Nevzat Kösoğlu Ülkücü Bir Aydının Siyasi Portresi

Nisan 2014 - Yıl 103 - Sayı 320



        Nevzat Kösoğlu’nun hayatı millî şuur sahibi, mümin-i kâmil bir aydının yaşadığı “bir vatan kurtarma hikâyesi”dir.1* Bu hikâye yekpare bir tablodan ziyade muhtelif fasılları bulunan, iç içe geçerek birbirini tamamlayan dönemlerden oluşur. Fasılların her birinde müşterek olan, değişmeyen ve vatan kurtarma hikâyesini anlamlı kılan temel unsur Nevzat’ın şahsiyetidir, ahlâkıdır, fikir ve düşünce dünyasıdır.

         

        Bütün ömrünü imanı kavi, kıblesi düzgün, milliyetçi bir Türk aydını olarak R. O. Arık’ın tarif ettiği gibi ömrünü “bir cephedeymiş gibi” yaşadı. Gençliğinden itibaren vakarlıydı, mütevazıydı, hasbiydi, cesurdu, imanlıydı; “Unutmayın başucu kitabımız Kur’an’dır… Milli kültür hareketimiz tabi ve zaruri olarak Kur’an’dan başlayacaktır” derdi.

         

        Türk milliyetçiliğinin bir mensubiyet şuuru, kültür meselesi olduğunu söylüyor ve “milliyetçilik milletten yana olmaktır” cümlesiyle en kısa, en özlü tarifi yapıyordu.

         

        Ziya Gökalp’la başlayan, Erol Güngör ile devam eden ve milliyetçiliği sosyolojik perspektife yerleştiren, kültür meselesi olarak algılayan görüşlerin son dönemlerdeki en güçlü mütefekkiriydi. 

         

        “Türk Müslümanlığını yaşayabilirsek, kimliğimizle birlikte iki dünyamızı da kurtarabiliriz” diyor ve ekliyordu: “Türk olmak doğuştan olmaktan daha fazla bir şeydir; bir idraktir, bir heyecandır. Bir cehddir, bir eğitim sürecidir.”

         

        Nevzat Kösoğlu vatan kurtarma hikâyesini farklı yerlerde görev ve sorumluluk yüklenerek farklı sıfat ve kimliklerle sürdürürken, asli çizgisinden, kıblesinden hiç sapmadı. Dünyevî bir hesabı olmadığından tavizsizdi, hayata karşı cesurdu. Bilginin hayatı inşa edebilmesi için mutlaka amele dönüşmesi gerektiğini, bunun iman ve sâlih amel meselesi olduğunu ısrarla vurgulardı. Türkülere sevdalıydı: “Türk olmak, bu hasreti duyarak, bu türküleri birlikte söyleyebilmektir. Bugün kültürümüzün en saf doğrularını türkülerde aramalı” derdi.