Ay Türk Dilim Ay Ana Dilim

Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330



        Anadilim, güzel dilim, Türk dilim, benim övmeme ihtiyacı olmayan dilim. Beş bin yıllık medeniyet tarihimi, tarihteki izlerimi yüksünmeden bin yıllar boyu günümüze eriştiren dilim. Sen, o dil bilmez, ne dediğini bilmezlerin sözlerine, alınma ana dilim. Hani diyorlar ya, medeniyet Sumer [bana göre bu: Sumar>Subar> Suvar denklemi içinde aranabilir. Belki aynı alanda yaşarken, olağanüstü bir olay onları etrafa dağıtmıştır. İki ırmak arasına gelip konmadılar mı? Neden iki ırmak arasından kopup gelmiş olmasınlar. Dillerine yabancı mıydılar? Ama geldikleri iki ırmak arasında kendi dillerine benzer dil de yok]. Belki de o yüzden medeniyetleri yıkılmasın diye, gelip o ünlü kapılara, MÖ 2500’lerde yardım istediklerinde Kutlar, Sır ve Amu suları kıyılarından kopup geldiler, Sumar’lara yardım ellerini uzattılar. Devletlerini düzene koydular, düşmanlarını sindirdiler ve 2.500 yıl daha ömür sürmelerini sağladılar. Sumarlar, ana gövdeden, Amu ve Sır suları arasından kopup yine iki ırmak-Dicle ve Fırat- arası bir yerde ömür sürdüler. S/Ş değişimi mümkündür. Türk diline fizik yapısı ile benzer ama Türk dili değilmiş, olabilir. Peki, iki dil arasında benzerlikten dolayı kolayca ödünçleme olmuş olamaz mı, olabilir değil mi? Ama iş Türk dili ile olmuş ise, olmaz. Neden? Zamanın bağcısı sazı almış eline, ben istediğim gibi çalarım, sen dinlersin modunda, medeniyetine kökler yaratıp köksüzlüklerini örtme çabasını sürdürüyor. Aah ana dilim, bırak bizlerin kadim köklerini aramasını, yaşadığımız zamanı bile korumakta acze düşmüş durumdayız.

         

        Benden daha iyi bilirsin ana dilim, MÖ 330 civarında bu yerlerde şu kağan yönetiminde şu Türkleri yaşıyordu. İskender’i karşılamışlardı. Kim bilir İskender gelinceye kadar kaç bin yıl oradaydılar. Güzel evladın Kaşgarlı Mahmud iyi ki bunu kayda geçirmiş. Yoksa kim anlatırdı bize bu gerçeği? Acaba şu bizim Hun diye söylediğimiz Türkler, hani Çin kaynaklarında okunuşu Şungnu -hsiung nu, xiong nu- diye belirlenen ad, bu Şu’lar olmasın? Ne tesadüf değil mi, onlar o tarihlerde doğuya yürümüşlerdi demek ve Çin önünde göründüler ve Tanrı Kutı Bodun -mo-tun- Kağan ortaya çıkıvermişti. Bu gerçekliği kim ortaya çıkarıp tarihi ve zamanı aydınlatır, dersin acaba? Elbet benim hayırlı evlatlarım diyeceksindir. Önce bu gerçekliği bir yabancı âlim, Landsberger söyledi. Bir de evladın, rahmet olsun, Osman N. Tuna çıktı, dil bağı kurdu, ama ölünce, işler öylece durdu. Şumar kavminden kalan izler, dil yadigârları arasında yer alan unvanlar, kağan adları, onca sözcük senden miras. Yazıları da ifade biçimleri de bir biçimde sana benzeş, etrafına yabancı anadilim. Ne dersin, bu yaşadığın süreç, nasıl bir anlatım dili süreciydi. Şimdi bu süreci anlayıp açıklamaktan aciziz. Elin ağzına bakıp ahkâm kesip duruyoruz.