tarihinde ise İstanbul Konservatuvarı Müdürü Yusuf Ziya Bey’in (Demirci) isteğiyle; keman eğitimi almak üzere İstanbul Konservatuvarı’na kaydı yapılır. 14 Mart 1929’da, konservatuvardan mezun olur ve Sivas Lisesi’ndeki görevine döner.

        Ahmet Kutsi Tecer’in 1930 yılı Eylül ayında Sivas Lisesi’ne tayin edilmesiyle birlikte, Sarısözen’in hayatı için yeni bir dönem başlar. Nitekim Sarısözen, Sivas’ta maarif müdürlüğü de yapan Tecer’le birlikte, 1931 yılında Halk Şairleri Koruma Derneği’ni kurar. Sarısözen’in umumi kâtiplik görevini üstlendiği bu derneğin çatısı altında, Türkiye’de ilk defa düzenlenen halk şairleri bayramı (5-8 Kasım 1931); aralarında Âşık Veysel’in de yer aldığı on beş âşığın tanınmasına imkân sağlar. Sivas’ta görev yaptığı okullarda Türkçe ve musiki derslerinin yanında; tarih, coğrafya, tabiat bilgisi ve Fransızca dersleri de veren Muzaffer Sarısözen, 19 Ekim 1933 tarihinde Sivas Lisesi’nde müdür yardımcılığı görevine getirilir. Muzaffer Sarısözen, 1936 yılında Ankara’ya çağrılarak; Ankara Devlet Konservatuvarı’nın kuruluş günlerindeki derleme gezilerini gerçekleştirecek heyet üyeleri arasında yer alır. Bu sıralarda, Atatürk’ün özel isteğiyle; Mûsiki Muallim Mektebi’nden iki sınıf alınarak Ankara Devlet Konservatuvarı’nın da kuruluşu gerçekleştirilir. Konservatuvar bünyesindeki müzik arşivinin başına getirildiği hâlde, bu kuruma tayini hemen yapılmayan Sarısözen, Sivas’ta başlatılan ilk derleme gezilerini gerçekleştirecek heyete derleyici sıfatıyla dâhil edilir. Türk mûsikî tarihinde Ankara Devlet Konservatuvarı Derleme Gezileri olarak anılan ve 1937-1953 yılları arasında sürdürülen bu faaliyet, Dârülelhan’dan sonra Cumhuriyet döneminin ikinci ve en büyük organizasyonu olarak kayıtlara geçer. Sarısözen, 1 Kasım 1938 tarihinde, Ankara Musiki Muallim Mektebi’nden sağlanan şan öğretmenliği kadrosuna istinaden müzik arşivi şefliğine tayin edilir. Bu sırada yayım hayatına yeni başlayan Ankara Radyosu’nda halk müziği programlarını hazırlayıp sunan Sadi Yaver Ataman’ın 1940 yılında ikinci defa askere alınması üzerine yayımdan kaldırılan program, Sarısözen’in yönetiminde yeniden başlatılır. Muzaffer Sarısözen tarafından kurulan, adını bir radyo programından alan ve günümüzde Yurttan Sesler Korosu olarak da bilinen Türk halk müziği sanatçı kadrolarının ilk çekirdeği bu süreçte ortaya çıkar. Muzaffer Sarısözen, Ankara Radyosu bünyesindeki bu kadroların benzerlerini 1953 yılında İzmir’de, 1954 yılında ise İstanbul’da oluşturur. Böylece Türkiye Radyo Kurumu bünyesinde gerçekleştirilen derleme gezilerinde tespit edilen türküleri “geleneksel seslendirme” prensipleriyle seslendiren sanatçı kadroları Muzaffer Sarısözen’in gayretleriyle meydana getirilmiş olur. Ömrünün son gününe kadar Ankara Devlet Konservatuvarı kadrosunda görev yapan Sarısözen, burada folklor arşivi şefliğinin yanı sıra, çeşitli dersler de verir. 63 yıllık ömrünü Türk müziğinin gelişimine harcayan Sarısözen, 4 Ocak 1963 tarihinde Ankara’da ölmüştür. Mezarı Cebeci Asrî Mezarlığı’ndadır.

        Dr. Süleyman Şenel 

        Dr. Süleyman Şenel İstanbul’da 1963 yılında doğmuş, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’ndan mezun olmuş [1986], İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Musiki Ana Sanat Dalı Türk Halk Musikisi Alanında “Yüksek Lisans” (1988] ve “Sanatta Yeterlik” eğitimini tamamlamış (1992); ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum, panel ve seminerlere katılmış, konferanslar vermiş; araştırmaları yanında, bir kısım makale ve kitapları hakkında kritikler yayımlanmış, Türkiye ve Türk dünyasında folklorik müzik derlemeleri yapmış; anonim halk müziği, âşık müziği, müzik materyalleri barındıran ses arşivleri ve genel müzik eğitim sistemleri üzerinde çalışmış, saha araştırmalarında 2000’i aşkın ezgi ve folklorik/etnografik materyal derlemiş ve bir kısmını notaya aktarmış; yurt içi ve yurt dışında çeşitli topluluklarla konserlere katılmış, kültürel amaçlı açıklamalı konserler ve kültür-sanat ağırlıklı programlar hazırlamış, bunları sunup yönetmiş, çeşitli müzik albümü çalışmalarında “yayına hazırlayan”, “repertuvar seçici”, “müzik yönetmeni” ve “danışman” olarak bulunmuş; TRT’de, “Halk Müziğimiz” ve “Türkü Yazıları” isimli açıklamalı radyo programları hazırlayıp sunmuş, bunların yanında “Bengi”, “Yöresel Müziğin Ustaları”, “Anadolu Erleri (Seymenler-Yârenler-Ahiler)”, “Sesler, Zamanlar, Şarkılar” ve “Virtüözler (Enstrümanın Ustaları)” başta olmak üzere pek çok televizyon programı ve belgesele danışmanlık yapmış; mezunu olduğu İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda, 1986 yılından itibaren eğitimci olarak çeşitli kademelerde hizmetler vermiş, Müzikoloji Bölümü’nde Etnomüzikoloji ve Müzikoloji Anabilim Dalı Başkanlıkları görevlerini de üstlenmiştir. Hâlihazırda İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda sürdürdüğü öğretim üyeliğinin yanında müzik araştırmacılığı alanında da son dönemlere damga vuran çalışmalara imza atmış; müellif, yayma hazırlayan, hazırlayan sıfatlarıyla 25 kitap ve l00’ü aşkın makalenin sahibi son derece dikkatli, özenli ve titiz bir akademisyendir.

        Muzaffer Sarısözen Kitabı

        İşte böylesine donanımlı bir araştırmacı olan Dr. Şenel tarafından hazırlanan LXIV+999 toplamda 1064 sayfalık Muzaffer Sarısözen kitabı ana hatlarıyla dört bölümden oluşmaktadır. 

        Kitabın I. bölümü Türk Halk Müziği ve Oyunları Hakkında Yayımlanmış Yazılar” (s. 75-280) ana başlığı altında “Türk Halk Oyunları”, “Türk Halk Çalgıları ve Çok Seslilik”, “Müzik Türkleri, Çeşitler, Çeşitlemeler ve Halk Ağzı Terminolojisi”, alt başlıklarında genel olarak “Sivas Halayları ve Çorum Halayları, Barlar”ı (Başbar, Demürağa) ele aldığı yazılarında bu halayların/barların “bölümleri, icra bağlamı, figürleri (bazen de figürlerin anlamları), oluşum şekilleri ve sayıları, katılanların cinsiyeti, ritmik ve melodik yapısı, bazı toplumsal işlevleri” hakkında bilgiler verilmiş; bazı halayları notaya alarak ve bu notalara göndermede bulunarak anlatmalar yapılmış; bazı tasvirleri ve figürleri ise fotoğraflarla veya bazı çizimlerle somutlaştırılmıştır. Özetle, Sarısözen’in halk oyunlarının/danslarının figürlerinin kültürel anlamlarını açıklamaya çalışması; bazı oyunların/ dansların melodik yapısına dayalı olarak (pentatonik) menşei hakkında çıkarımlar yapması dikkat çekmektedir.

        “Türk Halk Çalgıları ve Çokseslilik” üst başlığıyla Sarısözen’in çeşitli yazılarına devam edildiği birinci bölümde “Sivas ve Civarı Nefesli Halk Sazlarında Polifoni Karakterleri” yazısında Sarısözen, halk çalgılarından “tulum ve kaval”ın teknik özelliklerinin çok sesliliğe olanak veren taraflarından bahsederek Türk halk müziği ve onun çalgılarının “polifonik” karakter taşıdığına işaret etmiştir. “Çok Sesli Musiki Kaynakları ve Bağlamalar” [Muhtelif Nota ve Resimlerle] başlıklı yazısında ise bağlama çalgısının teknik yapısı, türleri ve akort (düzen) çeşitlerini anlatarak “polifonik” karakterinin bulunduğuna değinmiş; Orta Asya Türkmenlerinin bağlama çalgılarında görülen polifonik özelliğin Türkiye sahasındaki ortaklığını tespit ve iddia etmiş; bağlama çalgısının tarihsel geçmişi üzerinde durarak varlığını tarih öncesi çağlara kadar götürmüş; polifonik özellik taşıyan ezgilerin nota örneklerine yer vermiştir. “Kaval, Tulum, Çifte” başlıklı yazısında ise bu çalgıları teknik özellikleriyle tanıtarak çalgıları icra eden sanatkârların çoksesliliği bilinçli bir disiplin içerisinde icra ettiklerini; halk tarafından bunun bir karşılığı olduğunun altını çizmiş; bu bağlamda kaval çalgısı için halk dilinde oluşturulan “kaval horlatma” deyiminin çok sesliliği yansıttığını belirtmiştir.

        “Müzik Türleri, Çeşitler, Çeşitlemeler ve Halk Ağzı Terminolojisi”, üst başlıklı birinci bölümün devamında Sarısözen’in “Klasik Türk Musikisi ve Halk Musikisi Münasebetleri-1 “Çifte Telli” başlıklı yazısı yayınlanmıştır. Bu yazıda Sarısözen, klasik Türk müziği ve halk müziğinin “ayrı kaynaklardan gelen ayrı sanatlar olup olmadığı” tartışmalarına katılmış; “çiftetelli” ezgilerinin her iki müzik türüne ait sazların icra şeklinin ortaklığı (solo, dem tutma) üzerinden bu iki müzik türünü birleştirmiştir. “Klasik Türk Musikisi ve Halk Musikisi Münasebetleri-2: Alıştırma-Peşrev” başlıklı diğer yazısında ise klasik müzikteki peşrev algısı ve uygulamasının halk müziğinde tamamen aynı olmadığını; fakat halk müziğinde “alıştırma” denilen ve esas türküden önce “makama kulak alışması ve parmakların ısınması” amacına yönelik icra edilen ezgiler olduğunu; “alıştırma” adı verilen bu ezgilerin klasik peşrevlerin “iptidai” şekilleri olduğunu iddia ederek klasik Türk müziği ile halk müziği arasında bir ilişki kurmuştur.

        “Kitap Tanıtımları, Eleştiriler, Günlük Yazılar ve Bir Armağan” “Uluslararası Halk Oyunları Festivalleri” ve “Muzaffer Sarısözen Dedi ki” alt başlıklarıyla Muzaffer Sarısözen’in kaleminden çıkan, öncelikle Türk halk müzikleri ve oyunları; kitap tanıtımları, eleştirileri; günlük yazıları; müzik türleri, çeşitleri, çeşitlemeleri ve halk ağzı terminolojileri üzerine tespitleri ve ayrıca Türk halk çalgıları ve onların çokseslilik karakterleri hakkında kaleme aldığı ve Sivas Halk Şairleri Bayramı, Çorumlu, Ülke [Sivas], Ülkü [İlk Seri], Ülkü [Yeni Seri], (Maarif Vekâleti) Güzel Sanatlar, Çınar, Türk Folklor Araştırmaları, Köy Postası, Yakutiye, Sivas Folkloru, Aksu, Ulus [Ankara], Yeni Gün [Ankara] ve Sivas (Sivas/Vilâyet), 40’ncı Sanat Yılında Mesut Cemil armağanından ve Türkiye’de İlk Halk Oyunları Semineri [Bildiriler Kitabı] gibi kitap, dergi ve gazetelerde yayınlanan kırka yakın yazıya yer verilmiştir. Kitabın bu sayfalarında Sarısözen’in, 1937 yılında Niğde Halkevi’nin çıkardığı “Niğde Halk Türküleri” dergisini tanıttığı yazısının ardından A. Yılmaz, O. Bayatlı tarafından yazılan “Bergama’da Milli Oyunlar” başlıklı kitap eleştirisi bulunmaktadır. Sarısözen’in Ülkü dergisinde yayınlanan “Musiki Terbiyesi ve Radyo Neşriyatı” başlıklı bir yazıyı yine aynı dergide “Halk Musikisi Hakkında İşaretler” başlığıyla eleştiren yazısına yer verilmiştir. Sarısözen bu yazıda klasik Türk müziği ile halk müziğinin üslup farkı arasında uçurum bulunmadığından hareketle her iki müziği karşılaştırmıştır. “Bir Konser ve Halk Havaları Başlıklı Yazıya Cevap” yazısında ise Sarısözen, Ulus gazetesinde “Yankılar” köşesinde kendisinin hazırlayıp yönettiği bir konsere yöneltilen eleştirilere cevap vermiş; yazı sahibinin halk müziğini ve çalgılarını küçümseyen biraz da alaycı tavrına karşı eleştirel bir tutum takınmıştır. “Elazığ Halk Musikisi” başlıklı yazısında ise derleme heyetiyle beraber gittiği Elazığ’da (1944) tespit edilen iki sesli halk ezgileri üzerindeki kısa düşüncelerini ifade etmiştir. “Mesut Cemil Ne Yapmıştır/Ne Yapmamıştır?” başlıklı yazısında ise Tamburî Cemil’in devamı olduğunu belirttiği Mesut Cemil’in özellikle radyodaki idari görevleri doğrultusunda, radyonun müzik yayınlarının geliştirilmesi, üst düzey sanatçı kadrosunun kurulması ve eğitimi, halk müziğinin “Bir Türkü Öğreniyoruz” ve ardından Yurttan Sesler Saati’nde koroyu ve yayını yönetmesi gibi birtakım hizmetlerini sıralamıştır. “Bir Ağıtın Destanı (Olaylar Boyunca Gazi Osman Paşa Ağıtı)” başlıklı yazısında Sarısözen, halkın vicdanında yaralar açan durumlarda benzer eserin müziğini esas alarak değişik sözlendirmelerle yenilerinin çıkabileceğinden örnekler vermiştir. Plevne Savunması’nın (1877) bir yadigârı olan “Tuna Nehri Akmam Diyor (Osman Paşa)” adlı türkünün müzikal içeriğinin Balkan Harbi yıllarında (1912-13) “Şükrü Paşa”ya uyarlandığı; 1. Dünya Savaşı yıllarında Kafkas Cephesi’ndeki başarısızlıklar nedeniyle “Enver Paşa”yı taşlamaya döndüğünü; Çanakkale Savaşı’nda “Onbeşlilere Ağıt” olduğunu; 1960 İhtilali’nden önce ise “Gençlik Ağıtı” olarak toplumsal içerik kazandığını ifade etmiştir. Yine, “Uluslararası Halk Oyunları Festivalleri (İtalya/Venedik, Fransa/ Biarritz, İspanya/ San-Sebastian)” üst başlıklı birinci bölümün devamında Sarısözen’in söz konusu festivallere katılacak/gönderilecek uzman heyet arasında bulunduğuna ilişkin dönemin bakanlar kurulu kararının resmî örneğiyle beraber çeşitli gazetelerde konuyla ilgili çeşitli haberlere; Sarısözen’in yurt dışındayken bu festivallerle ilgili izlenimlerini çeşitli gazetelere aktardığı mektuplarına; başarılı geçen bu festival sonrası bazı haberlere; diğer taraftan Sarısözen’le yapılan çeşitli gazete ve radyo dergilerinde yayınlanan mülakatlara yer verilmiştir. Bu mülakatlarda Sarısözen, “derleme gezilerinin işleyişi ve sonuçları, radyoda Yurttan Sesler programının etkileri, halk müziği hakkında genel düşünceler” gibi konularda fikirlerini belirtmiştir. Birinci bölüm Sarısözen’in, oğlu Memil’e yedi maddeden oluşan “baba nasihati” ile son bulmaktadır.

        Kitabın II. bölümü “Muzaffer Sarısözen’in Ardından” (s. 281-322) adıyla düzenlenmiş ve bu bölüm Sarısözen’in ardında yazılan yazılara ayrılmıştır. Bu bölümde Sarısözen’in ölümünü duyuran yazılı basının haberleri ile Türk Folklor Araştırmaları dergisinde hakkında çıkan değerlendirme yazıları yer almaktadır. İhsan Hınçer’in, vefat haberini duyurarak (Türk Folklor Araştırmaları, 162), derginin 1963 yılındaki 163. sayısının Sarısözen’e atfedileceğini belirttiği yazısının ardından bu sayıda “Vehbi Cem Aşkun, Ahmet Kutsi Tecer, Halil Bedii Yönetken, Sadi Yaver Ataman, Safa Tangör; Refik Ahmet Sevengil” (Opus, 1963); Faruk Yener (Milliyet, 1963), Cevdet Canbulat (Yankı, 1963), Ali Rıza Avni (Musiki Mecmuası, 1962), Osman Atilla (Sivas Folkloru, 1978), Vedat Nedim Tör (tarihi bulunmayan TRT için hazırlanmış bir konuşma metni), Kemal İlerici (Mızrap, 1985) gibi isimlerin Sarısözen hakkındaki fikirlerini belirtikleri yazılara yer verilmiştir. Devamla Sarısözen’i, öğrencilerinin dilinden anlatan kısımda ise “Neriman Altındağ/Tüfekçi”nin Sarısözen hakkındaki 4 mülakatı; Nida Tüfekçi (1) mülakatı, Ahmet Yamacı’nın TFA dergisindeki 1963 yılındaki yazısı ile Dr. Şenel’in arşivinde bulunan bir yazı; Nurettin Çamlıdağ ise Dr. Şenel’in yaptığı bir mülakat; Avni Özbenli’nin Türk Folklor Araştırmaları dergisinde 1989 yılında çıkan bir yazısı; Alaattin Palandöken’e ait olduğu belirtilen tarihi belli olmayan bir yazı; Mustafa Hoşsu’nun bir mülakatı; Hamit Çine’nin bir mülakatı (1991), “Sazlı Sözlü Anılarım” kitabından (2007) bir bölüm ve Ölümünün 50. Yılı Sempozyumu’nda doğaçlama yaptığı bir konuşma (2013) bulunmaktadır.

        Bölümün devamında “Muzaffer Sarısözen Hakkında Seçme Biyografik Yazılar” başlığıyla Nail Tan (Gündem Gazetesi, Sivas Folkloru), Mansur Kaymak (Türk Halk Müziği ve Oyunları Dergisi), Nida Tüfekçi (Folklor), Haluk Çağdaş (Sivas Şehri Kültür Dergisi) ve Süleyman Şenel’in (50. Yıl Sempozyum Bildirisi) yazılarına yer verilmiştir.

        Muzaffer Sarısözen kitabının III. bölümünde “Muzaffer Sarısözen’in Kaleminden Yayımlanmış /Yayımlanmamış Nota Örnekleri” (s. 468-716) başlığıyla çeşitli dergi veya kitaplarındaki bazı notalar yer almaktadır. Muzaffer Sarısözen’in derlediği, dikte ettiği ve/veya kaynak kişi olduğu eserlerin yayımlanmış ve/veya yayımlanmamış seçme notalarından oluşturulan bölüm hazırlayıcının ifadesiyle en meşakkatli bölümdür. Özellikle bu bölümde yer alan nota örneklerini seçmede Muzaffer Sarısözen’in çeşitli makalelerine ek olarak yazmış olduğu ve yayımladığı notalara; müstakil olarak kendisinin veya üçüncü şahıslarına yayımladığı perakende notalara veyahut da basılı kitaplarında yer alan nota örneklerine kronoloji gözetilerek başvurulmuş ve Sarısözen imzasını taşıyan veya dolaylı olarak onun kontrolünde yayımlandığından büyük ölçüde emin olunan notalar arasından seçimler yapılmıştır. Bölümün ikinci kısmı ise Muzaffer Sarısözen’in el yazısı nota örneklerine ayrılmış olup, söz konusu el yazısı nota örnekleri de, birbirinden bağımsız kaynaklardan temin edilerek bir araya getirilmiştir.

        Yine bu bölümde Dr. Şenel’in belirttiği gibi titizlikle kronolojik olarak seçilen nota örnekleri Sarısözen’in imzasını taşıması veya onun denetiminde yayınlanmış olması gözetilerek verilmiştir “Duygu ve Düşünce (1927)”, “Halk Şairleri Bayramı (1932)”, “Seçme Köy Şarkıları [Seçme Köy Türküleri] (1941), Radyo dergisi (1941-1947), Yurttan Sesler (1952), Osman Atilla’nın “Afyonkarahisar Türküleri” (1957) kitabı, “Türk Halk Musikisi Usulleri (1962)” gibi kaynaklardan çeşitli türkü notalarına yer verilmiştir. Bununla beraber ara bölümde “TRT Müzik Dairesi Başkanlığı Türk Halk Müziği Repertuvarı Sıralı/Süreli Nota Yayınları Arasında Muzaffer Sarısözen Adının Kurumsal veya Şahsi Derleyici, Kaynak Kişi ve Notalayan Sıfatları ile Nitelendirildiği Eserlerden Seçmeler” başlığıyla TRT’nin THM repertuarında bulunan “derleyen ve notaya alanın M. Sarısözen olarak kayıtlı olduğu” türkü notalarından seçmeler yapılmıştır. Bu doğrultuda Sarısözen’e atfedilen/onun adına kayıtlara giren ve doğruluğu şüpheli olanların önüne geçme maksadıyla Sarısözen’in kaynak kişi olarak kendi yöresinden (Sivas) ve çevresinden (öğrencilerinden) derlediği/yararlandığı türküler seçilmiştir. Üçüncü bölümün son kısmında ise “el yazısı” nota örneklerine yer verilmiştir. Bu bölümün amacının Sarısözen’in “nota yazım yöntemlerinin” bilimsel çalışmalarda incelenmesine kapı aralamak olduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda Sarısözen’e ait olan dışında ait olacağı düşünülen notaların nasıl tespit edileceğine ilişkin üstü kapalı bir model de sunulmuştur. Yine bu bölümde Sarısözen’in çeşitli yazılarında da ele aldığı bir konu olan Türk halk müziğindeki polifoni meselesine dair yansımalar notaya aldığı örnekler üzerinden görülmektedir.

        “Ekler” (s. 716-956) başlığı ile oluşturulan kitabın IV. bölümünde ise, Muzaffer Sarısözen’in hayatı ve sanat hayatı ile ilgili yazılardan, yazma/basma belgelerden ve çok sayıda görsel belgelere yer verilmiştir. Bu bölümün ilkinde “İlgili Yazılar” başlığıyla ilk olarak radyonun eğitici bir vazife görmesi gerektiğini savunan “Ahmet Adnan Saygun’un “Musiki Davamız: Musiki Terbiyesi ve Radyo Neşriyatı” yazısı; “Sarısözen Ne Diyor” başlığıyla türkülerin ve halk sazlarının ilkel olduğu eleştirilerine karşı Sarısözen’in karşı cevabını içeren ve Ulus gazetesinde yayınlanan bir yazı; yine aynı gazetede “Yankılar” köşesinde çıkan müzik konulu yazılar; Adnan Saygun’un Ulus gazetesine verdiği bir demeç ve Mahmut Ragıp Gazimihal’in “Venedik Festivali Dolayısıyla Millî Oyunlarımız” başlıklı yazısı; H. Z.’in [Hamit Zübeyr Koşay olmalı] “Sivas Halk Şairleri Bayramı” başlıklı Hâkimiyeti Milliye’de çıkan yazısı yer almaktadır. Ek 2 kısmı ise Dr. Şenel’in de belirttiği gibi “Muzaffer Sarısözen’in Türkiye Radyolarındaki Halk Müziği Çalışmaları ve Yurttan Sesler Topluluğu Hakkında” bir dosyadır. Bu kısımda “Cumhuriyet ve Akşam gazeteleri, Radyo dergisi, Ülke gazetesi (Sivas), Ulus (Yankılar köşesi) gazetesi, Tan gazetesi, Radyo Haftası dergisi, Halk Sesi gazetesi, Radyo Gazetesi dergisi, Yeni Gün gazetesi” gibi süreli yayınlarda yer alan Sarısözen’le ve radyonun halk müziği yayınlarıyla ilgili çeşitli “haberler, değerlendirmeler, tanıtımlar, olumsuz eleştiriler” bulunmaktadır. Ek 3 ve Ek 4 kısmında ise Ankara Devlet Konservatuarı derleme gezilerine ilişkin dönemin basın organlarında çıkan yazılar/ haberler ile derleme fişlerinden çok sayıda örnekler ve konservatuar arşivinde bulunan halk çalgılarının fotoğrafları bulunmaktadır. Ek 5’te ise ADK derlemelerinde geziye katılan uzman ekip ile kaynak kişi olarak yararlanılan insanların fotoğrafları; çeşitli halk danslarının icraları sırasında çekilen görsel veriler yer almıştır. 

        Bu bölümde yer verilen Ankara Devlet Konservatuarı derleme fişlerinde dikkat çeken unsurlar şöyledir: Fişler, il/yöre bazında alfabetik olarak sıralanmış; derlemecilerin derlenen malzemeyi kâğıda geçirme yöntemlerini gösteren örneklere öncelik verilmiş; fişler üzerinde derlemeci sıfatıyla Sarısözen’in adının geçtiği ya da çeşitli kaynak kişilere sazıyla eşlik ettiğini gösterir örneklere yer verilmiş; çeşitli yörelerde önemli âşık ve mahalli sanatçıların (Kastamonu’da Âşık Mümin Meydanî, Konya’da Çopur İsmail vb.)“kaynak kişi” olarak yer aldığı fişler yine öne çıkarılmış; Türk halk müziği içerisinde yörelerin otantik karakterini taşıyan “Ağırlama, Bar, Dedeleme Destanı, Gelin Kına Havası, Güvende, Kolbastı, Ramazan Manisi, Teke Havası, Zeybek” gibi bir kısmı edebi tür içerikli ezgiler seçilmiş; çeşitli halk çalgılarının (çifte zurna, davul kemençe, sıvızgı/sıbızga/sıbızgı, tef, zilli maşa) adlarını içeren örnekler ile bazı vokal seslendirmelere yer verilmiş; “Poşa, Ahıskalı, Ermeni, Laz” gibi etnik kimlik tanımlamalarını belirten bazı örneklere ek olarak “Pir Sultan’dan, Hatayi’den” gibi ifadelerle çeşitli deyişlerle örneklendirmeler genişletilmiştir. Özellikle bu resmî derleme gezilerinde -2000’li yıllarda tartışmaya açılan- Türkçe dışında başka ezgilerin derlenmediğine yönelik olarak gündeme getirilen eleştirilere cevap olarak Dr. Şenel, “Arapça, Avarca, Gürcüce, Lazca, Rumca, Süryanice” gibi etnik içerikteki metinlerin -TRT Müzik Dairesi Başkanlığı THM Merkez Müdürü Kubilay Dökmetaş’a doğrulatarak- 100 civarında olduğunu ve arşivde korunduğunu; bu konuda yöneltilen eleştirilerin konuyu saptırma amacı taşıdığını vurgulamıştır. Kitabın sonuna mütemmim bir “Genel Dizin” (s. 957-999) eklenmiştir.

        Sonuç olarak Muzaffer Sarısözen kitabını kılı kırk yararak yayına hazırlayan Dr. Süleyman Şenel’in okuyucuya yönelik sözlerini paylaşmak, kitabın öznesi olan Muzaffer Sarısözen hakkında bilinmesi gereken önemli hususları ortaya koyması bakımında önem taşımaktadır. Dr. Şenel kitapta Yayına Hazırlarken başlığı altında diyor ki: “İsminin başına “büyük” lafzını ilave ederek, çok daha değerli ve erişilmez kılınmaya çalışılan Muzaffer Sarısözen’in, aziz hatırasına karşı geçmişte büyük saygısızlıklar yapılmıştır. Vicdan ve insaf sahipleri, Muzaffer Bey’in taşıyamayacağı vasıfların sahibi olamayacağını ve abartılı vasıflara bağlı icraatların da kendisinden beklenemeyeceğini bilmelidir. Acı olan şudur ki, birinci derece belge ve kayıtları gün yüzüne çıkartılamadığı için Muzaffer Sarısözen; gerçek vasıf ve hizmetleriyle değerlendirilememiş, ondan kalan belgeler de bilhassa çalıştığı kurumlar tarafından yeterince korunamamıştır. Diğer taraftan, telif eserlerindeki ifadelerle de sabittir ki, Muzaffer Bey yazılarında geniş yelpazeli konularla uğraşmış, meslek hayatında birbirinden farklı kulvarlarda koşmaya çalışmış ve uğraştığı her kulvarda da kendine münhasır, kişilikli işler yaparak kalıcı izler bırakmıştır. Bunların her birini ele alan bir biyografik çalışma da henüz ortaya konulabilmiş değildir. Bundan sonra, Muzaffer Bey’in kendi döneminde ve kendi şartlarında yapmış olduğu işler kronolojik olarak incelenmeli; bizzat onun imzasını taşıyan; ancak kıyıda köşede kalan başta yazıları ve diğer belgeleri; Muzaffer Beye isnat edilen pek çok sorunun, ona yakıştırılan haksız sıfat ve eleştirilerin ve gıyabında yapılan suçlamaların cevabım verecek şekilde bilim-sanat dünyası ile paylaşılmalıdır. Muzaffer Sarısözen’in vefatının 55. yıldönümü vesilesiyle umuyorum ki bundan sonraki süreçte, başta akademik kurumlar olmak üzere bütün ilgililer üzerlerine düşen ödevi alırlar ve gereğini yerine getirirler. Dileğimiz “Muzaffer Sarısözen” isminin; sahip olduğu gerçek sıfat ve unvanlarla, döneminin ve içinde bulunduğu şartların kendisine sağladığı imkânlar ve imkânsızlıklarla ve en önemlisi de birinci derece kaynaklarla anılıp, anlatılması ve yaşatılmasıdır”.

        Muzaffer Sarısözen kitabı, Dr. Şenel’in Ölümünün 50. Yılında Muzaffer Sarısözen Sempozyumu’nda sunduğu bildirideki değerlendirme ve önerilerin somutlaşmış hâlidir. Bu kitap içerisine de aldığı bu bildiride Dr. Şenel, Türk halk müziği çevrelerindeki Sarısözen algısının “abartılı, öznel, yanlış, eksik” niteliklerine vurgu yapmış; Sarısözen’i somut bilgi ve belgelerden hareketle bütüncül ve bilimsel bir şekilde değerlendirmek gerektiğinin altını çizmiştir. Bu bağlamda alanda çalışma yapan kişilerin eserlerindeki bilgi ve belgelere ek olarak kendi kişisel arşiv verilerini titizlikle seçmiş ve kitapta kullanmıştır. Bu kitap -daha önce de ifade edildiği üzere- aslında bilinen ve dağınık malzemenin bir araya getirilmiş biçimidir. Sarısözen’le ilgili doğru arşiv verileri üzerinden oluşturulma mantığı taşımaktadır. Bu sebeple çalışmada “bir değerlendirme/çözümleme” sunulmamış; kitabın bu mevcut hâlinden hareketle araştırmacıların çalışılmamış konulara dikkati çekilmiştir. Başka bir ifadeyle bu kitap Muzaffer Sarısözen’le ilgili biyografik kitapların bilgi ve belge olarak eksiğini tamamlayıcı niteliğe sahiptir. Dr. Şenel’in kitapta kullandığı çalışma yöntemi ve arşiv taraması, arşiv hâkimiyeti, belgeleri karşılaştırma ve doğrulama çabalarıyla “araştıran ve sunan” tarafı ağır basmaktadır.

        Diğer taraftan -Sarısözen’le ilgili sempozyum bildirilerinde de görüldüğü üzere- Türk halk müziği çevrelerinde öteden beri sürüp gitmekte olan Muzaffer Sarısözen odaklı tartışmalarının Sarısözen’i sürekli tartışmanın “onu tanımamak” veya “yanlış tanımak” anlamına gelebileceği de gözden kaçmamalıdır. Bu noktada Sarısözen’le ilgili bir analiz yapamayanlar Sarısözen’i “anıları üzerinden anlatma yolunu seçmekte”; resmî arşiv kayıtlarını bir şekilde kişisel arşivine aktarmış olan insanlar, bu malzemeyi ya saklamakta veya herhangi bir çalışmaya bir parçasını şeklen yerleştirmekte; bazıları girift hâle gelmiş biraz da belirsiz belgeler üzerinden ayrıştırma yapmaya mesai harcamakta; bir kısmı da Sarısözen’in eleştirilebilecek yönleri için gönüllü savunuculuk yapmak yolunu seçmektedir. Muzaffer Sarısözen kitabıyla artık kısır döngü hâlini almaya başlayabilecek bahse konu tartışmalar arasında kaybolmak yerine doğru ve isabetli değerlendirmeler yapmak isteyenlere uygun bir zemin ortaya çıkmış olmaktadır. Merhum Muzaffer Sarısözen’i saygı ve rahmetle yâd ediyor, Dr. Süleyman Şenel’i bu eseri dolayısıyla içtenlikle kutluyorum.