Türkler’de Yılbaşı

Mart 2010 - Yıl 99 - Sayı 271



        İnanışlarımıza göre Nevruz, Türkler’in özgürlüğünü ilan ettiği gün olarak kabul edilir. Ebul Gazi Bahadır Han, Türk Şeceresi adlı eserinde Nevruzun başlangıcını Ergenekon destanına kadar indirmektedir. Türkler Ergenekon’a çekilip 400 sene burada kaldıktan sonra, 21 Mart günü kendilerine yol gösteren bir bozkurdun öncülüğünde demir dağları eriterek tekrar ata yurtlarına kavuşurlar. İşte o günden beri 21 Mart’ı kurtuluş günü kabul eden Türkler, bir parça demiri ateşte kızdırırlar. Önce Türk kağanı bu demir parçasını bir kıskaçla tutarak örse koyar ve onu çekiçle döver. Sonra sırayla beyler ve halk aynı uygulamayı yapar.

         

        Nevruz: Türklerde yeni-yıl, yılbaşı, yeni - gün olarak bilinir. Nevruz sözcüğü Farsça’dır:  "Nov" yeni, "Raz" da gündür. Sözcük: Nov ile Raz bileşiminden Novraza-Novroza sonra da Nevruza dönüşmüştür. Kaşgarlı Mahmut Divan-ü Lügati’t Türk’te Türkler’in yıl başlangıcının Nevruz olduğunu, bunun da 21 Mart’a rastladığını ifade etmektedir. 12 hayvanlı ilk Türk takviminin başlangıcı da 21Mart’tır. (Amerika’daki Kızılderililer de şu an 12 hayvanlı Türk takvimi kullanmaktadır.)

         

        Nevruz kavramı bir anlayışa göre güneş ve ateştir. İnanışa göre ateş, karanlığı uzaklaştırmak için sürekli yanık bırakılır. Bu durum Türk dünyasında ateş üstünden atlama geleneğini ortaya çıkarmıştır. Onun için bu bayramda nevruz ateşi yakılır. Ateşin üstünden atlanır. Ateşin üstünden atlamak temizlenmek, arınmak anlamındadır. Nevruz: baharın gelişi, suların çoğalması, karların eriyip dağ başlarının görünmeye başlaması, havanın ısınması, türlü çiçeklerin açılması, yeryüzüne yemyeşil bir halı serilmesi, hayvanların çoğalmaları olarak değerlendirilir. Nevruz, bolluk, bereket, hoşgörü,  sevgi ve saygının sembolüdür. Onun için Türkler İşte bu bayramı âşıkların deyişleriyle oyunlarla, halaylarla türkü söyleyerek görkemli bir şekilde kutlarlar.

         

        Zamanla nevruza İslamî renkler de katılmış, dini inanışlara dayalı rivayetler de türetilmiştir. İşte bunlardan birkaçı: Tanrıdünyayı nevruz günü halk etmiştir. Hazreti Ali nevruz günü dünyaya gelmiş, Hz. Fatma ile nevruz günü evlenmiştir. Hz.Nuh, tufandan sonra nevruz günü toprağa ayak basmış. Hazreti Yusuf kuyudan nevruz günü kurtulmuş. Hazreti Âdem nevruz günü yaratılmış, Âdemle Havva cennetten kovulduktan sonra Arafat’ta nevruz günü birbirine kavuşmuştur. Hazreti Yunus, balığının karnından nevruz günü kurtulmuştur.

         

        Bu takvimi kullanan Türk cumhuriyetleri hâlâ yılbaşını 21 Mart olarak kabul ederler. Hatırlarsanız Kayı boyuna mensup Karakeçili aşireti Söğütteki Ertuğrul Gazi Türbesi’nde Yörük Bayramı adında çeşitli şenlikler yaparlar. İşte bu şenliklerin yapıldığı tarih de 21 Mart’tır.       

         

        Anadolu da ise bu gelenek hâlâ devam eder. Halk bu günde bütün varlıkların Allah'a secde ettiğine inanır, bir yıllık yiyeceğin verileceği düşüncesiyle evler boyanır, sofralar türlü yiyeceklerle donatılır. Küskünler barışır, suçlar affedilir. Kızlar ve erkekler nevruz günü dilek tutarlar.

         

        Osmanlı’dan önce Türkler’de pişkeş geleneğinin olduğu bilinmektedir. Osmanlı’larda yeniçeri ağası nevruz bayramında vezirlere ziyafet verir ve çeşitli baharatlardan yapılmış macun ikram ederdi. Günümüzde Manisa'da uygulanan mesir macunu da bu geleneğin bir uzantısıdır. Nevruz, cumhuriyetin ilk yıllarında da coşkulu bir şekilde kutlanmış, 1926 yılında miladi takvimin kabulüyle uygulamadan kalkmıştır.

         

        Nevruz MÖ’ye kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Onun için bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Nevruz'un bir dine, bir etnik kökene bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi, bir ayrılık gayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması fevkalade yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır. Bayramlar bizim, nevruz bizim, cumhuriyet bizim, Atatürk bizim. Ayrılık hiç kimseye saadet getirmez. Unutmayalım ki birlikten kuvvet doğar. Hep beraber el ele yürek yüreğe diyor, yeni yılınızı (Nevruz’unuzu) en içten dileklerimle kutluyorum.