Almanya’da Yaşayan Türklerin Entegrasyon Süreci

Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330



        Almanya’ya, Türkiye ile 30 Ekim 1961’de imzalanan İşgücü Anlaşması’nın ardından Türkiye’den misafir işçi göçü başlamıştır. Bir milyona yakın işçi, Almanya’da 1973’te yaşanan petrol krizi nedeniyle işçi alımlarının durdurulmasına kadar göç etmeye devam etti. Zaman içerisinde bir kısmı Türkiye’ye geri dönerken, günümüzde Almanya’da sayıları üç milyonu bulan Türk kökenli göçmen hayatını sürdürmektedir. Göçün ilk yıllarında çok iyi uyum sağladılar diye kayıtlara geçen Türkler hakkında, hükümetlerin yanlış entegrasyon politikaları sonucu günümüzde uyumsuz, en kötü entegrasyon sağlayan millet olarak haksız değerlendirmeler yapılmaktadır...

         

        Yunanistan, İtalya, İspanya, Yugoslavya ve Türkiye gibi birçok ülkeden işçi talep eden Almanya’nın 1960’lardaki iş gücü (misafir işçi) ihtiyacı sadece geçici süreliğine düşünülmüştü. Acil olarak ihtiyaç duyulan işgücü nedeniyle göçmenlerin kalıcı yerleşmesi hiç düşünülmemiş ve planlama yapılmamıştı. Diğer ülkelerden gelen misafir işçiler için imzalanan işgücü anlaşmalarından farklı olarak Türkiye ile imzalanan anlaşmada Türk işçilerine çalışma ve oturma müsaadesi iki yıllık şart ile verilmiş ve aile birleşimi imkânı ise sağlanmamıştı (Çelik, 2012, s. 155). Uzman doktorların sağlık kontrollerinden geçen, sağlıklı, genç göçmenler genellikle Almanların ve kendilerinden önce gelen diğer milletlerden işçilerin başvurmadığı ve kabul etmediği, sağlıklarını tehdit eden, kötü çalışma koşulları olan ve en düşük ücretlerin ödendiği işleri almıştı. O yıllarda kısa süre çalışıp ülkelerine geri dönecekleri düşünüldüğü için Türk işçilerinin mümkün olabilecek entegrasyonları ve geldikleri memleketleri, gelenekleri ve dinleri hakkında konuşulması gerekli dahi görülmemiştir (Königseder ve Schulze, 2011).