Bugün 10 Kasım 2016 Kocacık’tayız…

Kasım 2018 - Yıl 107 - Sayı 375



        Şol gökleri kaldıranın

        Donatarak dolduranın

        Ol! Deyince olduranın

        Doksan dokuz adıyla

        Sözlerime başlamak istiyorum. Ne diyor “Mevlid”in yazarı Süleyman Çelebi:

        Allah adını zikredelim evvela

        Vacip oldur cümle işte her kula

        Her kim ki evvel onu ana

        Allah asan eder her işi ona

        Evet, biz bir geleneğin Türk-İslâm geleneğinin çocuklarıyız. Nereden geldiğimizi biliyoruz ve nereye varmak istediğimizi de çalışmalarımızla ilân ve aşikâr ediyoruz. Biz, bir fetih nesli yetiştirmek istiyoruz. Allah (C.C.)in izni ve yardımı ile gönüllerin fethini gerçekleştirecek altın bir nesil…

        Türk çocukları! Türk çocukları

        Gözler ileri başlar yukarı

        Yarınki hayat yurt ufukları

        Her şey sizindir Türk çocukları!

        Çocuklar aziz vatan malıdır

        Ulu ağacın birer dalıdır

        Yardım görmeli bakılmalıdır

        Özü ateşli Türk çocukları

        Sevgili çocuklar, size Türk tarihinin altın sayfalarından bazı hakikatleri anlatacağım. Yok!.. Bir masal anlatacağım. Şair şöyle diyor:

        Hocam anlat bana tarihimi anlat

        Muhtacım o tarihe, tarihe biraz masal kat

        “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” diyen Kocacıklı Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk çocukları için bestelettiği marşı konuşmamın hemen başında özellikle hatırlatıyor ve Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 78. yılında 10 Kasım 2016 Perşembe gününde O’nu Türk çocuklarıyla birlikte baba ocağında anıyor, anlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz… Onun için burada sizlerle birlikteyiz, onun için buradasınız… İyi ki geldiniz, iyi ki varsınız… Sizler olmasanız bizim burada ne işimiz vardı… Dünya-ahret kardeşlerimiz, bildiğiniz bir şey ama yine de tekrar etmekte fayda görüyoruz: Osmanlı Devleti’nin yıkılma sürecinde başlatılan Millî Mücadele/Türk İstiklâl Harbi ve onun ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin öncülerinden Mustafa Kemal Atatürk, soyu itibariyle vatanımız Makedonya’nın Kocacık köyündendir. Yani sizin hemşerinizdir… Çok enteresandır, Millî Mücadeledeki komutanların bir kısmı da tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi Makedonya’nın Manastır şehrindeki Askerî Mektepten mezundurlar.

        Mustafa Kemal’in babası Kocacık’tan Selanik’e göç etmiştir ve Mustafa Kemal de bu şehirde dünyaya gelmiştir. Ama Mustafa Kemal, soyunun yaşadığı yerleri hiçbir zaman unutmamıştır. Mustafa Kemal, 1907 ve 1908 yıllarında Selanik-Üsküp demiryolu müfettişliği görevini yaparken sık sık Üsküp’e geliyor, hemşerileri ve diğer vatandaşlarla uzun uzun sohbetlerde bulunuyor. Mustafa Kemal’in amcası yani sizlerin hemşerisi Salih Efendi de Üsküp’te uzun süre başkâtiplik yaptıktan sonra, Üsküp Rüsumat Başkâtipliğinden emekli olmuştur.

        Ben, Atatürk’ün soyunun Makedonya’nın Kocacık köyünden olduğunu 1970’li yılların başında ilk defa; kendisi de Kocacık’tan Anadolu’ya (Bursa-İnegöl’e) hicret etmiş olan edebiyat araştırmacısı, yazar Numan Kartal’dan duymuştum. Numan Kartal hocam, bana Makedonya’ya gidiyorum dediğimde “bizim köye gittiğinde hemşerilerime selam söyle” demişti. Şimdi o selamı size iletiyor ve bu vazifemi de yapmış oluyorum. Numan Kartal’ı bu yaz ahrete uğurladık, Allah rahmet eylesin.

        Biraz önce konuşmamın bir yerinde size “vatandaşlarım”, “hemşerilerim” dedim… Farkında mısınız? Sizler belki bizleri tanımıyor ve vatandaşlığa, hemşerilere kabul etmiyor olabilirsiniz (!) Ama bir hakikat var ki, onu değiştiremezsiniz: “Türkçenin çekilmediği, konuşulduğu, yaşadığı yerler vatandır.” İşte bu hakikate bağlılığımızdır bu anlamlı günde burada bizleri sizlerle buluşturan…

        Aziz hemşerilerim, yukarıda vatan tarifini “dil”den hareketle yapan da Makedonyalı bir başka Kemal’dir. Üsküp belediye başkanının oğlu Yahya Kemal Beyatlı’dan bahsediyorum…

        Hemşerimiz Mustafa Kemal Atatürk diyor ki:

        “Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay öğrenilen bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışıyor. Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlâkını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası, bugün kendini millet yapan her niteliğin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin yüreğidir, beynidir.

        Türk demek, dil demektir. Millet olmanın en belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim diyen kişi her şeyden önce kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir kişi, Türk kültürüne ve milletine bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz.”

        Hemşeriniz-hemşerimiz Mustafa Kemal’in Türkçe ile ilgili tespitlerini daha da uzatarak hatırlatmak mümkündür. Ben sizlerin Türkçe aşkınıza hayranım… Bu uğurda verdiğiniz mücadeleyi yıllar önce basından takip ettim ve o zaman olduğu gibi şimdi de sizleri bu mücadelenizden ötürü tebrik ediyor, alkışlıyorum… Kolay iş değil; siz sadece millî bir direniş göstermiyorsunuz aynı zamanda bir insan hakları mücadelesi veriyorsunuz…

        Bugün burada toplanmamızın sebebi; “Makedonya’da çocukların Türkçe Sevinci” sloganıyla çıkarttığımız BAHÇE çocuk dergisini öncülüğünde, “Ölümünün 78. Yılında Atatürk’ü Anma ve Anlama Adına Açtığımız Şiir Yarışmasıdır.”

        “Atatürk, Makedonya ve Türkiye” konulu bu şiir yarışmasına Makedonya’nın dört bir tarafından yoğun bir katılım oldu. Hatta Türkiye’den, Avrupa ülkelerinden ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden bize ulaşıp bu anlamlı faaliyet için bizi kutlayanlar ve bu ON KASIMDA, Atatürk’ün baba ocağı Kocacık’ta bizimle-sizlerle birlikte olmak isteyenler oldu.

        Bu yarışmada bizimle birlikte olan Jupa Merkez Belediyesine Sayın Belediye Başkanımızın şahsında teşekkür ediyoruz. Kocatürk Derneğine, bizlere ev sahipliği yapan sizlere, Balkan Yazarlar Birliğine, Bahçe çocuk dergisini de yayımlayarak Makedonya’da Türkçe sivil gazeteciliğin ve Türkçe çocuk dergiciliğinin öncüsü olan Yeni Balkan Yayınevine ve onun emektarlarına başta Murtaza Sulooca ve Hacer Sulooca çiftine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

        Bu etkinliği maddî manada ağalığına katkı sunan (ben sponsor kelimesini Türkçe olmadığı için kullanmak istemiyorum. Onun yerine öz be öz Türkçe olan “ağa” kelimesini tercih ediyorum. Bizim kültürümüzde bir söz var: “Ağalık vermekle olur.”) Ramstor’un idarecilerine de teşekkür ediyoruz.

        Elbette ki en büyük teşekkürü bu yarışmaya şiirleriyle katılan çocuklarımıza, onların öğretmenlerine, anne ve babalarına… Bu şiirleri büyük bir özveri ile değerlendiren jüri üyelerimize (Yunus Emre Enstitüsü Türkoloji Projesi kapsamında Makedonya’daki üniversitelerin Türkoloji bölümlerinde görev yapmakta olan Yrd. Doç. Dr. Selçuk Kürşad Koca, Yrd. Doç. Dr. Nazlı Rânâ Gürel ve genç şairimiz Rabia Ruşit) alkışlarımızla sunuyoruz…

        İşte tam da bu noktada aklıma ister istemez şu ayet geliyor: “Maşallah, La Kuvvete İllabillah”

        Şiir, dilin namusu. Şiirleşmiş dili olan toplumlar ancak millet olma vasfını kazanmış demektir. Şiiriniz olmasa, Türkçe yazılan edebiyatınız olmasa size bu diyarlarda TÜRK demezler başka bir şey derlerdi…

        Yarışmanın konusuna dikkat ettiniz mi? “Atatürk, Makedonya-Türkiye”. Makedonya ve Türkiye bizim kültür coğrafyamız, vatanımız, Atatürk ise ortak bir değerimizdir…

        Ben, Makedonya’da Çocukların Türkçe Sevinci BAHÇE çocuk dergisinin editörü olarak, Balkan Yazarlar Birliği’nin kurucularından biri olarak hepinizi bu vesileyle saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

        Yarışmaya katılan okulların adlarını da burada saymak isteriz:

        BrakyaMiladinovski-Sutruga

        M.K. Atatürk-Merkez Jupa

        Mite Bogoevski-Resne

        Namık Kemal-Çalıklı

        Necati Zekeriya-Kocacık

        Necati Zekeriya-Novak

        SandeStreyoski-Kırcova

        Tefeyyüz-Üsküp

        Yaşar Bey-Üsküp

        Bazı şiirler vardı ki; yanlışlıkla usta şairlerden alınmışlardı. Ben onlara yanlışlıkla diyorum çünkü Müslüman-Türk çocuğu, bileğinin hakkından, alnının terinden ve dimağının ürününden başkasına benim malımdır demeyecek kadar asil bir yaradılışa sahiptir… Öyle değimli gençler, milletimizin istiklâl ve istikbali sevgili çocuklar!..Muhtemelen bu şiirler çocuklarımızın ezberledikleri şiirlerdir.

        “Dili bir, gönlü bir, imanı bir insanlar”, Besmeleyle başladık arada bir ayeti hatırlattık konuşmamın sonunda Yasin Suresinden bir ayeti de sizlerle birlikte tekrar etmek isterim: “Selamünkavlen mir rabbir rahim”.. Bakın bu iki ayet; “Maşallah, La Kuvvete İllabillah”, “Selamünkavlen mir rabbir rahim” Atatürk’ün dedesi Kocacıklı Kızıl Hafız’ın zikir haline getirdiği ayetlerdir. Bu bilgiyi de sizlerle paylaşayım isterim…

        Allah (C.C.), birliğimizi bozmasın, birliğimizi ve dirliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin… Sizler eğer benim tanıdığım Makedonyalı Müslüman-Türklerseniz sizler inadına bir olacaksınız, diri olacaksınız, iri olacaksınız… Bugün ve yarın da sizin içinizden yeni Mustafa Kemaller çıkacaktır diye inanıyorum…

        Balkanlarda dün vardık, bugün varız

        Atamdan emanettir sönmeyecek ocağız!...

        Gelin, hemşerimiz, T.C. Devletinin kurucularından Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hakikat Nerede” başlıklı şiirine hep birlikte kulak verelim ve üzerinde düşünelim:

        HAKİKAT NEREDE

        Gafil, hangi üç asır, hangi on asır

        Tuna ezelden Türk diyarıdır

        Bilinen tarihler söylememiş bunu

        Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,

        Dinleyin sesini doğan tarihin,

        Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak

        Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.

        Asya’nın ortasında Oğuz oğulları,

        Avrupa’nın Alp’lerinde Oğuz torunları

        Doğudan çıkan biz, Batıdan yine biz

        Nerede olsa, ne olsa kendimizi biliriz

        Türk sadece bir milletin adı değil,

        Türk bütün adamların birliğidir.

        Ey birbirine diş bileyen yığınlar,

        Ey yığın yığın insan gafletleri

        Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,

        Dünya o zaman görecek hakikat nerede

        Hakikat nerede…