Farkındalık Bilinci

Haziran 2016 - Yıl 105 - Sayı 346



        FARKINDALIK BİLİNCİ

        Kurulu bir dünya düzeni içinde doğan insanoğlu, ilk yaşlardan itibaren etrafındaki olup bitenleri fark etmekle hayatı özümsemeye başlar. Yaşanmışlıklar, gözlemler, öğrenmeler yoluyla yaşadığı ortama uyum sağlamaya çalışır. Olup bitenleri akıl etme, birbirleriyle olan farklılıklarını, farklılıkların ayırımına varabildiği kadarıyla kıyaslama imkânı bulur. Bütün çaba kendi ve başkaları arasındaki ilişki ve ilişkiler yumağı arasında gider gelir. Olguları ne kadar derinlemesine ve doğru algılayabilir, olayları ne kadar anlayabilirse, o düzeyde kendince bir içsel yapı oluşturur. Oluşturduğu yapı sayesinde kendi yaşantısına yön vermeye çalışır. Bunu yaparken ne kadar kendi olabilmeyi başarabilirse, o nispette ben de varım diyebilme hakkına sahip olur. Bunu yapabilmesi öncelikle kendi fiziksel ve ruhsal gücünün, içinde yaşadığı toplumun ve değerlerinin, yaşam şartlarının, çevresinin, iletişimde ve ilişkide olduğu kişi ya da kişilerle birlikte, sahip olduğu bilgi birikiminin farkında olmasına bağlıdır. Geçmişi tanımak ve özümsemek, yaşanılan anın bilincinde olmak, geleceği hakkında öngörü sahibi olmak, bütün bunlarla ilgili duygu ve düşüncelerini katarak anlamlandırma çabasında olmak, farkındalığını pekiştirecektir.

        Farkındalık; olgu ve olayları doğru okuyabilme, derinlemesine görebilme, tanıma ve anlama konusunda bilinçli yaklaşabilme, ön yargısız ve tarafsız bakabilme kabiliyetidir, diye izah edilebilir.

        Bir başka açıdan farkındalık, kişinin yaşanmışlığı içinde neye sahip olup olmadığı yönünde duygu, düşünce ve duyumlarını zihinsel olarak tarif edebilme, insanın kendisini ve kendisiyle ilgili olanlara dışarıdan farklı bir gözle bakabilme hâli, mantıksal uyanıklık sürecidir de denilebilir.

        Kişisel Farkındalık

        Yaratılanlar içinde farklı bir yere sahip olan insanoğlu, kendi içinde de benzersizdir, her biri diğerine göre oldukça farklılıklar arz eder. Yüzeysel olarak benzer gibi görülebilenlerin bile, detaylara inildiğinde beklenildiği kadar ortak yönlerinin olmadığı görülür. Bu kadar farklılık arz eden yapı tanınmadan, onunla ilgili alınacak kararlar isabetli olmayacaktır. Bir insanın başkası tarafından incelenmesi, değerlendirilmesinden öte, öncelikle kişinin kendi farkındalığının bilincinde olması elzem olandır. Öncelikle ilgi alanlarını, yeteneklerini, gelişen durumlar karşısında fiziksel dayanıklılığını ve duygusal duyarlılığını, ikilemli dünyada denge unsurunu ayakta tutabilme gücünü ve seviyesini bilebilmek, ancak kişinin farkındalık bilincine sahip olmasıyla mümkündür.

        Kişisel farkındalık, ön koşulsuz olarak insanın kendine odaklanmasıdır. Fiziki yapı yanında içsel yapının da özenle incelenmesi, değerlendirilmesidir. İnsanın kendi duygu, düşünce ve duyularına karşı iç görü kazanması ve kendine yönelmesidir. Duygu, düşünce ve duyumların etki alanı dışında bulunmayı, kişinin onlara dış gözle bakmayı becerebilmesini gerektirir.

        Farkındalık; edinilen bilgiler, deneyimler, etrafta gelişen olaylarla ilgili gözlemlerden etkilenmeden kendine bakabilme yetisi olabildiği gibi aynı zamanda öğrenilebilen bir beceridir de.

        İnsanın hayata uyum sağlaması, yaptıklarından zevk alması ve çevresinde gelişen olaylarda pay sahibi olabilmesi, öncelikle kendi ile ilgili farkındalığıyla doğrudan ilgilidir. Farkındalık, düşünebilme ve yapabilme kabiliyetinin kişinin kendisinde olma hâlidir. Kişinin kendi farkındalığının ayırımında olmasını gerektirir.

        Bu da insanın kendisiyle yüzleşmesi, farklılıklarını fark etmesi, kendi değerini bilmesini gerektirir. Kendine güven duygusunun gelişmesi, kendini sevmesi ve kendi var olanlarını kabullenmekle başlar. İnsanın kendi kendinin farkında olması, kendisine sunulan sonsuz seçeneklerin ayırımına varmasıdır.

        Kişisel farkındalık, insanın kendini sevmesi ve kendisini olduğu gibi kabul etmesini gerektirir. Farkındalığı içselleştirebilmek için insanın kendine zaman ayırması, kendi içine yolculuk yapmasından geçer.

        Farkındalık, kişinin kendi kendisini tanımasıyla başlar. Arzu ve istekleri, ilgi alanları, sahip olduğu yetenekleri ve bilgi alt yapısının ne düzeyde olduğunu bilmek durumundadır.

        Farkındalık, kişinin davranışlarını kendi iç değerleriyle kıyaslaması ve değerlendirmesidir. Duygu, düşünce, duyumların farkında olmak; öfke, nefret, korku, sevgi, yargı, inançlar, sorumluluklar, karşı duruş ve kabullerinin farkında olmasıyla mümkündür.

        Kendi standartlarıyla uyumlu bir yaşam ortamında bulunmadığında olumsuz etkilenecek ve mutsuz olacaktır. Yaşantısını yönetebilmesi, dış dünyanın olumsuzlukları karşısında takınacağı tavrı, fiziksel dayanıklılığının seviyesi ve olaylar karşısında gösterebileceği tepkiyi önceden bilmesini gerektirir.

        Kişinin içsel bütünlüğe sahip olabilmesi; kendi kendisine karşı dürüst olmayı, yapabildikleri ve yapabilecekleri konusunda samimiyet gerektirir. Kişinin iç ve dış dünyasını, hiçbir ön yargıya kapılmadan ayna karşısında görebilmesinden geçer.

        Toplumsal Farkındalık

        İnsan bir kültürün içine doğar. O kültüre rağmen hayatını sürdürmesi kolay olmayacaktır. Toplumsal kabullerin ve retlerin neler olduğunu bilmek uyum açısından önemlidir. İçinde yaşadığı kültürün ortaya koyduğu değerleri görmezden gelerek yaşamını sürdürebilmesi zordur. Aksi halde sıkıntı yaşaması kaçınılmaz olur. İnsanın, kişisel farkındalığının yanında toplumsal farkındalığının da bilincinde olması gerekir. Birlikte yaşadığı toplumun değerleri, kabulleri ve retlerini bilmek uyum için gerekliliktir.

        Köksüz ağaç olmayacağı gibi geçmişi olmayan insan da yoktur. İnsan kendisinden önce yaşamış olan atalarının da farkında olmakla yükümlüdür. Tarihin derinliklerinden gelen yapının nasıl oluştuğu ve günümüze gelene kadar ne gibi badireler atlattığı bilinmelidir. Binlerce yılın süzgecinden geçerken kaybolmadan günümüze ulaşan kültürün ve medeniyetin değeri bilinmeden, toplumsal yapının ayakta durması mümkün değildir. Biz bilincinin oluşması, aidiyet duygusunun gelişmesi tarih bilinciyle mümkündür. Bunun farkında olan toplumlar, bulabildikleri her fırsatı değerlendirerek kendilerine tarihi derinlikler oluşturmaya çalışmaktadırlar.

        Birçok canlıda görülenin aksine insanoğlu, toplu yaşama kültürüne önem veren bir yapıya sahiptir. Gruptaki insan sayısı artıkça ve kapladığı alan genişlediği müddetçe güç kazanır ve kendisini daha bir emniyette hisseder. Birlikte yaşamayı kolaylaştırmak için ortak değerler etrafında buluşma kabiliyeti geliştirirler. Oluşan bu toplumsal değerler, tarihi seyir içinde süzülerek geldiği için sorgulama kabul etmemekle birlikte gelişmeye açıktır.

        “Sen atanı bil ki sen seni bilesin” özdeyişinden hareketle, insanın kendi farkındalığının oluşması, geçmişini bilmekten geçer. Bu manada geçmiş, insanın var olmasına sebep olan atalarıdır. Onların övünülecek başarıları yanında başarısızlıklarının olduğu da görülecektir. Her ikisi de kendi geçmişine aittir. Başarının geri planını öğrenmek ve övünmek yetmez, önemli olan başarısızlığın geri planını öğrenmek ve ondan ders alarak bir daha aynı hatalara düşmeden geleceği planlayabilmektir. Toplumsal hafızanın diri tutulması, tarih bilincinin yaşatılması ve farkındalığıyla mümkündür.

        Çevresel Farkındalık

        Yaşantının sürdürüldüğü çevre, insanı etkileyen önemli unsurlardandır. Çevreden bağımsız ya da ona rağmen anlamlı bir hayat sürdürmek kolay olmayacağı gibi, insanın mutlu ve huzurlu yaşayabilmesi de mümkün olmayacaktır. Çevrenin imkân ve imkânsızlıkları dikkate alınarak gelecek planlaması yapılmalıdır. İnsanın yaşantısı içinde çevre de önemli bir yer tutar. O hâlde çevresel farkındalığın oluşması konusunda özen gerekir.

        Çağın gereksinimlerini ve imkânlarını soyutlayarak yaşamak kolay olamayacağına göre gelişmeleri zamanında ve doğru takip etmek, uyum için zorunluluktur. Bu yapılmadığı takdirde başkalarının yardımına muhtaç kalınır. O da kişisel özgürlüğün kısıtlanması, başkalarına bağımlı yaşamayı kabullenmek demektir. İnsanın kendi olarak var olabilmesi, yakın ve uzak çevreyi tanıması, çevresindeki gelişmelerin farkındalığıyla mümkündür.

        İnsanın, aileden başlamak üzere, aidiyet duyduğu toplumla olduğu kadar, içinde yaşadığı dünya ile de farkındalık geliştirmesi gerekir. İnsan olmanın gereği, uzağında ve yakınında bulunan insanlarla birlikte yaşama kültürü geliştirmesine ihtiyaç duyar. Özellikle içinde yaşanılan çağda, yerelden evrensele uzanan zengin bir medeniyetin sahibi olduğu bilinciyle hareket edilmeli, dar kalıplar içine hapsolunmamalıdır. İnsan, içinde yaşadığı toplum ya da devletin sınırları dışında gelişen olaylara bilinçli olarak bakabilmelidir. Dünyada olup bitenler takip edilmeli, öz kimliği ile varlığını hissettirmeli, gelişmelerin gerisinde kalınmamalıdır. Ekonomik ve teknolojik gelişmelerin sınır tanımadığı küresel dünyanın içinde eriyip kaybolmadan, kendi olarak varlığını sürdürmesi buna bağlıdır.

        Sonuç olarak

        Farkındalığının bilincinde olan kişi, kendinde var olanların farkında olma hâli yanında; onları olduğu gibi kabul eden, doğru ve yerinde kullanan, eksiklerini tespit ederek tamamlama gayreti gösterme konusunda bilinçle hareket eden kişidir.

        Öncelikle kendini tanımak, diğer kişilerle olan farklılığını keşfetmek, birlikte yaşadığı toplumu ve değerlerini doğru tanımak, içinde yaşadığı dünyaya ilgisiz kalmamak ve bütün bunlarla ilgili kendine düşen sorumluluğun farkında olmaktır. Ayrıca, yeryüzünde var olan her nesnenin bir yaratılış gayesi olduğunu bilmekle birlikte, her birinin bir diğerine muhtaç olduğunu -dama taşı gibi birini devirince diğerlerinin de arkasından geleceğini- fark edebilmektir.

        Farkındalık, kişinin uyanık olmayı, kendinden başlamak üzere uzak yakın çevreyi doğru tanımayı, farkı fark edecek kadar bilinçli olmayı gerektirir. Farkındalık bilincine sahip olan kişi, sorumluluğunun farkında olan, her türlü zorluğu sabır ve metanetle karşılayan, başarısızlıklarında hüsrana uğramayan, ümitsizliğe düşmeyen, bahane aramayan, işi başkasına havale etmeyen kişidir. Kabullendiği yapısıyla yaşamayı öğrenir, kendisini geliştirmek için çaba gösterir, sahip olduklarını artı bir değer olarak kullanmasını bilir.