Sabahattin Önkibar’a Cevap

Eylül 2009 - Yıl 98 - Sayı 265



         “Türk Ocakları ehlileştirildi” başlıklı değerlendirmenizi Ocak olarak hayret ve esefle karşıladık. Bu konudaki cevabımızı size şifahi olarak vermeyi tercih ederdik. Ancak Genel Başkanımızın telefonla arayışını cevapsız bırakmak suretiyle kabalığınızı taçlandırmış oldunuz. Kısacık bir yazıda bu derece galiz, incitici ve hakaretamiz bir dil kullanmanız başarıysa sizi kutlarız; bunu mükemmel yaptınız.

         

        Değerlendirmenizin baştan sona derin bir bilgisizlik ve cehalet eseri olmasını kesinlikle yadırgamıyoruz. Ne yüz yıllık bir hizmet çınarı olan Türk Ocaklarını, ne milliyetçi camiayı, ne de ömrünün önemli bir bölümünü, çoğunlukla yarım yüzyılını Türk Milliyetçiliği düşüncesine ve hareketine adamış olan bizleri bilip öğrenecek bir geçmişinizin bulunmadığını siz de kabul edersiniz sanırız.

         

        Enver Ören’in yanı başında yıllar boyunca gazeteci kimliğinizle iş takipçiliği yaparken, çoğunluğu biçare yetimlerin, dul ve emeklilerin nice meşakkatle hazırladıkları birikimlerinin bir takım finansal tezgâhlarla tırpanlanmasına yardımcı olurken, elbette ne Türk milliyetçilerini, ne de milliyetçi kuruluşları bilip öğrenemezdiniz.

         

        Meslek hayatınızın önemli bölümünü kapsayan bu yoğun meşgaleler arasında camiamızı az da olsa tanıyacak zaman bulabilseydiniz şunları fark ederdiniz:

         

        1-     Fikir ve düşüncelerimizi şimdiye kadar hiçbir makam ve sıfat karşılığında değiştirmedik. Çeşitli dönemlerde bazılarının kapıp alıverdikleri çok cazip siyasi teklifleri uzun uzadıya düşünme gereği bile duymadan geri çevirdik. Nefsi anlamda zor görünen imtihanları defalarca verdik.

         

        2-     Bir başka kapıda makam ve ikbal imkânı bulamayınca, çıkar kapıları kapanınca milliyetçi cenahı sığınılacak bir liman gibi algılayıp yanaşan tipleri yıllardır midemiz kabararak izliyoruz. Bizleri bu durumlara düşürmemesi, nefsimizin esiri olmaktan esirgemesi için Allah’a dua ediyoruz.

         

         

        3-     Derdiniz umursanmaksa” diye başlayan cümlenizi, karakter ve şahsiyetinize ait zaaf tezahürü ve haddini bilmezlik olarak algıladığımızdan kınamakla yetiniyoruz. Bulup getireceğinizden bahsettiğiniz insanların hangi meşrep ve meşgalelerden olabileceklerini tahmin ettiğimizden, elimizden, ıslah olmanızı, haddini bilir hale gelmenizi dilemekten başka bir şey gelmiyor.

         

        4-     Sovyet döneminde Moskova’daki müftülükle Türk Ocaklarını kıyaslamanız ise, kurumumuza yönelik küstahça bir saldırıdır. Ve bu davranışınız karakterinize son derece uymaktadır.      

         

          

        Herkesin bildiği mazinize ve kişiliğinize rağmen Yeni Çağ gibi çizgisi, fikriyatı ve misyonuyla önemli bir boşluğu dolduran seçkin bir gazetede yer almanız elem verici bir talihsizliktir.

         

        Her şeye rağmen bulunduğumuz bu mübarek aylarda ıslah olmanızı, daha saygılı ve edepli bir seviyeye yükselmenizi Cenab-ı Haktan diliyoruz.

         

        Bizi bu yazıyı yazmak mecburiyetinde bırakmanızdan dolayı sizi esefle ve şiddetle kınıyoruz.

         

        TÜRK OCAKLARI MERKEZ YÖNETİM KURULU