Yetenek Tespiti Merkezli Eğitim

Aralık 2015 - Yıl 104 - Sayı 340



        İnsanlar yetenekleri nispetinde varlıklarını ortaya koyarlar. Öğrenme, var olan yeteneğin gelişmesine katkı sağlar. Yetenek geliştirilmeden öğrenilenlerin yaşantıya uygulanmasını beklemek beyhudedir. Gösterilen çaba ve zorlamalar kişi üzerinde karşı tepkiyi doğurur. Cam kavanozu içine gereğinden/kapasitesinden fazla çakıl doldurmaya kalkarsanız, başarabildiğiniz tek şey; cam kavanozun tuz buz olarak dağılması olacaktır. Böyle bir durumla karşılaşmak ve hüsrana uğramak istemiyorsak, yapılabilecek tek şey var. Öncelikle kavanozların kapasitesi hakkında doğru bilgi edinmek ve içine ne kadar sıvı, ne kadar katı madde konulabilineceğinin tespitini yapmaktır.

         

        Teşbihte hata olmaz diyerek söylemek durumdayım ki; bizim çocuklarımız tuz buz olan kavanoz hesabı, yıllardır heba edilmeye devam edilmektedir.

         

        Çocuklar ne bazılarının dediği gibi doldurulması gereken bir kavanozdur ne de her şeyiyle mükemmel ve tamdır. Onların her biri yaratılışları itibarıyla farklılıklara sahip, kendine has özellikleri olan bireylerdir. Bazıları, yaratılıştan gelen üstün yönleriyle keşfedilmeyi beklerken bazıları da alacağı destekle hayatı doğru tanıma ve gereklerini yapabilmenin gayreti içindedirler. Her biri, eşi benzeri olmayan; farklı yetilere, farklı kapasitelere, ayrı algılama gücüne sahiptir.Her biri farklı gizil güçleri olan kişiliklerdir.

         

        Birbirinden tamamen farklıdimağları dikkate almadan ortaya konan bütün çabalar boşunadır.Bütün çocukları, aynı kalıptan çıkmış bir varlık muamelesine tabi tutmak, ne kadar anlamsız ve yıkıcı bir tutumdur.

         

        Bu açıdan bakıldığında çocukların; arzu, istek ve gelecek ile ilgili hayalleri dikkate alınmadan, ebeveynlerin ve eğitimcilerin deneme yanılma yoluyla tutturdukları bir sistemin içinde eriyip gitmelerine seyirci kalınmakta ve heder olmalarına sebep olunmaktadır.

         

        Demokrasiden, insan haklarından dem vururken bu dünyada, bir defa var olma şansı olan genç insanların gelecekle ilgili düşüncelerini dikkate almamak ne gariptir. Onların yetilerinin ne durumda olduğuna bakmadan, anne babaların kendi hayalleri ve hırsları doğrultusunda bir hayatı,çocuklarına yaşatmak için zorlamaları ne kadar mantıklı bir davranış olabilir. Sorgulanması ve üzerine gidilmesi gereken bir konudur.

         

        Başka bir açıdan bakıldığında günümüz çocukları, dünyaya gözlerini açtıkları andan itibaren; yaptıkları her harekette, söyleyebildikleri her sözde, ortaya koydukları her davranışta anne babalarının ve yakın çevrenin yarış atı olma talihsizliğini yaşamak durumunda kalmaktadırlar. Önceki çocuklara veya akraba eş, dost, komşu çocuklarına göre artı ve eksiklerine göre değerlendirilme şanssızlığına muhatap olmaktadırlar. Okul çağına gelene kadar semizlenip gelişmekte olan bir tay misali muamele görmektedirler. Ana sınıfı/Anaokuluna başlar başlamaz hayat boyu sürecek bir sınav maratonuyla tanışıyorlar.O andan itibaren bir yarış atı muamelesi görüyorlar. Yeme içme ve uyuma saatleri dışında kalan zamanlarda; kendileri için hazırlanmış programlara göre yaşamak zorunda kalıyorlar.